22 Ekim 2017 Pazar

Mehmet KIZILKAYA / yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Maneviyattan Uzak Diyarlara Göç Eden Nesil

02 Ekim 2017 Pazartesi 10:05

Maneviyattan uzak diyarlara göç eden nesiller... Öyle nesiller yetiştiriyoruz ki...

Duygulardan eksik, empatiden yoksun, maneviyattan uzak, her konuda cahil ve en kötüsü de hiçbir şeyi sorgulamayan! Kendi çocuklarının istediği herşeyi maddi anlamda verip de, koşulsuz sevgiyi, maneviyatı, saygıyı, empatiyi vermeyip öğretmeyen ve anlayış göstermeyi ihmal etmiş olan tüm aileler bunların sorumlularıdırlar. Çocuklarda asla ama asla suç aranmasını doğru bulmuyorum. Kendi çocukları bir çiçeği dalından, yaşamından koparır, ezer; ses etmezler, hayvanları tekmeler, döver, kafasını ezer; ses etmez gülerler, etrafa çöp atar, yerlere tükürürler; ses etmez kafalarını okşar, aferin der dururlar. Neden mi güler, ses etmezler bilir misiniz? Çünkü aynı davranışları ebeveynler de yapmaktadırlar. Yeni yetişen çocuklar ortalama 5 yaşına kadar anne babalarını rol model olarak aldıkları düşünüldüğü zaman çocukların maneviyattan uzak bir hayat sürdürmelerindeki yatan sebeplerin anne babadan geldiğine de şaşmamak gerekir. Çocuk yapmak yahut çocuk sahibi olmak kolaydır. Lakin onu insanca yetiştirmek, maneviyatla beraber onu güzel bir noktaya getirmek çok büyük emek ister. Sadece bunlarla bitmiyor tabi. Çocukların yetiştiği ortam, izledikleri tv kanal ve programlar, yaşadıkları sosyal çevre ve daha birçok şey oldukça etkilidir.

Özellikle de yıllardır neredeyse tüm tv kanallarında olan programlar çocukları en kötü şekilde etkilemektedir. Ayrıca çocuk yaşta olanların hiçbirinin haber bültenlerini izlememeleri gerektiğini düşünüyorum. Neden mi? Özellikle Ortadoğu coğrafyasında sürekli olarak cinayetlerin, tecavüzlerin, tacizlerin, terör olayların yaşandığı bir coğrafya halini almış bulunuyor. Tabi bunları gören ve izleyen çocuklar da bunlardan etkilenir ve de ayni şeyleri ya yaşarlar ya da bir başkasına yaşatırlar. Anne baba arasındaki sevginin güzelliğini ve doğruluğunu görmeden, çocuklara hiçbir manevi değer vermeden çocuklarının istediği herşeyi yapan (maddi yönden) ve de çocuklarına çocukken ne kadar maneviyattan uzak şeyler varsa hepsini çocuklarına yapıp yaşatan aileler yetiştirdikleri nesillerin sonunu nasıl getirdiklerinin birer örneğidir. Bu nesil öncelikle maneviyattan tamamen uzak bir diyarda yaşamını sürdürmüş olur. Böylesi çocuklar hayatlarındaki herşeyi hazır bir şekilde görmek ve bulmak ister. Sürekli olarak hazıra kondukları için hiçbir şeyi üretemez ve bunun yanında da özgüven eksikliğide en üst seviyeye ulaşmış olur. Ayrıca ailelerin çoğunda görülen en önemli durumlardan olan, sorgulayan çocukların sürekli olarak susturulma durumudur. Sürekli olarak susturulan çocuklar bu sefer hiçbirşeyi sorgulamamaya başlar. Bir başka önemli konuda maneviyatta sadece din var onun gereklerini yerine getirin yoksa cehennem ateşinde cayır cayır yanarsınız mantığıyla yetiştirilen çocukların Cenab-ı Allah’tan nasıl bir şekilde korkar hale geldikleridir. İşte sürekli olarak çocukların belirli baskılarla yetiştirildiği, maneviyat olarak da hiçbir zaman güzel bir şekilde yetiştirilmediği ve din anlamında da sürekli olarak ya baskı kurularak ya da yanlış bilgilerle çocukların donatıldığı bir dünya nasıl güzel ve de iyi olabilir ki? Maneviyattan uzak diyarlara göç edenler, kendi çocuklarını yanlış olan bilgilerle donatan ve zihniyeti yanlış bile olsa bu durumları asla yanlış olarak görmeyenlerdir.

Maneviyattan uzak bir durumdan daha bahsetmek istiyorum. Başkalarının yaşamlarına ve diğer canlıların yaşamlarına karşı anlayışsızlık içerisinde bir yaşam sürdürmek. Çocukların kendilerinden hariç diğer insanların, hayvanların, bitkilerin ve diğer tüm canlıları içine alıyor. Dünyanın sadece kendilerinin çevresinden döndüğünü düşüncesiyle maneviyattan uzak bir şekilde yetiştirilen bu çocuklar, bir canlıyı hayatından kopardığında asla ama asla içleri yanmaz ya da üzülmezler. Bir çiçeği dalından kopardığı zaman hiçbir şey hissetmez, neden mi?

Çünkü o çocuğun ailesi ona; o çiçeği dalından koparırsan öleceğini ve onun da bir canlı olduğunu, onun da ruhunun olduğunu, onun da yaşama hakkının olduğunu öğretmemişler. Emin olun o çocuğa doğanın sevgisi aşılansa o çocuk doğayı daha çok sever. Aynı durum insanlar için, hayvanlar için ve tüm canlı varlıklar için de geçerlidir. İşte bizlerin burada görmesi gerekende maneviyattır. Maneviyat; güzelliktir, sevgidir, hoşgörüdür ve en önemliside güzel görmek ve de görebilmektir. Bunların aksine olan herşey de bilinmelidir ki, maneviyatın eksikliğindendir.

Maneviyattan uzak büyüyen her çocuk gün gelir cinayet işler, karısını döver, annesine küfreder, toplumun her şeyine zarar verir, uyuşturucu kullanır, evi terkeden çocuk olarak ortaya çıkar. Ve daha da kötü şeyler yapar. Anne babalar ve aynı şekilde anne baba olma yolunda ilerleyen tüm insanlara seslenmek istiyorum: Çocuklarınızı boş yere öldürmeyin! Maneviyattan uzak diyarlarda yetiştirmeyin! Yapılanlara dur deyin! Ve artık çocuklarınızla beraber maneviyat suyunda yüzmeyi öğrenin. Çocuklarınızı öncelikle maneviyatı yüksek donanımlarla donatın. Çocuklarınızı maneviyattan uzak bir yaşamla baş başa bırakmayın. Bir çiçeği dalından kopardıklarında o çiçeğin yaşamının son bulduğunu öğretin, bir çocuğa bağırdıkların da o çocukların gururları ne kadar incindiğini öğretin, maneviyattan uzak bir yaşamın ne kadar kötü olduğunu öğretin. Ve herşeyden önce de anne babaların kendilerinden başlamak üzere maneviyatlarını yüksek tutmaları için Cenab-ı Allah’ın emrettiği şeyleri yapmaktan ve O’nun yolundan gitmeleri gerekir. Korkmayın!

Yüce Allah’ın emrettiği şeyleri yapmaktan, etmekten, okumaktan, yaşamaktan, öğrenmekten ve öğretmekten asla korkmayın! Sizler kendinizle beraber çocuklarınızın maneviyatını yükseltip o yoldan gittiğiniz zaman işte o zaman yüceliğin en güzeline ulaşırsınız. Maneviyatsız bir insan ruhsuz bir cesedin şekline benzer. Maneviyattan uzak olmayan bir insan Cenab-ı Allah’a karşı kulluğunu daha samimi, ibadetlerini her daim daha şuurlu ve geçimini sağlamak için üstlendiği işini daha da dikkatli yapmaya özen gösteren insandır. Yapması gereken o kulluk görevleri ona yük gibi gelmeyecek, Cenab-ı Allah’ın verdiği herşey için şükür edecek ve verdiği herşeye şükür edecek. Maneviyatı yüksek olan insan, yapmacık hareketlerden uzak, kötü hal ve hareketlerden uzak duracak, yaptığı ve yapacağı herşey de Cenab-ı Allah’ın onu izlediğini bilmesi gerekir. Maneviyattan uzak insanlar hayatlarını en iyi şekilde yaşayamazlar. Maneviyatsız insanların iç ve dış dünyası tamamen farklıdır ki, o insanların dünyası bukalemun gibi sürekli renk değiştirir. Sonuç olarak; Üstün vasıflarla yaratılan insandan, kulluk binasının o mükemmel ve hayırlı kapısını imanla, ayakta tutacak olan direklerini de ibadetle, tüm saldırıları kesecek olan duvarları da ahlakla inşa edip orada O’nu görüyormuşçasına, maneviyat dolu bir hayatı sürdürmesi istenmektedir.

Bunu böyle yapmakla insanın, aslında cennette kendisine iskan edeceği binayı, daha dünya hayatında iken inşa ettiğinin farkında olması gerekir.

Bu sebeple hayattaki en önemli şey maneviyattan uzak bir yaşamı yaşamamaktır. Maneviyattan uzak bir yaşam, ruhsuz kalmış bir hayatın akışına benzer. Maneviyattan uzak diyarlara göç eden nesillerden olmamanız dileğiyle, Hepinize maneviyatı dolu dolu yaşayan insanlardan diliyorum.

Vesselam.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI KİM OLSUN?
RÖPORTAJ