11 Aralık 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Pekcan Türkeş Beyrutu gördü yaşadı ve yazdı (1)
11 Nisan 2017 Salı 10:03

Pekcan Türkeş Beyrut'u gördü yaşadı ve yazdı (1)

Oyuncu- Gezi Yazarı Pekcan Türkeş Beyrut'u gördü yaşadı ve yazdı (1)
Lübnan, Doğu Akdeniz kıyısında bulunan 10.450 km kare yüzölçümüne sahip, kuzeyinde ve doğusunda Suriye, güneyinde İsrail ile komşudur. Lübnan’ın kayıtlı tarihi Fenikelilerle başlar. Daha sonra bölgeye Mısır, Asur, Babil, Pers, Roma ve Bizans İmparatorluğu hakim olur. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi sırasında Memluk Devleti’ni ortadan kaldırır, bu tarihten sonra Suriye ile aynı yönetim birimi altında özerk bir bölge oluşur. I.Dünya Savaşı sonuna kadar Osmanlı yönetiminde kalan Lübnan, daha sonra Fransa tarafından işgal edilir, 1920- 1943 yılları arasında bağımsızlığını kazanıncaya kadar Fransa’nın yönetimi altında kalır.
 
BEYRUT
 
Beyrut Lübnan’ın başkenti 2 milyona yaklaşan nüfusu ile ülkenin en büyük şehridir. Akdeniz kıyısında, Lübnan Dağları’nın eteklerinde, üç taraflı denizle çevrilmiş bir yarımada üzerinde yer alır.
Beyrut ;1950-1970 yılları arasında hızla gelişerek Ortadoğu’nun ekonomi, bilim ve sanat merkezi olur. Ancak 1975-1991 yılları arasındaki iç savaş şehrin tamamen tahrip olmasına ve binlerce kişinin ölmesine yol açar. Bu savaşın yaraları sarılmadan 2006 yılında başlayan İsrail-Lübnan Krizi’nde İsrail’in hava saldırıları sonucu şehrin özellikle güney bölgesi büyük zarar görür. Sayıları günümüzde azalmakla birlikte şehrin hemen her yerinde savaşta yıkılmış veya tahrip olmuş binalar göze çarpmakta, bunlar savaşın acı yüzünü göstermektedir.
007-001.jpg
 
DOLMUŞ TAKSİ:”SERVİS”
 
Beyrut; bir tarafta lüks yaşamı, diğer tarafta yoksulluğu ve farklı yaşam tarzlarını görebileceğiniz, batı ile doğunun karışımı sizi sürekli şaşırtacak farklı bir şehirdir.
Beyrut, geniş bir alana yayılmış. Bu nedenle tüm şehri yürüyerek dolaşmanız olanaksızdır. Şehrin belli noktalarına çeşitli ulaşım araçları ile ulaşmak, buralarda yürüyerek dolaşmak en iyi seçenek. Bu şekilde şehrin tümünü kısa sürede gezebilirsiniz. Ulaşım aracı olarak otobüs, dolmuş taksi veya taksileri kullanabilirsiniz. Ancak taksiye binmeden önce pazarlık yapmanızda yarar vardır. Bizde olduğu gibi “Servis”denilen Dolmuş Taksi seferleri var. Otobüs veya dolmuş taksilere binmek için yol kenarında durup, elinizi sallamanız yeterlidir. Mısır Kahire’de olduğu gibi Beyrut’ta da trafik çok yoğun.
 
NEJME (YILDIZ) MEYDANI
 
İç savaş sırasında tamamen yıkılan, “Solidere Şirketi” tarafından restore edilerek bugünkü görünüme kavuşturulan “Solidere”, şehrin merkez bölgesini oluşturur. Bu bölgenin ana meydanı; çok sayıda sokağın birleştiği, etrafı tarihi binalarla çevrili yıldız şeklindeki “Nejme Meydanı’dır. Meydana ulaşan tüm sokaklar askerler tarafından bariyerlerle koruma çemberi altına alınmış. Sokak başlarında bulunan bariyerlerden geçtikten sonra ulaşılan meydanda; Fransız Rönesans tarzı küçük bir “Parlamento Binası”, iki kilise, çeşitli binalar ve ortasında 1897 yılında Osmanlılar tarafından yaptırılan 1994 yılında restore edilen “Saat Kulesi” bulunuyor.
004-001.jpg
 
OSMANLI ( HAMİDİYE) SAAT KULESİ
 
Şehirde batı tarzı saat kulelerinin çokluğu ve Müslümanların namaz saatlerini gösteren bir saat kulesinin olmamasından sıkıntı duyan Beyrut valisi Raşid Bey, 19. yüzyılın sonlarında Sultan Abdülhamit’e bir mektup yazarak bu isteğini anlatıyor ve Sultan’ın izniyle Büyük Saray civarında ( Roma Hamamlarının olduğu bölge) Sultan Abdülhamit’in doğum gününde 9 Ocak 1897 ‘de bu saat kulesinin temeli atılıyor.
 
Trafiğe kapalı olan meydanda; çok güzel restore edilmiş binaların altında çok sayıda kafe, bar ve restoran yer alır. Meydan özellikle gece Saat Kulesi’nin etrafında oynayan, bisiklet binen çocuklar, turistler ve nöbet tutan askerlerle inanılmaz kalabalıktır. Buradaki kafelerde oturarak meydanın etrafında bulunan cami ve kiliselerden yükselen ezan ve çan seslerini aynı anda duyabilir. Bir limonata, kahve veya nargile eşliğinde meydandaki kalabalığı seyredebilirsiniz. Saat kulesinin hemen karşısında Ortodoks Maronitlerin bir kilisesi var, Saint George Maronite Cathedral…
006.jpg
 
1948 ARAP İSRAİL SAVAŞI
 
Lübnan; “1948 Arap İsrail Savaşı”, 1967 Arap İsrail Savaşı, 1970 Ürdün Kara Eylül Olayı sonrası Filistin Kuruluş Örgütü’nün merkezinin Ürdün’den Lübnan’a taşınması gibi bölgedeki önemli olaylardan olumsuz şekilde etkilenir. 1975-1991 yılları arasında devam eden kanlı iç savaş, 2006 yılında yaşanan “İsrail-Lübnan Krizi” ülkeyi tahrip eder. Halen Lübnan geçmişteki acıları unutmaya çalışmakta ancak bölgedeki gelişmeler fazla umut verici görülmemekte.
Şehrin büyük bölümünde yeniden inşa çalışmaları tüm hızı ile sürüyor. Ancak başta şehir merkezi olmak üzere şehrin farklı noktalarında sokak başlarında, köprülerde, caddelerde sık sık karşınıza çıkan askeri araçlar ve silahlı askerler savaşın izlerini size sürekli hatırlatmakta.
Lübnan’ın yönetim şekli cumhuriyettir. Lübnan’ın siyasi yapısı mezhep temeline dayalı temsil sistemidir. Cumhurbaşkanı Maronit, başbakan Sünni, meclis başkanı Şii, meclis başkan yardımcısı ile başbakan yardımcısı Ortodoks’tur.
 
ÖMER CAMİİ
 
Meydana kuzey tarafından bağlanan, kafe ve restoranlarla dolu “Al Omar Mosque Street” üzerinde “Ömer Cami’ni (Al Omari Cami)” görebilirsiniz.
Şehrin en eski camilerinden biri olan El Ömeri Camii 12. yüzyılda Haçlılar tarafından kilise olarak kurulur ve Memlükler tarafından camiye çevrilir. Caminin içi, mimari açıdan görülmeye değer güzelliktedir. Bu caminin hemen yakınında, kapısı “Weygand Caddesi (Weygand Street)” üzerinde yer alan, 1620 yılında yapılan “Amir Munzer Cami’ bulunur. Caminin avlusunda sekiz Roma Sütunu’nu görebilirsiniz. Caminin karşısında “Belediye Şehir Meclisi (Beirut City Council)” yer alıyor.
Bu alandaki “Foch Street” ile “Allenby Street” sarı taştan yapılmış, alt katlarında markalı malların satıldığı dükkanlar, cafeler bulunan binaları ve süslü sokak aydınlatmaları ile şık bir caddedir.
Bu sokakların dışında binlerce dükkanın yer aldığı, büyük bir alanı kaplayan Ayrıca Modern Suk ( Kapalı Çarşı) da alış veriş merkezi olarak marka ürünlerle gerek yerli halka gerekse turistlere hizmet vermekte.
008.jpg
 
ROMA HAMAMI KALINTILARI
 
Nejmeh Meydanı’nın batı tarafındaki, Parlamento Binası’nın yanındaki sokaktan Roma Hamam Kalıntıları’nın bulunduğu yere geliyorsunuz.Hamamlar sizi büyüklüğüyle şaşırtacak. 1960′da keşfedilip restore edilen bu açık hava müzesini ücretsiz ziyaret edebilirsiniz.
 
Bu meydanda “Capuchin Kilisesi’ni” ve 1853 yılında Osmanlılar tarafından kışla olarak inşa edilen, halen Başbakanlık konutu olarak hizmet veren Grand Serail’in(Büyük Saray) bir bölümünü görebilirsiniz. “Fenike Eski Şehir Kalıntıları” ile “Roma Hukuk Okulu Kalıntıları’nın” bulunduğu sit alanını geçtikten sonra Nejme Meydanı’nın güneyinden “Emir Beşir” caddesine ulaşıyorsunuz. Buradaki “St. George Katedrali’ 19.yüzyılda yapılmış olup geleneksel Beyrut mimarisinin tipik bir örneğidir.
 
ŞEHİTLER MEYDANI-MUHAMMED EL ÂMİN CAMİİ
 
Katedralin yan tarafı ise “Şehitler Meydanı”dır. “Şehitler Meydanı ” şehrin en büyük meydanıdır. Gösteri ve eylemlerin yapıldığı uzun, büyük meydanın ortasında I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlılara karşı isyan eden ve öldürülenlerin anısına yapılmış bir heykel bulunuyor. Savaş sırasında heykelin dört insan figürüne yapılan saldırıların sonucunda mermi izleri hâlâ duruyordu.
Güzel bir liman manzarasına sahip olan, bazı yerlerinde eski şehir kalıntıların bulunduğu meydanın, bir tarafında savaşta tahrip olmuş hala onarılmamış büyük sinema kompleksinin yıkıntılarını görebilirsiniz. Bu meydanda“Muhammed el Amin Cami” yer alıyor. 10.700 m² alanı kaplayan Al Amin Camii, çevresindeki diğer dini yapılara meydan okurcasına yükseliyor.
Şehrin merkezinden rahatlıkla görülebilen bu camii 42 metre yüksekliğindeki kubbesi nedeniyle “Mavi Cami” olarak da bilinir. Mavi Cami; “Sultan Abdülmecid” tarafından yaptırılır, savaş sırasında yıkılınca kısa sürede “Başbakan Rafik Hariri’nin” girişimiyle yenilenir.
 
BEYRUT’U YENİDEN İNŞA EDEN ADAM: HARİRİ
 
Mavi Camii’nin yan tarafında Şehitler Meydanı üzerinde 2005 yılında , 2005’te, Beyrut’ta bir kavşağın bir tonluk TNT ile suikasta kurban giden Lübnan eski başbakanı, iş adamı Refik el-Hariri’nin mozolesi bulunur. Dışarıdan bakıldığında fotoğraf sergisini andıran Refik Hariri’nin çiçek, resim ve bayraklarla süslenmiş mezarının bulunduğu bu çadırda gecenin geç saatinde bile mezar başında dua okuyan ziyaretçileri görmek mümkün.
002.jpg
 
BEYRUT MİLLİ MÜZESİ
 
“Şehitler Meydanı ”nın diğer tarafında “Rue Gouraud” Caddesinde Fransız tarzı kafeler, ve restoranlar bulunur. Özellikle St. Nicholas Merdivenleri’nin yakınındaki “La Chef” ‘i tavsiye ediyorum.
St. Nicholas Merdivenlerinin nihayetinde “Sursock Sokağı “na vardığınızda burada 1912 yılında yapılmış Lübnan-İtalyan tarzı beyaz renkli “Sursock Müzesi’” ile karşılaşacaksınız. Bu çevrede Fransız ve Osmanlı tarzı evler bulunuyor.
“Avenue Abdullah Yafi” üzerinde yer alan “Beyrut Milli Müzesi’” şık binası ve içindeki eserlerle mutlaka görmeniz gereken bir yerdir. Milli Müze, şehri iç savaşta ayıran Yeşil Hat’ın hemen yakınında yer alıyor ve tarih öncesi çağlardan, 19.yüzyıla kadar savaştan geriye kalan binlerce eseri barındırıyor.
 
RAS BEYRUT-HAMRA
 
Şehrin görebileceğiniz önemli bölgeleri arasında “Solidere”, “Batı Beyrut’ta “Hamra” ve “Ras Beyrut”; “Doğu Beyrut’ta “Achrafiye” (Eşrefiye) ve Gemmayzeh” (Cemmaziye) yer alır.
Beyrut ülkedeki tüm mezheplerin ve yabancıların yoğun olarak yaşadığı bir şehirdir. Kesin çizgilerle ayrılmış olmamakla birlikte şehrin batısında Müslümanlar; doğusunda Hıristiyanlar oturur. Müslümanlar da mezheplerine göre batıda farklı yerlerde toplanmışlar. Ancak batıdaki “Ras Beyrut” gibi bazı bölgeler kozmopolit bir yapıya sahip.
“Achrafiye”(Eşrefiye) eski kiliseleri, lüks konutları, galerileri, tiyatrosu, antikacıları, alışveriş yerleri ve restoranları ile Hıristiyanların yaşadığı bölgelerinden biridir. Beyrut’un batısında yer alan “Ras Beyrut” ile “Hamra” şehrin diğer gezilmesi gereken bölgeleridir. Birbirine yakın olan bu iki bölgede üç üniversite bulunur. Bunlardan en büyüğü ve tanınmış olanı Ras Beyrut bölgesinde yer alan “Beyrut Amerikan Üniversitesi’dir”. Üniversitenin kara tarafındaki “ Bliss Street” gençlerin tercih ettiği, kitapçıların, kafelerin ve ucuz yiyecek dükkanlarının bulunduğu bir caddedir. Amerikan üniversitesi binaları ve içinde bulunan müzesi ile gezilebilecek yerlerden biridir.
001-002.jpg
 
Bliss Caddesi’nin güneyinde kalan “Hamra Caddesi” ise “Hamra” bölgesinin ana caddesidir. Cadde; mağazalar, cafe, bar ve restoranlarla doludur. Hamra, savaş öncesi lüks alışveriş ve eğlence bölgesi iken, günümüzde bu özelliğini önemli ölçüde yitirir. Hamra Caddesi’nden uzaklaşarak ara sokaklara yöneldiğinizde caddeden farklı Lübnan görüntüleri ile karşılaşırsınız.
Eğlence hayatının merkezi “Monot”Caddesinde çok sayıda kulüp, bar ve restoran bulunur.
Monot Caddesi’ne çıkan “Abdal Wahab el Inglizi ” sokakta üzerindeki tatlı ve meze ağırlıklı “Abdal Wahab”isimli ünlü bir restoran bulunur.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Marmaris'te Kimi Belediye Başkanı Olarak Görmek İstersiniz?
RÖPORTAJ