“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü, ne yazık ki basın ve ifade özgürlüğünün ağır baskı altında olduğu bir dönemde karşılıyoruz. Bugün gazetecilik, kamunun haber alma hakkını güvence altına alan bir meslek olmaktan çıkarılmakta; iktidarın hoşuna gitmeyen gerçekleri yazmanın bedelini ödemeye zorlanan bir faaliyete dönüştürülmektedir. Medya alanı sistematik biçimde tek sesli hale getirilirken, RTÜK gibi Anayasal denetim kurumları asli görevlerinden uzaklaştırılmıştır. Muhalif yayın yapan kanallara yönelik ekran karartmalar, para cezaları ve yayın durdurma kararları ifade özgürlüğüne açık bir müdahale niteliği taşımaktadır. Aynı ihlallerin iktidara yakın mecralarda görmezden gelinmesi ise bu uygulamaların siyasi saiklerle yürütüldüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
Baskı rejimi yalnızca idari yaptırımlarla sınırlı değildir. Basın İlan Kurumu aracılığıyla uygulanan ilan kesme cezaları, özellikle yerel basını ekonomik olarak boğmakta; yüzlerce basın emekçisinin yaşam güvencesini tehdit etmektedir. Resmî ilanlar, kamusal destek aracı olmaktan çıkarılıp bir cezalandırma ve hizaya sokma mekanizmasına dönüştürülmüştür. Basın kartı ve akreditasyon süreçlerinin keyfileştirilmesi, güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler ve sendikal hakların gaspı gazetecileri meslekten uzaklaştırmaktadır. Bu koşullarda, Muğla yerel basını, tüm ekonomik baskılara, ilan kesme cezalarına ve güvencesiz çalışma koşullarına rağmen, halkın haber alma hakkını savunmayı sürdüren onurlu bir mücadele vermektedir.
Susturulan her haber, halkın haber alma hakkına vurulmuş bir darbedir. Gazeteciliğin suç sayılmadığı, özgür, bağımsız ve çoğulcu bir medya düzeni için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. Tüm baskılara rağmen hakikatin peşinden yürüyen basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü dayanışma duygularımla selamlıyorum.”