Değerli okurlar bugün Avrupa'da Paskalya tatili ve Alman arkadaşlar kahve içmek için Hessen Eyaletinde Darmstadt şehrine götürdüler.
Öyle bir yere geldik şaşırmamak elde değildi, sizlere şöyle anlatabilirim Marmaris'te en büyük Otelin en az 2-3 misli büyüklüğünde toplam binalar. İçinde Restorantlar, Kahveler, Oyun bahçeleri, hem kapalı hem açık. Kenarda koca bir bahçe var ve içinde yapma ve uzaktan kumandalı trenler ve yolları uzaktan kumanda ile yürütülüyor, yapma köprüler, havuzlar, inanılmaz.
Benim dalıp heyecanla baktığımı gören Alman arkadaşlar güldüler ve hepbirlikte içeri kahve içmek için girdik. İçiçe geçmiş salonlar yaklaşık en az 1000 kişi alabilirdi.
Saymadım ama en az 100-200 tane kadın/erkek üniformalı garsonlar koşturuyordu.
Burası neresi anlatın merak ettim dediğimde cevap ''Huzur ve Bakımevi'' oldu.
Evet Almanlar yaşlı insanlarını sokağa atmıyor veya istemedikleri kişilerin emrine vermiyor böyle dünya çapında yerler yapmışlar orada akranları ile istedikleri gibi yaşıyorlar ve hepsi mutlu.
Ayrıca bu tek değil bütün Almanya'da yüzlerce varmış. Oyun salonları, Sağlık Merkezi, Spor salonları herşey var...
Alman Sigortası herşeyi ödüyor, sigortası yoksa Sosyal Bakanlık ödüyor, insanı başka hiçbir insana mühtaç etmek yok.
''Devlet Hastanesinin girişine kocaman yazmışlar 80 yaş itibarı ile bekleme yoktur''
Birde bizi düşünün yeni doğmuş bir evladınıza baktığınız kadar sizi büyüten yaşlı büyüklerinizi düşünmediğiniz sürece Almanların dediği gibi sık sık aynaya bakmamız lazım, insan mıyız diye.
Adamlar öyle bir yaşlı Bakım ve Huzurevi yapmış ki amiyane tabirle 5 Yıldızlı Otel halt etmiş.
Görmeyince gerçekten inanılmaz. Tek kelime ile yok yok...Frankfurt Intercontinental Hotel dahil böyle lüks bir yapı görmedim. Önündeki caddede araç sürat tahdidi 10 Klm tabelası ve hemen arkasında kamera, isterseniz gazlayın.
Görünce aklıma gelen ilk şey saygı duymak oldu, sordum bunları kim yapıyor diye.
Cevap; Belediyeler, Kiliseler ve Özel Kurumlar, kontrol ise Eyalet Hükumetinde olduğu bildirildi.
Bizim Huzurevini ise depreme dayanıklı değil diye boşalttık yaşlıları sürgün ettik tamir için paramız da yok, onarmak için sadaka bekliyoruz.
İnsanlığın yaptıklarını gerçekleştirmeyi bırakın, düşünmemiz bile hayli zor oluyor.