ÇOK PARTİLİ HAYAT TEHLİKEDE Mİ?

Zeki SARIHAN

Millet İttifakının art arda yaptığı kalabalık mitingleri 1 Mayıs günü emekçilerin ve devrimci aydınların görkemli gösterileri izledi. Türkiye’nin 21 yıllık yaşadığı bir kâbustan kurtulup aydınlık bir güne çıkmaya hazırlanıyor.  

Çok partili hayatın vazgeçilmezliğini 14 Mayıs 2023 seçimleri bir kere daha kanıtlamış olacak.

Türkiye’de halkın bu hakkı kazanması kolay olmadı. İlk partilerin alana çıktığı 1908 Hürriyet Devrimi’nden beri bu konuda çok gelgitler oldu. Bu uzun süren serüveni anlatmayı başka bir yazıya bırakarak çok partili hayatı bekleyen bir tehlikeye işaret etmek istiyorum.

ANAYASA RAFTA   

Gel zaman git zaman, 2002’de AKP seçimleri kazanarak iktidara geldi. 21 yıldır da iktidarda bulunuyor. Çok partili hayatı öngören Anayasa ve seçim yasalarına dayanarak iktidara gelmiş olan AKP’nin hiç de çok partili hayatı içine sindiremediği görülüyor. Bütün söylemlerinden çıkarılan sonuç şudur. Hâkimiyet milletin değil, Allah’ındır. Allah adına bu hâkimiyeti ona vekâleten AKP’nin “Tek Adam” olan başkanı kullanacaktır. Hüküm verilirken kullanılacak olan belge yani anayasa NAS’tır. İktidarın asıl kadroları ruhban sınıfıdır. Diyanet İşleri örgütü her yerde görülmelidir. Ana sınıflarından başlayarak herkes İmam-Hatip eğitimi almalıdır.

AKP sözcülerine göre bu partinin iktidardan düşmesi, ülkenin İslam karşıtlarının eline geçmesi demektir. Ülkeyi muhalefetin yönetmesiyle, Hristiyanların yönetmesi arasında bir fark yoktur! AKP yerli ve millîdir. Muhalefet ise yabancıların oyuncağıdır.

Böyle bir tehlikeyi önlemek için iktidar ne pahasına olursa olsun elde tutulmalıdır. Elde tutma yolları olarak şimdilik seçim kazanmak için devletin hazinesini son kuruşuna kadar kullanılmakta, kendileri iktidardan giderse ülkenin kargaşaya düşeceği korkusu yaratılmaktadır. Muhalefete her türlü iftirayı atmak, yalan söylemek mübahtır.

Türkiye böyle bir iktidar altında dişe diş bir seçime gidiyor.

AKP SEÇİM SONUÇLARINA RIZA GÖSTERECEK Mİ?

Soru şudur: Ya AKP ve müttefikleri sandıktan çıkamazsa ne olacaktır? Onun “Buraya kadarmış, ne yapalım, halk bizi seçmedi, razı olalım” demesi mi bekleniyor? Bu hükümetin yönetimi altında yaşanan deneyimler bunun hiç de böyle olmayacağı anlaşılıyor. Hani 8 yıl önce 7 Haziran 2015’te genel seçim yapılmıştı. AKP tek başına iktidar olacak çoğunluğu kazanamamıştı. O gün “Güneşli Bir Bayram Sabahı” başlığı ile paylaştığım yazıda 11 yıllık AKP iktidarının gidişinden doğan sevincimi dile getirmiştim. Sevincimiz kursağımızda kaldı. Erdoğan allem etti kallem etti, “İstikşafi” görüşler yapıyorum diyerek milleti haftalarca oyaladı. Ana muhalefet partisinin başkanına hükümeti kurma görevi vermedi. Öteki partilere koalisyon kurdurmadı ve ülkeyi yeni bir seçime götürdü. Kendisi için hâlâ sırlarla dolu kazanma koşullarını hazırlayarak iktidara kene gibi yapıştı.

AKP’nin seçim sonuçlarına razı olmadığının kanıtları, son yerel seçimlerde de görüldü. HDP’nin kazandığı hemen bütün belediye başkanlarını görevden alarak yerine kendi adamlarını getirdi. İstanbul Büyükşehir seçimlerinin yalnız muhalefet adayının kazandığı Büyük Şehir Belediye başkanlığı pusulalarını iptal ettirerek bu kez kazanırım umuduyla yeni bir seçim yaptırdı. Daha büyük bir farkla seçimi kaybetti ama bu kez de o Belediyeleri, yalnız onu değil muhalefetin kazandığı belediyeleri çalıştırmamak için elinden geleni yaptı, yapıyor.

Hiç şüphemiz olmasın, zaten dillerinden de anlaşılıyor, mevcut hükümet bütün silahlarını ortaya koyduktan sonra bile seçimi kazanamazsa iktidarını sürdürmek için başka bir planlar yapıyor. Bunların ne olduğunu henüz bilmiyoruz 14 Mayıs gece yarısında seçimi kimin kazandığını ilan edecek olan Yüksek Seçim Kuruludur. Bu kurulun geçmişte aldığı partizanca kararları hatırlamayan var mı?

İKTİDARIN HİZBULLAŞMASI

Partili Cumhurbaşkanı mı olur? Ve bu cumhurbaşkanı, partili kimliğiyle meydan meyan gezip muhalefete ağıza alınamayacak sözlerle hücum etmesinin adaletle uzaktan yakından bir ilgisi var mı? İçişleri ve Adalet Bakanları bile, centilmenlik gösterip seçimlerin güven içinde yapılacağını kanıtlamak için istifa etmeyi düşünmüyorlar. Arkalarını sıvazladıkları çok açık olan bazı saldırganlar, muhalefet partilerinin binalarına ve seçim bürolarına silahlı saldırılarda bulunuyorlar. Silahlı bazı grupların ortalığı kana bulamak için işaret beklediklerini de bilmeyen yok.

Demokrasiden, insan haklarından nasibini almamış, dinle devlet işlerinin ayrılmadığı bazı ülkelerde “Hizbullah” adlı partiler faaliyet gösteriyorlar. “Hizbullah”, “Allah’ın Partisi” demektir. Türkiye’de bu görevi AKP üstlenmiş görünüyor. Türkiye Hizbullah’ının uzantısı olan bir partiyi ittifaklarına almaları, Meclise ve hükümete sokmaya hazırlanmalarının başka anlamı var mıdır?

Önümüzdeki günlerde önemli gelişmeler olabilir. Türkiye, bu iktidarın seçimi kaybettiği halde işbaşında ayrılmak istemeyişi yüzünden sonu gelmeyecek bir kargaşanın, çatışmanın içine düşebilir.

Seçmenlerin, iradelerini sandığa atacakları pusulalarla belirtmesi kolaydır. Türkiye’de zor olan bu iradenin sandıktan çıkmasıdır. Daha da zor olan iktidarı devralmaktır. Türkiye’nin bir Ortadoğu ülkesi hâline getirildiğini yıllardır boşuna söylemiyoruz. (1 Mayıs 2023)

zekisarihan.com

 Millet İttifakının İzmir mitingi (30 Nisan 2023) 1 Mayıs mitinglerinden