BUNLAR BENİ KONUŞTURMAYACAKLAR ANLAŞILAN!

Zeki SARIHAN

 

 

Epeydir bir polisin muhatabı olmamıştım. Geçenlerde memleketim olan Fatsa Emniyetinden bir polis memuru telefon ederek kimliğimi doğrulattı. Fatsa Savcılığı, 30 Temmuz 2020 günü Fatsa’da yayın yapan haftalık Güneş gazetesinde yayımlanan “350.000 İnsan Ayasofya’da Neden Toplandı?” yazım hakkında soruşturma başlatmış. Telefon numaramı gazeteden almışlar.

Biraz kaygılanmadım desem yalan olur. Savcılıklarda sorgulanan gazetecilerin başına gelenler, herkesin malumu! “Bir ifade için bi zahmet karakola kadar gelir misiniz?” kibar davetinin ardından sizi nelerin beklediğini tahmin etmek güçtür!

Fatsalı bir avukat arkadaştan bu soruşturma neyin nesidir diye öğrenmesini rica ettim. Savcılık kalemine gidip sormuş. Verdiği bilgiye göre, meğer hakkımda açılan dosya bir değil iki imiş! Dosya numaralarını da öğrenmiş.

BİR YILDAN ÜÇ YILA KADAR!

Birinden Türk Ceza Kanununun 216 maddesine göre yargılanmam isteniyormuş. Maddenin 1. Fıkrası “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısında açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan, üç yıla kadar…” 2. Fıkrası: “Halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar…” 3. Fıkrası: “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar…” diyor.

Hangi yazıdan ötürü açıldığını öğrenemediğimiz ikinci dosya TCK 301. Maddeden. Onun dört fıkrası var. “(1) Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi altı aydan iki yıla kadar… (2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.”

Gelelim 3. Ve 4. Fıkraya. Aynen şöyle: “(3). Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.  (4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır”

Fatsa Savcılığı Korona salgınından ötürü, doğum tarihime bakıp beni Fatsa’ya çağırmadığına göre, ifademin talimatla alınacağı anlaşılıyor. Günlerdir bir polis veya jandarmanın Ankara’da kapımı çalmasını bekliyorum!

Ben bu yollardan geçmemiş değilim. Sözlerimden ve yazılarımdan ötürü 53 yıldır dönemin iktidarları tarafından sorgulandım. Mahkemelere verildim. Okuldan atıldım, sürgüne gönderildim. Hapiste de yattım! Hepsinden aklandım. Bu soruşturmadan da aklanarak çıkacağım açık.

Öğretmen Dünyası’nda 1990’da yayımlanan  “Eğitimde Rüşvet: İstemem Yan Cebime Koy” başlıklı araştırma dosyamdan ötürü sürgün cezası aldığımda bir öğretmen arkadaş “Anlaşılan bunlar seni konuşturmayacaklar” demişti. Dönemin Millî Eğitim Bakanı Avni Akyol ise bu sürgünden haberi olmadığını söyleyerek “Burada gözümüzün önündeydin. Kırmıyordun, yıkmıyordun, yalnızca yazıp konuşuyordun. Gittiğin yerde sanki konuşmayacak mısın? Bu sürgünden öğretmenin eline ne geçti, Bakanlığın eline ne geçti?” diye tepkisini dile getirmişti.

1990’lı yıllar, Türkiye’nin hak ve özgürlüklere açıldığı yıllardı. Gelişmeler, günümüzde bu ufukların gitgide karardığını gösteriyor…

ŞİMDİ NE YAPMALIYIM?

Benimki de huy işte. Yazmadan geri duramıyorum. Hani herkesin kötü bir alışkanlığı vardır ya! Her ne kadar e-posta adresim kaç kez devre dışı bırakıldıysa, Googol grubumda artık yazı paylaşmam mümkün olmuyorsa, hatta bloğuma bir süredir yeni yazılarımı koymam engelleniyorsa da…

Şimdi ne yapmalıyım? Her ihtimale karşı ifadeye giderken sıkı giyinmeli, yanıma da bir battaniye almalıyım! Deneyimlerim bana bunu hatırlatıyor. Bir de ilaçlarımın bir listesini yapmalıyım.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın kendisini sorgulayan savcıya yazdığı şiiri de savcının önüne koysam fena olmaz. Şiirin son bölümü şöyle:

 

“Savcı nedir düşündün mü,

Yazıları suçlu kılan?

Usla, yürekle büyümüş, gündüzler geceye karşı,

Ama nedir çağlar üzre

Beni senden güçlü kılan.”

 (2 Eylül 2020)