Bazı tarihler vardır; takvim yaprakları değişse de hafızalardan silinmez.
29 Temmuz 2021...
Marmaris'in tarihine acıyla kazınan o günlerden biri...
Armutalan Şahin Tepesi'nden yükselen ilk dumanlar, sadece bir orman yangınının değil, hepimizin yüreğine düşen ateşin de habercisiydi. Sekiz gün boyunca süren yangında binlerce hektar orman kül oldu. Ama yanan sadece ağaçlar değildi; umutlarımız, anılarımız ve geleceğe dair hayallerimiz de alevlerin arasında kaldı.
Ben de o gün oradaydım.
Sadece bir gazeteci olarak değil, 40 yılı aşkın süredir bu kentte yaşayan bir Marmarisli olarak yangının peşinden koştum. Gündem TV'de yangını canlı yayınlayan ilk gazetecilerden biri oldum. Armutalan'dan İçmeler'e, Bayır'dan Osmaniye'ye, Turunç'tan Hisarönü'ne kadar günlerce alevlerin izini sürdüm.
Yanan evleri gördüm...
Hayvanlarını kurtarmaya çalışan insanların çaresizliğini gördüm...
Gözyaşlarını gördüm...
Bazen mikrofonuma insanların sesi değil, sadece alevlerin uğultusu ve sessizlik yansıdı.
Yangın bize çok şey öğretti.
Dayanışmayı da gördük...
Eksiklerimizi de...
O günlerde dönemin Marmaris Belediye Başkanı Mehmet Oktay'ın gösterdiği gayrete de yakından tanıklık ettim. Yangının başladığı ilk andan itibaren belediyenin tüm imkânları seferber edildi. Mehmet Oktay, günlerce kriz masasından sahaya, sahadan yeniden koordinasyon toplantılarına koştu. Yaklaşık 15 gün boyunca neredeyse evine gitmeden, uykusuz geceler geçirerek mücadelenin içinde yer aldı.
Belediye personeli, itfaiye ekipleri, iş makineleri, su tankerleri ve gönüllüler gece gündüz demeden çalıştı. Tahliyelerden lojistik desteğe, vatandaşların temel ihtiyaçlarının karşılanmasından yangın bölgelerindeki koordinasyona kadar belediye ekipleri büyük bir özveri ortaya koydu. Armutalan'dan İçmeler'e, Bayır'dan Osmaniye'ye kadar yangının ulaştığı birçok noktada Mehmet Oktay'ı ekiplerin ve vatandaşların yanında görmek mümkündü. O günlerde siyaset değil, Marmaris'i ayakta tutma mücadelesi vardı. Herkes gücü yettiğince bu felaketin karşısında durmaya çalıştı.
Elbette o günlerin en çok tartışılan konusu havadan müdahalenin yetersizliğiydi. Gece çöktüğünde hava araçlarının devre dışı kalması, yangının büyümesine engel olunamaması ve yaşanan koordinasyon eksiklikleri, afetlere hazırlık konusunda önemli dersler verdi. O gün sadece ormanlarımız değil, afet yönetimimiz de ağır bir sınavdan geçti.
Bugün aradan beş yıl geçti.
Yanan alanlarda yeniden fidanlar yükseliyor.
Doğa yavaş yavaş kendini onarmaya çalışıyor.
Ama hepimiz biliyoruz ki, bir ormanın yeniden eski hâline kavuşması onlarca yıl alıyor.
Bizlere düşen görev, sadece yıl dönümlerinde o acıları hatırlamak değildir.
Ormanlarımızı korumak...
Afetlere daha hazırlıklı olmak...
Geçmişten ders çıkarmak...
Ve aynı acıları bir daha yaşamamak için sorumluluk almaktır.
Çünkü orman sadece ağaç değildir.
Orman nefestir...
Yaşamdır...
Gelecektir...
29 Temmuz 2021, Marmaris'in hafızasında daima yaşayacaktır.
Alevler söndü...
Duman dağıldı...
Ama o günün izleri hâlâ yüreğimizde.
Ve ben...
O gün elimde tuttuğum mikrofonun ağırlığını, bugün bile omuzlarımda hissetmeye devam ediyorum. Bu şehir o büyük felaketten dayanışmayla ayağa kalktı. Yangının küllerinden yükselen sadece yeni fidanlar değil, Marmaris'in birbirine kenetlenmiş ruhu oldu. Unutmadık, unutmayacağız. Çünkü hafızasını kaybeden şehirler, aynı acıları yeniden yaşamaya mahkûmdur.
Bu vesileyle, Marmaris'in büyük yangınında canını ortaya koyarak mücadele ederken yaşamını yitiren orman işçisi Görkem Hasdemir'i ve yardım eli uzatmak için alevlerin arasına koşarken hayatını kaybeden gönüllü genç Şahin Akdemir'i rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Sevgili Şahin...
Bu topraklar seni, bu ormanlar fedakârlığını asla unutmayacak.
Sevgili Görkem...
Yeşil vatanı korumak uğruna verdiğin mücadele, Marmaris'in ve bu ülkenin hafızasında daima yaşayacak.
Ruhunuz şad, mekânınız cennet olsun.
Unutmadık...
Unutturmayacağız.
Allah'a emanet olunuz.