New Orleans, ABD’nin Louisiana eyâletinin en büyük şehridir. Meksika körfezi ile Pontchartrain gölü arasında yer alan dünyanın en hareketli liman şehirlerinden biri olarak kabul edilir.
Başta Kongo olmak üzere, Avrupalılar tarafından köleleştirilerek Saint-Domingue'ye (bugünkü Haiti) getirilen Batı Afrikalı köleler daha sonra 1700’lerde Fransızlar tarafından Mississippi nehri kenarındaki bu bölgeye yerleştirilmiş.Haiti denilince yaşanmış bir olayı anlatmadan geçemeyeceğim: Amerika kıtasında ABD'den sonra özgürlüğünü ilk ilan eden ülke ve siyahilerin ilk köle olarak getirildiği Haiti ‘de Apartheid dediğimiz ilginç bir Irk Ayrımıyla karşılaştım. Cap Haitien'de kaldığım Otelin dışında Şehirde dolaşırken beyaz tenli hiç kimseye rastlamadım. Birden karşıma çıkan bir Köpek havlamaya başladı. Çevredekiler Kreol Fransızcasıyla şöyle bağırdılar :
"Mösyö ! Mösyö! Köpek, Siyah olmadığınız için havlıyor size. Birazdan sizi ısıracak. Derhal ana caddeye geçin!"
Küçük köpekten korktum ve ilk defa Beyaz adam olduğum için de utandım(!). Haiti ile ilgili bir başka anım daha var: Dünyada “Q” harfiyle başlayan tek ülke olan Katar’ı anlatırken şöyle bir ifade kullanmıştım: Fast Food’un girdiği yere medeniyet de girer. Hamburger,kızarmış patates ve kola türü besinlerin bağımlılık yarattığını bildiğimiz halde bu yiyeceklerden vaz geçemiyoruz. Fast food ‘un ekmeğindeki kompleks karbonhidratlar çok fazla olduğundan yedikçe yeme isteğimiz artıyor. Ayrıca içindeki “Çin tuzu" olarak bilinen katkı maddesi Monosodyum Glutamat da bu arzuyu daha da körüklüyor.İşte şu anda Amerika kıtasının en fakir ülkelerinden biri olan Haiti’nin Cap Haitian şehrinde Fast Food restoranları olmadığı için aç kaldım.Street Food dediğimiz Sokak Yiyeceği kızartılmış muz ile günlerimi geçiştirdim.
İngilizler, 1755 yılında Kanada’nın “L’Acadia” şu anki adıyla Nova Scotia bölgesinde yaşayan Fransızları New Orleans’a sürmüşler. Gelenlere Acadian denilmiş ve bu isim daha sonraları Cajun’a dönüşmüş. Amerikan mutfağında Tavuk ve Patates yemeklerinde kullanılan Cajun baharatı kültürünün hakimiyeti özellikle New Orleans mutfağında hissediliyor.
New Orleans, 1800’li yıllarda liman kenti olarak gelişmiş ve önemli bir ticaret merkezi olmuş. 1803 yılında ABD, New Orleans’ın da dahil olduğu Fransızların hakimiyetindeki bölgeleri satın almış.
Çevresindeki pamuk ve tütün tarlaları ise; Köle ticaretinin en yoğun olduğu şehirlerden biri olmasına yol açmış.
Fransa’nın Orleans şehrinden buraya gelenlerin Yeni (New) Orleans ismini taktıkları rivayet edilir. Aynı iddia York’lular tarafından New York için de geçerlidir.
New Orleans; “Big Easy" “Büyük Kolaylık “ ve körfezin şehri bir hilal gibi bölmesi nedeni ile "Cresent City" “Hilâl Şehri” olarak da adlandırılır
New Orleans, Afrika, Amerika ve Fransız kültürlerinin zaman içinde kaynaşması ile ABD’nin başka bölgelerinde göremeyeceğiniz farklı bir kültür oluşumunu yakalamış. Bu etkileşim sonucunda şehir Blues ve Caz müziğinin kalbi olmuş diyebiliriz. Malûm olduğu üzere Blues, 400 yıllık geçmişi olan ve temeli Afrika'ya dayanan, bir müzik türüdür. Kökleri Afrika'da bulunan blues, 17. yüzyıldan itibaren Afrika'dan getirilen kölelerin tarlalarda çalışırken söyledikleri hüznü, umudu, özgürlüğü ve derin acıyı anlatan şarkılardan doğmuştur.
KATRİNA KASIRGASI
New Orleans; insanoğlunun müdahalesi ile değiştirilen Mississipi nehrinin okyanustan erişilebilen liman şehri olmuştur. Bu müdahale ve nehrin her sene taşıdığı mil ve alüvyonun engellenmesi sebebi ile gevşek zeminini geri dönmeyecek şekilde kaybetmekte ve batmaktadır. Esasında Meksika körfezinde her yıl milyarlarca varil petrol sondajı yapılması tüm ABD güney sahillerinin yavaşça altını oymaktadır. New Orleans 50 sene sonra ana karadan (sağlam zemin) 90 km uzakta ve denizin -15 metre altında kalacaktır
2005 yılının Ağustos ayında ABD tarihinin en şiddetli felaketlerinden birini yaşadı bu şehir… “Katrina Kasırgası” şehri vuruyor. Pontchartain Gölü ile Mississippi nehrinin arasında kalan New Orleans şehrinin %80’i kasırganın etkisiyle suların altında kalarak büyük acılara sahne oluyor.
100 milyar doların üzerinde maddi hasar bırakan kasırga maalesef 1000’e yakın kişinin ölümüne sebebiyet vermiş.
Katrina’dan sonra Mississippi nehrinin tekrar taşması olasılığına karşın özellikle Downtown, French Quarter bölgelerine zarar vermemesi için yaklaşık 3 metrelik duvarlar örülmüş. Zaten bu bölgeler Katrina kasırgası esnasında da daha az etkilenmiş.
FRANSIZ MAHALLESİ
Canlı gece hayatı ve dökme demir renkli balkonlarıyla ünlü French Quarter şehrin tarihi merkezidir.
Şehrin kalbi de French Quarter’da atıyor. Barlar, restoranlar, müzik kulüpleri, antikacılar, sanat galerileri ne ararsanız bu bölgede yer alıyor.
Gündüz ise French Quarter’daki sokaklardaki evlerin balkonları fotoğraf severlere çok güzel manzaralar sunuyor. Birçok yerde denk geldiğiniz canlı performansları izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacasınız. Sokaklarında dolaşmak gerçekten çok keyifli bu şehrin…
Kalabalıkların gözdesi Bourbon Street'te caz kulüpleri, Cajun restoranları ve cazip kokteyller servis eden hareketli barlar bulunuyor. Daha sessiz sokaklar, gurme yiyecekleri ve yerel el sanatı ürünleriyle Fransız Pazarı'na ve heybetli St. Louis Katedrali'nin önünde insanları eğlendiren sokak sanatçılarıyla Jackson Meydanı'na çıkar.
BOURBON STREET
Bourbon Caddesi, New Orleans'ın Fransız Mahallesi'nin kalbinde tarihi bir caddedir. Canal Street'ten Esplanade Bulvarı'na on üç blok uzatan Bourbon Street, birçok barı ve striptiz kulübü ile ünlüdür.
Bourbon Street inanılmaz kalabalık ve eğlenceli. Gece sokak trafiğe kapatılıyor ve herkesin elinde bir bardak veya şişede içkisi keyifle dans edip, içkisini içiyor. Kimse kimseye saygısızlık etmiyor.
Bu Caddenin sonunda St.Louis Katedrali bulunuyor. Tören sonrası evli çiftler önden yürürken mahalli Caz Orkestrası davetlilerle birlikte arkadan geliyor.
SUÇ ORANI YÜKSEK
Günümüzde şehrin ekonomisinin dinamosu turizm ancak eğitim seviyesi ve suç oranının yüksekliği de şehrin en önemli sorunlarından diyebiliriz. ABD’de güney eyalet ve şehirlerinin maalesef ortak kaderi bu. Ekonomisi zayıflayan her şehrin hem eğitim seviyesi kötüye gidiyor hem de suç oranı yükseliyor. Bu şehir ve bölgelerde ağırlıklı nüfus siyah ırktır. Irkçılık kişisel olarak belirgin olarak yapılmasa da siyasette, bürokraside ve toplumda hâlâ yerini koruyor olması çok üzücü.
CAZIN DOĞUM YERİ KONGO MEYDANI
Caz’ın doğum yeri olarak New Orleans’daki Kongo Meydanı kabul ediliyor. Afrikalı çalışanlar her pazar günü Kongo Meydanında buluşup kendi müziklerini yaparak ve şarkılarını söyleyerek acılarını dindirmeye calışıyorlarmış. Afrikalıların yaptığı müziğin lokal kilise müziği ile yorumlanması sonucunda Caz müzik doğup gelişmiş ve zamanla şehrin can damarı olmuştur.
MARDİ GRAS KARNAVALI
New Orleans’ta hayat felsefesi olarak Escapism (Gerçekten Kaçış) ‘ın benimsendiği görülmektedir. New Orleans’ı her yıl çekici yapan karnavallarda giyilen kostümlerin asıl amacı, bir süreliğine de olsa kendi kimliklerinden sıyrılıp, olmak istedikleri şeye bürünmektir.
İşte dünyanın en ünlü karnavallarından sayılan “Mardi Gras” kutlamaları da bu kaçışın bir örneğidir.Fransızcadan geldiği için okunuşu ise “mardi gra” dır. Hristiyanlıktaki büyük perhiz (Lent) dönemine hazırlık için yapılan Mardi Gras sezonu, Noel’den sonraki 12. gecede yani 6 Ocak’ta başlar. Mardi Gras (Fat Tuesday diye de geçer) günü o yılki Easter (Paskalya) gününden 47 gün önceki Salı gününe denk gelir. (3-Şubat 9-Mart arasındaki bir Salı günü)
Karnaval boyunca özellikle hafta sonları balolar, geçit törenleri, eğlenceler, konserler vs. düzenlenir. Perhizin başlayacağı Çarşamba gününden önceki gün Mardi Gras gününün son günü ve ondan önceki son hafta en büyük kutlamaların olduğu dönemdir. Hatta o hafta sonu New Orleans şehir merkezine girmek çok zor oluyormuş. Kutlamaların sembolü sayılan King Cake (Kral Keki) tarçınlı hamurdan içi boş daire şeklinde yapılan üstü mor, yeşil ve altın renkli toz şekerlerle süslenir. Mor adaleti, yeşil inancı, altın rengi ise gücü simgeler. Bu üç renk Mardi Gras’ın diğer sembolü sayılan boncuk kolyelerde ve takılan maskelerde de kullanılır. İlk başlarda sadece bu üç renk kullanılırken zamanla daha da renklenmiş. Boncuk kolyelerin havada uçuştuğu, şehrin en renkli olduğu bu dönem eğlenceyi ve kalabalıktan rahatsız olmayanlar için en ideal zaman olacaktır.
Mardi Gras zamanı çok kalabalık olan şehir özellikle hafta sonları veya ABD’de resmi tatil dönemlerinde de inanılmaz hareketli olurmuş.
VOODOO -MEZARLIK TURLARI VE VOODOO KRALİÇESİ MARİE LAVEAU
Şu Hollywood filmlerinde gördüğümüz
Bez bebekler, iğnelerin batırıldığı
Voodoo büyüsü ; Haiti, Afrika, Uzak doğu kaynaklı bir kara büyü. Daha ziyade televizyondan aşina olduğumuz bu büyü türünü aslında Batı Afrika kökenli ruhçu-animist bir din olarak tanımlayabiliriz. Başta Kongo olmak üzere, Avrupalılar tarafından köleleştirilerek Saint-Domingue'ye (bugünkü Haiti) getirilen çeşitli Afrikalı etnik gruplar tarafından oluşturulmuş, Avrupa dini gelenekleri ile sentezlenmiş bir inanç sistemi olan Vudu dininin, 16. ve 17. yüzyıllarda Katolik misyonerler tarafından Hristiyanlaştırılmış.
Voodoo kelimesi, Batı Afrika dillerinde “manevî varlık" anlamına geliyor.
Haiti Seyahat yazımda belirttiğim gibi 2013’de halkın dini inancı olan Voodoo(Vudu) 1987 Haiti Anayasası altında korunmaya alınıp,Haiti'nin resmi dinlerinden biri olarak kabul edilmiş. Vudu temelde, şifa vermeyi amaçlıyor. Kimileri de Vudu bebekleri diye bir şeyin olmadığını iddia ediyor. Onlara göre
Vudu bebekleri; Hoodoo adında bir çeşit Afrika büyüsü.
CREOL DİLİNİN ÇIKIŞI
Amerika ‘nın Caz, Vudu ve karnavallarıyla nam salmış bu mistik şehri koloni dönemlerinde Fransızlar tarafından yönetilmiştir.Maceraperestlerin, suçluların ve hayat kadınlarının şehre gelmesiyle beraber karmaşık bir yapıya sahip olur; ve birçok ırktan oluşan bu yeni karışımın adına Creole adı verilir.
Esasen Creole;iki ya da daha fazla dilin karışımından oluşmuş karma bir dilin çocukluktan itibaren ana dili olarak edinilen biçimidir. Karma diller sömürgecilik zamanlarında sömürüye uğramış yerli dilleriyle sömürücü Avrupa ülkelerinin dilleri arasındaki ilişkilerden doğmuştur. Antiller,Louisiana, Guyana, Hint Okyanusu adaları gibi bölgelerde sekiz milyon insanın konuştuğu gerçek ve yaşayan dillerdir. Osmanlıca da Türkçe-Farsça ve Arapça karışımı olması bakımından karma dillere örnek verilebilir.
AMERİKA’LILARA BU YÖREYİ SATAN
NAPOLYON
Napolyon, bu bölgeyi ABD’ye satmadan önce, bölgede yaşayan siyahları özgür, eğitimli, bilinçli bireyler haline getirmiş. O kadar ki ülkenin diğer bölgelerindeki siyahların sahip olmadığı haklara sahiplermiş. siyahların Amerikan iç savaşına kadar bırak askerliği ordu için geri hizmette bile çalışmaları yasak iken burdakilerin kendilerine ait milis güçleri bile varmış. O yüzden “Amerika’nın siyah ilk entelleri burdan çıkmıştır” derler. Bir kovboy filminde takım elbiseyle kasabada geniş takılan siyahlar görürseniz, anlayın ki olay New Orleans dolaylarında geçiyor.
ST LOUİS CEMETERY MEZARLIĞI
New Orleans’da 1,5 Saatlik Voodoo Tarihi turlarının yanı sıra Mezarlık turları da yapılıyor.
New Orleans'ın en eski mezarlığı olan Ölüler Şehrinde Voodoo Kraliçesi Marie Laveau'nun Mezarı da bulunuyor.
New Orleans mezarlığı turuna katılanlara New Orleans'ın en eski mezarlığı St. Louis ve efsaneler anlatılıyor. Herbalist(Bitki) ,Voodoo uzmanı, şifacı Marie Laveau'nun Mezarı ziyareti sırasında New Orleans'ın büyüleyici hikayeleri ve mistik Voodoo ritüelleri anlatılıyor.
İSTANBUL CAFE VE MÜTEŞEBBİS İŞLETMECİSİ BİR TÜRK
Döner (Gyro) ve Falafel (Nohut-Bakla Köftesi) Lokantası sahibi Amerika’da işletme masteri yapan ve Amerikan Bankasında çalışan İstanbul Cafe’nin sahibi Aytekin Beyaz; bir Ürdün’lü ile ortak. Bourbon caddesinin bir üst caddesi Royal Street’deki bu kafenin yanısıra Canal Street’de bir marketle birlikte deniz ürünleri pazarlayan başka işletmeleri de varmış.
ST LOUİS KATEDRALİ
Şehrin ilk kurulduğu bölgede St. Louis Katedrali ve Jackson Meydanı bulunuyor. Aziz Saint Louis'e adanmış Katedral; 1720 yılında inşa edilen Kuzey Amerika’daki en eski katedraldir.
Jackson Meydanı sokak müzisyenleri, falcılar ve ressamlar ile günün her anı hareketliliğini koruyor. Meydanın güneyindeki Decatour sokağından da faytona binerek bu güzel şehri dolaşabilirsiniz.
CAFE DU MONDE’DA ÇALIŞAN TÜRK’E “GREEN CARD” PİYANGOSU ÇIKMIŞ
New Orleans St.Louis Katedralinin önündeki parktan geçtikten sonra Cafe du Monde’a geliyoruz. Her milletten turistin mutlaka uğradıkları bu ismiyle müsemma Dünya Cafe’sinde “Beignet” tabir edilen bir çeşit “Pişi” içecekle beraber servis ediliyor. 100’den fazla garsonun çalıştığı bu kafede Bitlis’li Hakan Ersan ile İran Azeri Türklerinden Ferzat’ı tanıdım
İstanbul’da kendi çapında işportacılık yapan Hakan’ın yengesi onun adına “Green Card” piyangosuna katılmış. Her sene çekilen çalışma ve oturum hakkı tanıyan tombala(!) 5 sene önce çıkınca New Orleans’a gelmiş. Hayatından memnun Amerikan Rüyasının imkanlarından yararlanıyor.
CAFE DU MONDE’DA BEİGNET (PİŞİ) KEYFİ
Ülkemizde (Tokat ve Trakya) Pişi veya Çığırtma denilen kızartılmış hamura Fransızca’da Beignet(Benye) deniliyor.
Cafe du Monde’da kahve ve beignet’nin dışında bir şey satılmadığı halde 24 saat açık olan bu mekana gelen turistler yağda kızarıp üzerine pudra şekeri serpilmiş mayalı hamurdan ibaret olan “beignet” ‘e çok rağbet ediyor. Daha önce sözünü ettiğim Türk Garson Hakan’ın ekibindeki Filipinli garson Anne Riza videolarımı seyrettikten sonra yanıma gelip bu hatıra fotoğrafı çektirdi.
FRENCH MARKET
Fransız pazarı, New Orleans, Louisiana’daki Fransız Mahallesi’nde altı bloktan oluşan tek katlı bazen çift katlı dükkanlar topluluğu.Avrupa sömürgesinden önceki Yerli Amerikan ticaret merkezi olarak kurulan pazar, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki türünün en eskisidir.
French Market: Zamanında Mississippi nehri aracılığıyla şehre gelen gemilerden çıkan mallarının satışı için kurulmuş bir pazarken şimdi daha çok hediyelik eşya bulabileceğiniz bir market olmuş.
OUR LADY OF GUADALUPE CHURCH
GUADALUPE MERYEM ANA KİLİSESİ
Our Lady Of Guadalupe Church Meryem Ana Katolik Kilisesi 1826 yılında New Orleans St.Louis Mezarlığı yakınında kurulmuştur.
GARDEN DİSTRİCT
Güney eyaletlere has mimarisi ile geniş evleri, kocaman ağaçları, zevkli yolları ile Garden District de kendine hayran bıraktırıyor. Keşke daha fazla vaktimiz olsaydı da daha fazla sindirerek gezebilseydik. Biz araba ile dolaştık ancak Canal Street’den kalkan troleybüs (streetcar) ile şehrin Garden District ve Uptown bölgelerine gidilip gezilebiliyor.
Streetcar (troleybüs) St. Charles, Canal Street, ve the Riverfront olmak üzere 3 ayrı hatta çalışmakta olup rahat ulaşım için tercih edilebilir.
AMERİKA VE NEW ORLEANS’IN ANIMSATTIKLARI
???? Amerika; gençliğinin baharında ailesinden kopup yeni dünyaya yelken açan Karl Rossmann’ın hikayesini anlatan Kafka romanıdır. Franz Kafka; umut dolu ve aydınlık romanı “Amerika”da eski kıtadan yeni kıtaya yollanan 16 yaşındaki Karl Rossmann’ın gerçek /fantastik/ büyülü/ hüzünlü/ komik öyküsü anlatılır.
Kitabın asıl ismi yazar tarafından "Kayıp” olarak belirlense de Kafka’nın ölümünden sonra arkadaşı Max Brod tarafından Amerika ismiyle piyasaya sürülmüştür.
????Amerika,özgürlükler ülkesidir ama her şeyiniz o kadar iyi kontrol altında tutulur ki şaşarsınız. Nerdeyse attığınız her adım (gerektiğinde) otorite tarafından hemen ortaya çıkarılabilir.
????”Big Brother” George Orwell’in "1984" adlı kitabında geçen bir cümledir. “Büyük Kardeş Sizi Gözetliyor” İşte bu Big Brother; Amerika’dır. Romanda merkezin halkı daima gözlediği paranoyası oluşturulur halk üzerinde ve halkın itaat etmesi sağlanmaya çalışılır. “Matrix “adlı filmin temeli de buradan gelir. Günümüz insanı da zaman zaman tüm sistemin kendini izlediğini düşünmektedir açıkcası, zira modern hayata adapte olmuş bir kişi gün içerisinde belki de 50 yerde izini bırakıyordur : internet, kredi kartı, güvenlik kameraları vb. yollarla. Bir de şu var ki inançlı şahıs zaten 24 saat her an ilahi güç tarafından izleniyor.
???? Amerika’da ortalama olarak, günde 3 tane cinsiyet değiştirme operasyonu yapılmaktadır.
???? Amerika; dünya genelindeki antidepresan tüketiminin üçte ikisini gerçekleştiren ülke. ???? Amerika; dünya nüfusunun yüzde dördüne sahip olduğu halde dünyadaki enerjinin yüzde yirmi beşini tüketiyor. ????Mutluluk yalanına inandırmak için her köşesinde bir kahkaha, bir wow sesi olan memleket.
???? Amerika’da her iki çocuktan biri annesiz ya da babasız olarak büyüyor çok az kısmının zayıf, çoğunluğu şişman olan insanların yaşadığı bir diyar.
???? Amerika; Orta Doğu’da çıkan halk isyanlarının arkasında yatan modern sömürge devleti.
????Turkey Day; Amerikalıların Şükran günü (Thanksgiving ) için kullandığı bir tabir. Amerika kıtasının keşfiyle insanlığın tanıdığı bir kuş türüne Avrupalılar TURKEY ismini vermeden çok önce ülkemize Turkey diyorlardı. Portekizce’de hindiye PERU deniliyor. Araplar “Etiyopya kuşu”, Yunanlılar “Fransız kızı”, İranlılar da “bukalemun” diyor. Amerika’nın keşfinden çok zaman önce İngiliz tüccarlar hindiye benzer ancak daha küçük Çulluk kuşunu Osmanlı Devleti'nden alarak İngiltere’ye götürmüşlerdi ve gayet ilgi gören bu hayvana ‘Türk kuşu’, ya da ‘turkey’ demişlerdi. Daha sonra İngilizler Amerika’ya gidince, oradaki kuşların da çulluk olduğunu düşünüp yanılgıya düşmüşlerdi. Fakat dünyadaki diğer ülkeler bu yanılgıya düşmediler. Onlar bu kuşun Amerika’dan geldiğini biliyorlardı, ve kuşa ‘hint kuşu’, ‘peru kuşu’, ‘etiyopya kuşu’ adını verdiler. O zamanlar ‘hindistan’, ‘peru’ ve ‘etiyopya’ yeni kıta Amerika için verilen isimlerdi, insanların coğrafya bilgisi o zaman gelişmemişti ve ‘Amerika’ isminin yaygınlaşması uzunca bir süre aldı.
Bu Turkey Day (Hindi Günü)nde sahip olunan nimetler için şükran duyulduğu ve duyulan şükranın yemek masasında ailece ifade edildiği bir gün olmasından ziyade, yemek masasında tıkınılan geleneksel yemeklere (fırında hindi, patates püresi, buğulanmış mısır, buğulanmış balkabağı, bezelye, yabanmersini sosu başta olmak üzere ) odaklanma halidir.
???? Amerika’da en çok Thanksgiving, Şükran günü ( ABD'de kasım ayının dördüncü perşembesi, Kanada'da ise Ekim ayının ikinci pazartesi günü kutlanır.) ve Noel arasında tüketim çoğalıyor.
????Amerika’ya mühendislik/işletme gibi konularda tahsile gelmektense Gelin burada tesisatçı olun, tuvalet açın ne bileyim tıkanan kanalizasyon borularını değiştirin ya da oto tamircisi, kaportacı falan olun. Boşu boşuna üniversite okumayın(!) , asıl para bu saydıklarımda var.
????Amerika’da insanlar superlatifleri kullanmayı çok sever. eğer bir şey iyiyse, idare ederse, "oh man it was awesome, that totally rocked, it was just great" denir. eğer kötüyse, yaramazsa "it was interesting, it was good, it was ok" denir. çoğu zaman Amerikalıdan olumsuz bir yorum duyamazsınız, böyle yetiştiriliyorlar.
???? Amerika’da çocuklara "aman ne şeker şeysin sen agucu gucu" diyerek yaklaşmayın, çocuk tacizi konusunda paranoya derecesinde dikkatliler, amanın bu bizim çocuğu kaçırıp kötü emellerine alet edecek diye düşünüp şikayet edebilir, ananızdan emdiginiz sütü burnunuzdan getirebilirler
???? ‘Aa! ah ne sevimliymiş bu' nidalarıyla tanımadığınız birinin köpeğini "izin istemeden" sevmeye kalkışmayın!
???? Amerika’da ikinci el araba satılırken, eğer araba boyanmışsa, motorunun veya kaportasının bir parçası değişmiş ise bu hususlar arabanın fiyatının artmasına sebep olmaktadir. Hatta verilen ilanlarda “araba daha yeni boyandı, ön çamurlusu değiştirildi “ gibi hususlar özellikle vurgulanıyor.
????Amerika’da taksi şoförü sizden bahşiş bekler.
????Amerika’da mesafe belirtilirken“Blok” tabiri kullanılır.Her blok 100 sayıdır.
????New Orleans’ta yıl içinde yüzlerce festival yapılır.
???? Eskiden Ulusal D-Day Müzesi (1944 II. Dünya Savaşı sırasındaki Normandiya Operasyonu) Ulusal II. Dünya Savaşı Müzesi, New Orleans’ta bulunmaktadır.
????1900 doğumlu, New Orleans asıllı caz müzisyeni Louis Armstrong; caz çalmanın ne olduğunu zamane müzisyenlerine öğreten adam, Amerikan klasik caz tarihinin büyük, vokal caz tarihinin en büyük ismi. hayatının 20 senesini dünya turnelerinde geçiren, fıkırdak bestesi “Hello Dolly” ile Beatles’a bile toz attıran sevimli adam.
????Timsah eti revaçtatır.
????Deniz ürünleri özellikle “Oyster” İstiridye yemek için kuyruklar oluşur.
????New Orleans doğumlu yazar Anne Rice’ın romanlarının çoğunun konusu bu gizemli Amerikan şehrinde geçer.
???? St.Louis Katedralinin önünde tezgah kurmuş kendilerini medyum olarak tanıtan kerameti kendinden menkul tipler tarafından Fal bakılarak alenen büyü yapıyor.
???? “Tiffany'de Kahvaltı “ filminin senaryosunu yazan Amerikalı yazar Truman Capote ‘nin çocukluğunun-ilk gençliğinin büyük bir kısmını geçirdiği yer.
???? New Orleans sokaklarında para karşılığında satranç oynayanlara rastlayabilirsiniz.
???? İçi dolgulu ve sütlü çikolata Pralin New Orleans’ta çok rağbet görüyor.
???? New Orleans gördükten sonra sevilecek, yaşadıkça daha da çok sevilecek...terk edildiğinde çok özlenecek şehir.
???? New Orleans fer forje pencereler ve balkonlar ve aralarından çıkan rengarenk çiçekler, kapısında içeri buyur eden görevlileriyle jazz çalan striptiz klüpleri, yengeç köftesi yiyebileceginiz restoranlar ile ilginç bir şehir.
???? New Orleans deniz seviyesinin altında bataklık üzerine kurulduğu için, burdaki mezarlar yer altında değildir. irili ufakli lahit tarzındaki mezarlar mezarlıkları birer labirent haline döndürmüş.
????Kasırga felaketinden üç bin yıl sonra Atlantis gibi anılacak bu şehir.
????Şehirde yaşanan o felaketten sonra gazetede bir fotoğraf: şark halı ve kilimleri satan bir mağazanın vitrinine boyayla ve kocaman harflerle şöyle yazılı "içeride uyuyorum. yanımda bir köpek, silahli iki adam ve çirkin bir kadın var, yağmacılar vurulacaktır."
???? New Orleans’ta kısmen ve tamamen çekilen filmler:
????Easy Rider (Geniş Adam) Jack Nicholson, Peter Fonda, Dennis Hopper Filmde, uyuşturucu satışından kazandıkları parayı harcamak amacıyla motosikletleri ile Amerika'da gezinen iki hippinin öyküsü anlatılmaktadır.
????Elia Kazan’ın yönettiği Marlon Brando’nun oynadığı “A streetcar named desire “ “İhtiras Tramvayı”. Rum kökenli Kayserili bir ailenin oğlu olan Ellia Kazancıoğlu 1909’da İstanbul’un deniz gören bir semtinde dünyaya gelir. Ailesi Birinci Dünya Savaşı patlak vermeden 1913 yılında Ellia henüz 4 yaşındayken ABD’ye göç eder.
????Rock'n Roll'un kralı Elvis Presley de Mardin Savur ilçesinden (Dereiçi köyü Mıhellemiler adlı bir aileye mensup) Amerika’ya göç etmiş bir sanatçıdır. Sırası gelmişken belirtelim SAT-7 TÜRK TV “Lezxetli Sohbetler “Programının başarılı Sunucusu Şemsa Deniz Bakır da Mardin’li Kanivar Bakır’ın eşidir.
????Brooke Shields’in 12 yaşındaki bir fahişeyi canlandırdığı ilk filmi Pretty Baby( Güzel Bebek)
????Brad Pitt ve Tom Cruise’un birlikte oynadıkları Film: İnterview with the Vampire (Vampirle Görüşme)
????New Orleans;Jack Kerouac’ın 50'li yılları anlatan kitabı“ On the Road’a (Yolda) esin kaynağı olmuştur.
???? New Orleans’ın parmak kadar hamam böcekleri geceleri kaldırımlarda fink atarlar.
???? İkikatlı balkonlu evleri olan bu şehirde Fransız mimari sistemi hakimdir.