16 Haziran 2019 Pazar

Güven KARABENLİ / yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KADIKÖY'DE AŞK

12 Şubat 2019 Salı 11:57
Güzel bir bahar günüydü. Hani o pırıl pırıl güneşli, rüzgarın boğazdaki erguvan ağaçların sihirli kokusunu İstanbul'un önce akciğerlerine sonra en ücra köşelerine kadar göz kırparak taşıdığı, yaydığı günlerden biriydi..
Kadıköy vapur iskelesinin karşısındaki konservetuar binasının kapısı açıldı. Önce uzunca boylu, çok güzel giyinmiş altmışlı yaşlarda bir kadın, sonra giyimi kuşamı boyu bosu ile kadına çok yakışan bir adam çıktı, arkasından. Sonra "Vala" der gibi kollarını açtı, gülümseyerek kendisini bekleyen kadının koluna girdi adam.
Bostancı dolmuşlarına doğru hiç acele etmeden yürümeye başladılar. Hayat doluydu rıhtım, iskele, Kadıköy, her taraf., kıpır kıpırdı. Baharın gelişi sanki ağaçların çiçeklerin bitkilerin yanı sıra insanlarını da canlandırmıştı İstanbul'un. Martıların feryatları bile değişmişti. Artık şikayet ediyor gibi çığlıklar atmıyorlardı.
Nedense bahar da arıların uyanıp deli gibi çiçeklere saldırmasını anımsadı adam kolkola yürürlerken. Sonra kadına döndü "Daha erken sevgilim, istersen gel sahilde bir yere oturup kahve içelim ne dersin? Diye sordu. Gülümsedi kadın, gözleriyle olur dedi. Buyrun efendimler içerisinde en yakın büfe-kafe karışımı bir mekana oturdular karşılıklı.
Bir müddet sustular, denizi seyrettiler, iskelenin beton duvarlarına hafif hafif vuran dalgaların şıpırtısını dinlediler. Bogazdan geçen tankerleri, tur teknelerini, vapurları, kafalarının üstünde uçan, et yemeyi unutmuş simitle beslenmeye alışmış obez martıları seyrettiler. Suskunlukları kahvelerini ısmarlayıncaya kadar sürdü.
Kadın bir eliyle kahvesini içerken boşta kalan diğer eliyle uzanıp adamın elinden tuttu. "Kırk yıl oldu ha? Nasıl da geçti zaman, dün gibi sanki. Bak Evlendirme dairesi hala orada" dedi başıyla Kadıköy Evlendirme dairesini işaret etti. Adam ise cevap vermek yerine sadece bazen gri, bazen mavi olan gözlerini kadının gözlerine dikti, gülümsedi. Elinin içinde tuttuğu zarif elini yavaşça, sevgiyle sıktı kadının.
Yine sessizliklerine gömüldüler ve Vapurdan boşalan insanları seyrettiler bir müddet. Birden aklına bir şey gelmiş gibi "Sana bir şey soracağım" dedi kadın "Önce hiç düşünmeden, sonra düşünüp cevap vereceksin." "Tamam" dedi adam Öyle sevgi doluydu, öyle yumuşaktı ki bu 'tamam" sanki o tamam önce kadını dudaklarından öptü sonra gözlerinin kenarlarındaki ve alnındaki çizgileri okşadı."Tamam" dedi adam yine "Hadi sor".
"Ölüm mü, bensizlik mi? ama önce hiç düşünmeden, sonra düşünüp cevap vereceksin.
"Ölüm" dedi adam hiç düşünmeden. Kahve fincanlarını bir kenara koyup elele tutuştular. Gözleri adamın gözlerinde, yüzünde hüzünlü bir ifade "düşündün mü?" diye sordu kadın.
"Evet dedi adam "Düşündüm. Cevabım yine ölüm".
" Çooook güzelsiniz be abla" dedi Başı bağlı, balık etinde, rengarenk bir etek giyinmiş Roman kız yavaşça uzandı ve masalarının üstüne bir tek kırmızı gül bıraktı. 'Valla para mara istemem. O kadar güzelsiniz ki dayanamadım, içimden geldi". Dedi ve bir yerlere doğru gülümseyerek uzaklaştı gitti.
 
Adam da, kadın da gülümseyerek masanın üstünde ki güle baktılar. Ama ellerini bırakmadılar.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
İstanbul Seçimlerini kim Kazanır
RÖPORTAJ