18 Aralık 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hüsnü Gülez Suskunluğunu Bozdu
04 Aralık 2017 Pazartesi 21:57

Hüsnü Gülez Suskunluğunu Bozdu

AK Partili Belediye’de Belediye Başkan Yardımcılığı yapmış, Akdeniz Üniversitesi’nde Fakülte Sekreterliği, Kütüphane ve Personel Daire Başkanlığı gibi kritik görevlerinde bulunan ve Son Yerel Seçimlerde Marmaris Belediye Başkanı Aday Adayı olan Hüsnü Güle

- Öncelikle geçtiğimiz hafta Sabah gazetesine de yansıyan Bylock konuşmalarında üniversite imamlarının sizinle ilgili yaptığı “Gülez Paralel Düşmanıdır.” Şeklinde değerlendirmeler var. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Doğrudur, geçtiğimiz hafta mahkemelerde de okundu bu konuşmalar. 29-30 Aralık 2015 tarihinde Erol Gürgen, Soner Teker ve Hasan Tarık Şen Üniversite ile ilgili bazı değerlendirmeler yapıyor ve söz bana gelince, benimle ilgili iki kez “Gülez Paralel düşmanıdır” şeklinde ifade kullanıyorlar. Onların da itiraf ettiği gibi, ben Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayip ERDOĞAN’ın, Başbakanlığı döneminde 17-25 Aralık sürecinden sonra FETÖ ile mücadele çağrısı üzerine, Devletimin yanında FETÖ ile mücadele etmiş karşılığında çok ağır bedeller ödemiş ve ödemekte olan bir kişiyim. Maalesef zamanında bizim eleştirdiğimiz bazı insanların bugün karar verici pozisyonlarda olduğunu görmek acı.. Ama inanıyorum ki adalet er ya da geç tecelli edecek ve kendini gizlemeye çalışan kripto FETÖ’cüler layık oldukları karşılığı alacaklardır.

- Sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakanlığı döneminde FETÖ ile mücadele çağrısı üzerine mücadeleye başladım karşılığında çok ağır bedeller ödedim derken neyi kastediyorsunuz, bu cümleyi biraz açabilir misiniz?

Tabi ki; Sayın Recep Tayip ERDOĞAN’ın çağrısı üzerine; FETÖ/PDY ile mücadelede Devletin yanında net saf tutmamı takiben, ve Üniversite hastanesinin Başhekim ve Yardımcılarının değiştirilmesinden hemen sonra, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü imamlarından biri olarak bilinen ve halen firari olan personelden sorumlu Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Ömer GEÇİCİ’nin de görevinden alınması, adı geçen terör örgütünü çok rahatsız etmiş, özellikle şahsıma karşı kinlendirmiştir. Akdeniz Üniversitesi adına açılan sosyal medya hesaplarında üniversitenin “Fuat Avni”si olarak bilinen @akdenizunifest adlı hesaptan beni hedef tahtasına koymuştur. FETÖ/PDY unsurlarınca, kendisi ile mücadele edenlere, geçmiş süreçlerde devlet büyüklerimize yaptığı gibi- itibarsızlaştırma, tehdit etme, yalnızlaştırma, marjinalleştirme, sahte belgelerle suç üretme yönünde bir kuşatma bana da yapılmış, hiç hak etmediğim ve daha önce yaşamadığım nefret ve linç girişimi hareketi başlatılmıştır.

İnanılır gibi değil… Birçok kritik görevde bulundunuz bürokrasiyi çok iyi bilen bir bürokrat olarak Üniversitelerde yürütülen soruşturmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tamamıyla sulandırıldığını düşünüyorum. Bakın size çok tuhaf kendimle ilgili olan bir durumu anlatacağım. Beni tutuklu bir Fetöcünün verdiği dilekçe ile yine bu dilekçeyi destekleyen içlerinde bir vali yardımcısı ve genel sekreterin bulunduğu tutuklu diğer fetöcülerin yaptığı şahitliklerle kamudan ihraç ettiler. Üniversite de soruşturmalarımın raportörlüğünü yapan şahsın iltisaklı olduğuna dair gazetelerde itirafçıların ifadeleri çıktı. YÖK’te ihracım yönünde fezleke düzenleyen üyenin görevi sonlandırıldı. Kamudan ihracımı gerektirecek bırakın hapis cezasını, Hakkımda adliyede açılan hiçbir dava ve hazırlanan fezleke yok. FETÖ/PDY örgütünün üniversitedeki unsurları, kendileri ile yaptığım mücadele sonunda 2014 yılından itibaren haklarımda yaptığım suç duyurularını öğrenmeleri üzerine, Benden kurtulmak, intikam almak için kurdukları kumpasla ihraç ettiler. Ancak; 15 Temmuz Kalkışmasına kadar aktif Bank Asya Kullanıcısı olan Rektör Yardımcısı, Teknokent Müdürü ve Merkez Müdürleri görevlerini soruşturma dahi geçirmeden sürdürürken, Ayrıca, kitabında FETÖ elebaşına övgüler düzen ve dolabında darbeci albayı saklayan akademisyenler göreve döndürülürken, basında çıkan haberler üzerine aylar sonra bu isimler ihraç edilmiştir. Üniversite yönetimi, sadece aldığı bu kararla bile, ‘evet, biz göreve dönmemesi gereken FETÖ’cüleri göreve döndürdük, görevimizi kötüye kullandık’ demiştir. Bu izah edilemez bir idari zafiyet, düpedüz bir hukuk skandalıdır. Ya da adına ne derseniz deyin.

- Nasıl yani, bazı isimleri önce göreve döndürüp, sonradan ihraç mı ettiler?

Aynen öyle. Devlet ciddiyeti ile hiç bağdaşmayacak bir durum, maalesef bunlar Üniversite de yaşandı. Basında çıkan bir haber üzerine böyle bir karar aldılar ve bizzat kendileri FETÖ’cüleri kolladıklarını itiraf ettiler. Çünkü sonrasında bu isimleri ihraç etmek zorunda kaldılar, madem ilgisizlerdi, neden ihraç ettiler; madem ilgililerdi, neden göreve döndürdüler? Takdir kamuoyunundur.

- Yürütülen bir çok FETÖ soruşturmasının tek açık tanığısınız. Devlete yardımcı olma adına tanıklık yaparken, ne gibi zorluklarla karşılaştınız, karşılaşıyorsunuz?

Ben Devletime yardımcı olma adına, bu örgüt ile ilgili bildiğim tüm gerçekleri, Ankara İstihbarat, KOM, TEM, DDKB, YÖK ve savcılarımıza anlattım ve zamanında devletimin dibine dinamit koymaya çalışan bu örgütün üyelerini deşifre etmeye çalıştım. Üniversitedeki FETÖ yapılanması ile mücadele ettiğim için ciddi tehditler aldım, en önemlisi memurluktan ihraç edilerek işimden oldum. Algı operasyonlarına maruz kaldım, hatta bu çevrelerce FETÖ’cü ilan edilmeye çalışıldım. Ankara’da 15 Temmuz kalkışmasını birebir yaşamış Cumhurbaşkanımıza bağlı Türkiye’nin bağımsızlığını ve menfaatlerini her şeyin üstünde gören bir büyüğüm ile Yargı ve Emniyet Birimlerinin, Avukatlarımın dışında FETÖ/PDY’sı ile mücadelede yalnız bırakıldım hiç kimseden destek görmedim. Geçenlerde KHK ile kapatılan bir derneğin yönetim kurulunda isimleri olduğu için Savcılığa isimlerini verdiğim 4 yönetici hocayla ilgili ifademden vicdanen rahatsız olduğumdan vazgeçtim. Çünkü derneğin başkanı, kurucuları FETÖ soruşturması geçirmezken, dernek tüzüklerindeki imzaları sahte çıkan, üye başvuru formu olmayan ve savcının yazdığı iddianameye göre yapılmayan bir genel kurulda hukuksuzca isimleri Dernekler Masası’na bildirilen bu hocaların benim ifadelerimle yargılanması beni vicdanen rahatsız etti. Ben doğru bildiğim yoldan, ne pahasına olursa olsun asla vazgeçmem, fakat benim ifadelerimle masum insanların yargılanmasını da doğru bulmam. Bu kararımın çeşitli ortamlarda speküle edildiğini duyuyorum. Hatta suç duyurusu yaptığım bazı FETÖ/PDY’sı iltisaklıları kendilerine iftira attığım yönünde hakkımda suç duyuruları yaptıklarını takipsizlik kararlarından sonra öğreniyorum. Amaçları FETÖ ile mücadeleyi sulandırmak, bu hainler vatanını milletini küçük menfaatler doğrultusunda satan ruhsuzlardır. Kendi menfaattarını vatanın menfaattarından üstün görürler, kanun, yasa yönetmelik bilmezler, en iyi bildikleri; suç üretme, sahte belge, yalan, dolan, yıldırma, itibarsızlaştırmak ve kumpas kurmaktır. Aralarında haberleşme aracı olarak kullandıkları bylock’tan hakkımda yaptıkları “Gülez paralel düşmanıdır.” Şeklindeki fişleme ve tehdittin ortaya çıkmasının yegane sebebi bu hainlerin oyunlarına karşı Allah’ında bir hesabının olduğudur. Ülkemin çıkarları ve menfaları doğrultusunda mücadeleye devam edeceğim. İçimizdeki hainlerle ülkenin bağımsızlığına göz diken dış mihraplar birleşmiş kahpece bir plan içine girmiştir. Çok uyanık olmamız, 15 Temmuz ruhunu sürekli canlı tutmamız ve oyuna gelmeden birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmemiz gerekiyor.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Muğla Büyükşehir Belediyesinin çalışmalarını Nasıl Buluyorsunuz.
RÖPORTAJ