• BIST 1.401,460
  • Altın 495,42
  • Dolar 8,6950
  • Euro 10,2000
  • Muğla 11 °C
  • İzmir 17 °C
  • Aydın 13 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 8 °C

​​​​​​​BİLİM AKILDIR, BİLİME AKIL MI DAYANIR

Korcan Yiğit

Felsefe güzel bir şeydir, insanları hayal alemine sürükler. Alis harikalar diyarında gibi gezer durursun beyninin içinde. Felsefeye düştükçe, işin özüne varayım derken merkezden uzaklaşıp kenarlarda dolaşırsın.

Felsefe, bağımlılıktır.

Bir kaç teori ortaya koyunca kendini aydınlanmış hissedersin. Yanına iki de şakşakçı buldun mu toplumdan ayrışırsın ve farklı olma hazzı doyumsuz bir bağımlılığa sokar seni. Artık olur olmadık şeye felsefe yapmaya başlarsın. Sapıtırsın.

Toplum liderleri bu işin kompedanıdır. Herkesin gözünün önünde olan gerçekler üzerine öyle bir felsefe yaparlar ki hafsalanız almaz. Gözünüzün içine baka baka, beyaza siyah derler ve bunu çarpıcı gerçekler

 

üzerinden anlatırlar ki şaşar kalırsınız. Artık bu beyaz değil gerçekten siyahmış demeye başlarsınız. Felsefe böyle bir şeydir işte.

Felsefe bulaşıcıdır.

Detaydır, sürekli bir sorgulama halidir. Sorarsın, sorarsın, kafa yorarsın, derin düşüncelere dalarsın. İnsanca bir sonuç ararsın herşeyde.

İnsanın düşünce boyutu ancak yaşam tecrübeleri ve bilgi birikiminden ibarettir. Onun ötesini ancak hayal edebilir, beyninde olasılıkları kurgulayarak sonuca gitmeye çalışır. Bilim kurgu romanı yazmak gibi bir haldir yani.

İşin içine olasılık girdiği zaman işte konu gerçeklikten çıkıp bilimselliğe evrilir.

Tıpkı Mars'a uzay aracı göndermek gibi bir şey bu. Aracı Mars'a gönderdin ama kim gördü. Oranın Mars olduğunu sen söylüyorsun. Ben de sana inanıyorum. Neden?

Felsefe, herkesin bildiği gerçeği şiir gibi işlemek, afili sözlerle süslemektir. Felsefe,

 

gerçeği beyne değil, duygulara anlatma sanatıdır. O sebeple, anlatılanlar daha mantıklı gelir.

Sormak, araştırmak, keşfetmek, nedenini ve niçinini soruşturmak insanın doğasında olan bir şey.

Bebeklikten başlarız yaşadığımız dünyayı keşfe. Önce beş duyu öne çıkar. Eller, koklar, tadar, bakar, duyarız. Peki ya göremediklerimiz, dokunamadıklarımız, koklayamayıp, tadamadıklarımız... İşte bu durumda işe yorum karışır. Düşünce boyutunda çözmeye çalışırsın beş duyu ile algılayamadıklarını. Ve işte bu felsefedir.

Akıl yürüterek ilerlersin. Mantıklı çıkarımlar yapmaya çalışırsın. Bu çıkarımlar düşüncelerine bilimsel bir boyut katar.

BİLİM AKILDIR, BİLİME AKIL MI DAYANIR

Bilim sorular üzerine ilerler, soruları akıl ile çözersin. Çözdüğün her sorudan sonra yeni bir soru sorar beynin sana. Bu bir kısır döngüdür sonsuza dek böyle gider.

 

Felsefenin fazlası, beyne kısa devre yaptırır. Bu, kişi için en büyük tuzaktır. Akıl tutulması denilen şey de, aynen budur.

FELSEFE BİR DERYADIR.

YÜZMESİNİ BİLMİYORSAN BOĞULURSUN.

Felsefe aklın ötesine geçmektir.

Yoksa 9 yaşındaki çocukla evlenmek hangi akla sığar... Peki ya savaş yok, kıtlık yok, sırf azgınlıktan dört tane eş almak. Ya kız çocuklarını doğar doğmaz diri diri gömmek... İnen tek kitap üzerinden yüzlerce cemaat, tarikat ve mezhep üretmek...

Hepsi aklın aldanması halleridir.

Din güzeldir ama dinin felsefesini yapmaya kalkarsan işte böyle sapıtık hallere düşersin. Düştüğün hali de din zannedersin.

Yalancı mıyım?

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141