20 Şubat 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MHP’Lİ MEHMET ERDOĞAN: TBMM AĞLAMA DUVARINA DÖNDÜ!
07 Aralık 2016 Çarşamba 15:29

MHP’Lİ MEHMET ERDOĞAN: TBMM AĞLAMA DUVARINA DÖNDÜ!

TBMM Bütçe görüşmeleri hızlı başladı. Başbakanlık bütçesinin görüşüldüğü mecliste MHP Grubu adına söz alan Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan çarpıcı tespitlerde bulundu.

 Vatandaşın ekonomik sorunlar altında ezildiğini söyleyen Erdoğan, hükümeti uyarılarını dikkate almaya, önerilerini dinlemeye davet etti. TBMM’nin vatandaş akınına uğradığını ve vatandaşların geliş sebeplerinin ortak noktasının geldikleri yerlerde sıkıntılarına çözüm bulamamaları olduğunu söyledi.

Devlet Bahçeli 15 Temmuz Akşamı Da “Önce Ülkem ve Milletim Sonra Partim” Demiştir

15Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimine de değinen Erdoğan şunları söyledi:

“15 Temmuz gecesi milletçe çok ciddi bir işgal girişimiyle karşı karşıya kaldık. Bu olayı çok doğru okumak, doğru dersler çıkarmak lazım ki tekrarını yaşamayalım.Aradan geçen sürede herkes 15 Temmuzdan kendi adına ne çıkarabilecek, hangi kazanımları elde edebilecek telaşına düştü. Bu da bizi işin özünden uzaklaştırmaktadır. Fettullahçı Terör Örgütünün öncülük ettiği 15 Temmuz Darbe Girişimi, Türkiye’yi bölüp parçalamayı, Türk milletini birbirine düşürerek 1000 yıllık kardeşliğimizi dinamitlemeyi hedeflemiştir. Ancak o gece Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli herkesten önce makamına gelerek her zamanki gibi “Önce Ülkem ve Milletim Sonra Partim” düsturunu bu zor zamanda bir kez daha uygulamıştır. Aslında 15 Temmuz ile ilgili kişisel kahramanlık çıkarımlarının faydalı olmadığını düşünüyorum. Çünkü 15 Temmuz gecesi siyaset kurumu, basın-yayın, asker, polis kısaca milletimiz topyekûn bir milli duruş göstermiştir. Bu topyekûn milli duruşu gölgelemeye kimsenin hakkı olmadığı kanaatindeyim.15 Temmuz’a doğru yol alırken yıllardır devletin kurumları Fettullahçı Terör Örgütü tarafından birer birer ele geçirilmiştir. Bu süreçte MİT ne yapmıştır? Yapması gerekenlerin ne kadarını yapabilmiştir? 15 Temmuz gecesi Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan niçin MİT Müsteşarına ulaşamamıştır? 15 Temmuz sonrası neler yapılmıştır? Şimdi bu minvalde soracağım soruları herkesin dikkatlice dinlemesini ve tefekkür etmesini diliyorum.

MİT 15 Temmuz öncesinde FETÖ’nün hareketleriyle ilgili olarak hangi istihbaratları hangi kurumlara zamanında iletmiştir?

15 Temmuz gecesi Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın MİT Müsteşarına ulaşamamasının sebepleri irdelenmiş midir?

15 Temmuz sonrası kendisine bağlı olan MİT müsteşarı ile Sayın Başbakan kaç defa görüşmüştür? Ya da uzunca bir süreden bu yana görüşmediği iddia edilmektedir. Bunun sebepleri nelerdir?

Özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunda dinlediğimiz asker kökenli kişiler bugüne kadar FETÖ ile ilgili askeri kaynaklara bilgi gitmediğinden yakınmaktadır. Bilgi yok olduğundan mı gitmemiştir? Yoksa olduğu halde ilgili kurumlara bu istihbaratlar ulaştırılmamış mıdır? Bunun sebepleri nelerdir?

Sayın Başbakan bunları hiç merak etmiş midir? Yoksa bir an önce Başbakanlığı lağvedip bu sıkıntılardan kurtulmakla mı meşguldür? Tabii burada hali hazırda Başbakan sorumludur.  Hiç kimse hesap soramasa da tarih bunun hesabını kendisinden soracaktır.

15 Temmuz gecesi TRT’de bildiri okutan Yurtta Sulh Konseyi kimlerden oluşmaktadır?

Bu sözde konseyin siyasi uzantıları ve siyasi destekçileri kimlerdir?

FETÖ’ye İstedikleri Arazileri Tahsis Eden Belediye Başkanlarına Neden Ulaşılamamaktadır?

FETÖ yapılanmasının kullandığı kaynakların ciddi rakamlara ulaştığından bahsedilmektedir. Son günlerde TMSF’nin birçok şirket hakkında aldığı el koyma kararları bulunmaktadır. Bugüne kadar MİT, MASAK, BDDK gibi devletin sorumlu kurumları bu para hareketlerinin hiç birisini fark etmemiş midir? Gördüyse ne yapmıştır? Bugün FETÖ’nün kullandığı mali kaynakların bütün detaylarıyla ortaya konabilmesinin sağlanması gerekmektedir.

15 Temmuzdan bu yana BYLOCK kullananların listesine ulaşan, BYLOCK kullanan ebeye, hemşireye, öğretmene, hâkime, hekime, polise, askere ulaşan MİT, bunları atayan İl müdürlerine, genel müdürlere, müsteşarlara ve bakanlara ulaşamamıştır? Üst düzey bürokratlara ve siyasetçilere ne zaman ulaşılacaktır. Bugüne kadar FETÖ’ye istediği arazileri tahsis eden Belediye Başkanlarına niçin ulaşılamamıştır?”

Çiftçi Perişan, Esnaf Kredilerin Altında Eziliyor, Memur Geçim Sıkıntısı Çekiyor, Turizmci Umutsuz!

“Ülkemiz sosyal bir kaosun kıyısında olduğu kadar ekonomik bir krizin de eşiğindedir. Devletin yaşaması için milletin de yaşatılabilmesi lazım. Milletin yaşamasıyla ilgili iki temel husus vardır. Birisi güvenlik ikincisi ise ekonomidir. Az önce güvenlik ile ilgili endişelerimizi dile getirmeye çalıştım. Şimdi de müsaade ederseniz ekonomiyle ilgili düşüncelerimi kendi seçim bölgem Muğla’dan vereceğim örneklerle sizlerle paylaşmak istiyorum. Başta sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere herkes milletimize dövizlerini bozdurmaya yönelik çağrılarda bulunuyor. Ancak 2016 yılında seçim bölgem Muğla’da ne turizmci, ne çiftçi ne de esnaf borcunu ödeyecek kadar para kazanamadı. Eğer bu insanların parası olsa döviz alacaklarına önce borçlarını öderdi. Bugün bölgemizde dikkat çekici bir şekilde mülk satışı vardır. Vatandaşlarımız bu şekilde borçlarını ödeme gayreti içine girmiştir. 

Hükümetin 14 yıllık yanlış iç ve dış politikalarının sonucu olarak, maalesef turizm bitmiştir! Can çekişen turizmin ayağa kaldırılmasıyla ilgili olarak bu kürsüden defalarca uyarılarda bulunduk. Ancak hiç birisi dikkate alınmadı. Sektör çalışamadığı için işletmeler para kazanamadı. Sektörde çalışan insanlarımız işsiz kaldı. Ve buna bağlı olarak turizm sektörünün lokomotifliğini yaptığı bütün işletmeler perişan hale düştü. Turizm 2015 yılında 2014’e göre %30 geriye gitti. Ve 2016 yılında ise 2015 yılına göre %45-50 civarında bir kayıp yaşanmıştır. Bu da cari açığın kapanması konusundaki en önemli yerli kaynak olan turizm gelirlerinin bittiği anlamına gelmektedir.  Bugüne kadar önerilerimiz dikkate alınmadığı için turizm sektörü 2017 için de umut vadetmemektedir.

Yine hükümetin uyguladığı yanlış dış politikaların sonucu olarak yaş sebze ve meyve pazarlarımızı kaybettik. Bu da üreticilerimizi çaresiz bırakmıştır. Geçtiğimiz günlerde bölgemizdeki bazı sebze-meyve hallerini ziyaret ettik. Üreticilerimizle buluştuk. 2016 yılında ürettiği narı satamayan üretici nar ağaçlarını kesti! Şu anda tarlada limonun fiyatı 15-20 kuruş, portakalın fiyatı ise 25-30 kuruş, seradaki domates 75 kuruş, seradaki diğer ürünler de benzer durumdadır. Yani üretici ürettiği ürünü maliyetine bile satamayacak hale gelmiştir. Bu da üreticilerimizi çaresiz bırakmıştır. Bu bağlamda 23 Kasım 2016 tarihinde Muğla’daki bütün Ziraat Odalarının başkanları meclise gelerek üreticilerin sorunlarını bizlere anlattılar.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Anayasa değişikliğiyle ilgili yapılacak referandumda oyunuz ne olacak?
RÖPORTAJ