Doğduğum yere vefa borcum var
CENGİZ AYGÜN KİMDİR
1969 Samsun, Çarşamba doğumlu. Eğitimini Samsun'da tamamladıktan sonra 1989 yılında Marmaris'e geldi. Turizm sektöründeki gelişmelere ayak uydurmak için yurtdışında eğitim ve çalışmalara katıldı. Marmaris'e geldikten sonraki iki kış döneminde Almanya'da Steingenberger Oteller zincirinde, ardından İngiltere'ye giderek Londra'da The Part Lane Hotel'inde çalıştı. Kış aylarında yurt dışında süren çalışmalarının ardından, yaz sezonunda İçmeler'deki MARBAS Otel'de çalışmaya devam etti. 1996'da MARBAS Otel'deki görevinden istifa ederek, QUEEN'S Otel'i kiraladı. Aradan geçen beş yılın ardından 2001 yılında QUEEN'S Oteli devrederek, MARBAS Oteli kiralayan ve halen bu işini sürdüren Cengiz Aygün GETOB Yönetim Kurulu Üyeliği, GETOB Başkanlığı, TUROFED yönetim kurulu üyeliği ve Marmaris Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyeliklerinde bulundu. Koyu bir Samsunspor taraftarı. Aygün evli ve bir kız çocuk babası.
Marmaris hayallerimi gerçeğe dönüştürebileceğim yerdi
-Marmaris'e ilk kez ne zaman geldiniz?
-Marmaris'e ilk kez 1989 yılında geldim. Öncelikle kendi yakın gelecekteki hayatımı daha rahat kazanacağımı düşündüğüm için Marmaris'te yaşamayı seçtim. Rahmetli Turgut Özal'la başlayan turizm hareketliliği, benim dünya anlayışıma göre çok cazip bir sektördü. Bu paralellikte, önce Antalya, Bodrum ve Marmaris'e gelip seçtiğim sektörle ilgili araştırmalar yaptım.
Marmaris benim için hayallerimi gerçeğe dönüştürebileceğim yer olacaktı. Burayı tanıyınca öyle hissettim ve onun için 21 yıldır buradayım.
Samsun'da yaşadığım hayatla, Marmaris'te yaşadığım hayat çok farklıydı. Bu nedenle 1-2 yıl uyum sıkıntısı yaşadım. Fakat yaşadığımız ve yaptığımız ticaretin bize sağladığı zorunluluklar ve bilinçle uyum sorununu aştım. Yaşadığımız bölgeye kendi yeteneklerim sınırları içinde bir şeyler yapmaya çalıştım.
Kendi kişiliğimi işime yansıttım
-Nasıl gönül verdiniz turizm sektörüne?
-Ben öncelikle insanları çok seviyorum. Karadeniz insanı çok misafirperverdir. Belki biraz da bundan, misafiri çok severim. İçinde bulunduğumuz sektör misafir odaklı bir iş dalı. Dolayısıyla kendi kişiliğimi işime yansıttım. Ve daha önce de söylediğim gibi, yeterlilik kazanmak için kendimi geliştirme mücadelesine devam ettim.
Turizm sektörü, insanların hayatına hem manevi, hem de maddi anlamda çok şeyler katıyor. Ben bunların ikisini de kendi dünyamda koruduğumu düşünüyorum. Manevi anlamda dünyanın her yerinde dostlarımız, arkadaşlarımız oluyor. Oluşturduğumuz arkadaşlık, dostluk ilişkileri insanlara kendini özel hissettiriyor. Bu dostlukları oluşturmak için insanlarla kendi mekanınızda bir araya geliyorsunuz, bu ilişkilerde iyi kontaklar kurabilirseniz kendi kültürünüzü, kendi ülkenizi dünya insanlarına daha iyi anlatma fırsatı buluyorsunuz.
Çalışmayı çok seviyorum
-Yaptığınız işe yaşam felsefenizi katmış olmanın başarınızdaki payı büyüktür mutlaka
-Turizm sektöründeki devamlılığımın birinci nedeni insani yönümün ağır basması ve misafirlerimize hizmet anlamında verdiğim taahhütleri yerine getirmemdir. Bir de çalışmayı çok severim. İşimde daima çalışkanlığım ön plana çıkmıştır. Bunlar kendi işim için, kendim için yaptıklarım.
-Sizi özellikle sektörünüzle ilgili sivil toplum örgütlerindeki çalışmalarınızla da tanıyoruz. Ne gibi çalışmaların içinde yer aldınız, neler yaptınız?
-Ticaret yaptığım bölge olarak da, Marmaris için bir şeyler yapmalıydım. İşte kendi gerçeklerimi tanıdıktan sonra, bölge adına da bir şeyler yapmam gerektiğini hissettiğim an kendimde bir mantık geliştirdim. Her çağdaş insan, bulunduğu bölge için veya ülkesi için bir sivil toplum örgütünde veya bir siyasi partide görev almalıdır. Bu anlamda öncelikle bölgemizde sektördeki insanları bir araya getiren ve bölgenin çimentosu olan GETOB(Güney Ege Turistik Otelciler Birliği)ta 1999 yılında Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev almaya başladım. 2005-2006(Ağustos) yıllarında GETOB'ta başkanlık görevini de yürüttüm. Bu süreçte yönetim kurulu üyelerimizle birlikte, bölge turizmimize katkı sağlayacak projeler geliştirmek için çok mücadele verdik. Birçoğunda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum. GETOB bölgenin en güçlü meslek örgütüdür ve bölge insanına, bölge ticaretine çok büyük katkıları olmuştur.
İnsanlar çevreleriyle barışık olmalı
Otelcilik sektörünün en yüksek çatısı olan TUROFED'de (Türkiye Otelciler Federasyonu) yönetim kurulu üyeliği yaptığım dönemde bölgemiz için çok verimli çalışmalar yaparak, turizm projelerine imza attık.
2005 yılındaki Marmaris Ticaret Odası seçimlerinde Mustafa Karacan'ın listesindeydim ve yönetim kurulu üyeliğine seçildim. 2007 yılında ise meclisteki bazı arkadaşlarımızın çalışma mantığı ile ters düştüğüm için istifa ettim.
Genel mantık olarak hem bölge ticareti ve hem de kendi adıma yaptıklarımı GETOB, TİCARET ODASI ve TUROFED'de görev alarak paylaşmak istedim.
İnsanların yaşarken çevreleriyle de barışık olabilmesi ve etrafındaki insanlara da bir şeyler öğretebilmesi gereklidir.
-Sivil toplum örgütlerinde görev aldınız, peki ya siyaset?
-Sivil toplum örgütleri içinde yer alırken, siyaseti de unutmuş değilim. Siyasi hayatım Rahmetli Turgut Özal'ın kurduğu partide başladı ve MHP üyeliği ile devam etti. Sonra da sivil toplum örgütlerinde kader birliği yaptığım, benim için çok özel bir insan ve dost olan Kadem Mete'nin ilçe başkanlığıyla birlikte Ak Parti içinde yer aldım. Kadem Mete ile dostluğumuz bir yana, Ak Partinin ülke için çalışma mantığı benim doğrularıma paralel olduğu için parti içinde çalışıyorum.Bu tür dostluklarım ve arkadaşlıklarım benim doğrularıma zarar getirmemiştir. İnanmadığım doğruların arkasında durmam. İnsani yönüme ters düşen şeyler olursa o örgütün içinde yer almam.
Cengiz Aygün olarak Marmaris ve bölgemiz için üzerime düşen ne varsa yapmaya ve siyasi parti veya sivil toplum örgütü hangisi olursa olsun çatısı altında yer almaya hazırım.
Marmaris'te yaşamanın bir bedeli var
-Marmaris'i çok seviyorsunuz.
Marmaris'te yaşamanın bir bedeli var. Bu bedel ödenmek zorundadır. Ben bunu yapmaktan hiç kaçınmadım. Marmaris'in birliği, geleceği ve çocuklarımız adına daha yaşanabilir bir yer olması için gecemi gündüzüme katabilirim.
-Güneyde yaşayan bir Kuzey Çocuğusunuz. Yaklaşık 20 yıldır Marmaris'tesiniz. Peki ya Samsun
-Bir Karadenizli olarak, doyduğum yere sahip çıkarım. Ama bilirim ki doğduğum yere de bir vefa borcum var. Bunu hiçbir zaman unutmam. Yıllardır Marmaris'te yaşamama rağmen, Samsun'la ilişkilerimi hep canlı tutmuşumdur. Düzenli olarak gider geliriz Samsun'a. Samsun'un en büyük markası olan Samsunspor'un futbol muhabbetlerinin benim için vazgeçilmez bir tutku olduğunu söyleyebilirim. Samsunspor benim için vazgeçemediğim tek takımdır. Samsunspor'a maddi, manevi desteklerim olmuştur. Aynı zamanda Samsunspor'da Genel Kurul Üyesiyim.
-Karadenizliler Derneğine de üye misiniz?
-Bir Karadenizli olarak Karadenizliler Derneğine üye olmuştum. Bunu yakın çevremdekiler bilir. Derneğimizde daha farklı çalışmalar yapılabilir, bu çalışmalar güzel etkinlikler haline dönüştürülerek insanlarla paylaşılabilir diye düşünüyorum. Umarım ilerleyen zaman içinde bunlar gerçekleşir.
Karadenizliler derken, asla bölge insanını ayırmak istemiyorum. Marmaris'e aşık bir insan olarak kendimi artık buralı hissediyorum. 1989 yılında burada yaşama ve çalışma kararımı verdiğimde bunun doğru bir karar olduğunu biliyor ve hissediyordum. Bir Karadenizli olarak diğer insanları öteleştirmiyorum. Ama bizlerin Karadenizliler olarak yaptığımız çalışmalarla daha ön planda olmamız gerektiğini düşünüyorum. Buradan yola çıkarak Karadenizliler Derneğinin asıl amacı doğrultusunda kendini rehabilite etmesi gerektiğine inanıyorum.
Marmaris bir markadır
-Bir turizmci gözüyle Marmaris'e baktığınızda nasıl yorumlamak istersiniz?
-Marmaris ülkemiz turizmi içerisinde bir markadır. Marka değerini koruyabilmesi için öncelikle turizm dünyasındaki tüketicilerin öncelikle ne istediğini bilmesi lazım. İnsan sosyal bir varlıktır ve sürekli gelişimde olduğundan, istekleri ve beklentileri farklılaşabilir. Bu doğrultuda bölgemize gelen misafirlerin beklentileri ve de turizm mantığını iyi algılayıp, ürünleri de farklılık geliştirmesi gereklidir.
Özellikle de son birkaç yılda dünya ekonomisindeki gidişattan dolayı, insanların harcama yeteneklerinde azalma gözlemlenmektedir. Bunun yanında bölge turizmine alternatif destinasyonlar da devreye girmiştir. Pasta azaldıkça, arzlar artmıştır. Bu manada, Marmaris turizmi, belli ülke pazarlarında kan kaybetmiştir. Son yıllarda Almanya ve Hollanda pazarı bölgemizdeki varlığını bitirmiştir. İsrail pazarında sıkıntılar yaşanmaktadır. Bunların yanında İskandinav pazarı ve bölgemizin lokomotifi olan İngiltere pazarında belli bir artış gözlenmektedir.
Geçtiğimiz yıl Türkiye'ye gelen İngiliz turistlerin yüzde 67'si Dalaman havaalanına inmiştir. Bu insanların buradan mutlu ayrılmaları, 2010 yılında bölgemiz için ayrı bir satış potansiyeli oluşturmuştur.
-Yakın bir tarihte Mısır'a gittiniz. Turizmci bir turist gözüyle dikkatinizi en çok çeken ne oldu?
-Evet, yakın bir tarihte bir Mısır gezim oldu. İnsanların değerlerine ne kadar ciddi bir şekilde sahip çıktığını orada bir kez daha gördüm. Şarm-el-şek'e gelen misafirler kesinlikle bölgeye zarar veremiyorlar. Mesela denizde balıklarla birlikte yüzüp dokunabiliyorsunuz, ama kesinlikle balık tutamıyorsunuz. Bir taş bile çıkaramıyorsunuz, böyle bir şansınız yok. Çünkü caydırıcı cezalar uygulanıyor.
Biz burada hep hoşgörü çerçevesinde cennet Marmaris'in değerlerine sahip çıkamadığımız gibi, gelen misafirlerin de bu tür davranışlarına hoşgörülü davrandık.
İyi ki Marmaris'e gelmişim
-Marmaris Belediyesinin Uzunyalı'daki çalışmaları hakkında neler söyleyeceksiniz?
-Marmaris Belediye Başkanı Sayın Ali Acar'ın Uzunyalı'da yaptığı çalışmaları canı gönülden destekliyor ve başarılı buluyorum. Bu bölge turizmi için bir başlangıç noktasıdır. Almış olduğu kararları cesaretle uyguladığı için bir bölge vatandaşı olarak kendisini kutluyorum. Sayın Acar'ın yapmış olduğu bu çalışmalar devamında bölgeyi farklı bir kimlikle tekrar özlenen bir destinasyon haline getireceğine inanıyorum.
Marmaris bugünkü şartlar itibariyle çok farklı bir turizm destinasyonu olmakla birlikte, gelen misafirlerimizin memnun kaldığı ve tekrar gelmek istedikleri bir turizm cennetidir.
Yeşili ve mavisi ile komple bir turizm merkezi olma özelliğinden dolayı bu değerlere sahiptir.
İyi ki MARMARİS'e gelmişim