16 Ocak 2018 Salı

Savaş Ünlü / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

HABABAM SINIFI

08 Ocak 2018 Pazartesi 13:18

 Liseli yıllarımda tanışmıştım Hababam Sınıfı’yla. Önce romanı, daha sonra filmleriyle. Ailece gittiğimiz sinema salonlarında izlediğimiz Hababam Sınıfı. Kahkahalarımıza gözyaşlarımız karışırdı. O sınıf bizim sınıfımızdı. Kahramanları bizlerdik, eş dost, tanıdıklarımızdı. Rıfat Ilgaz, Hababam Sınıfı’nın bir eğitim yergisi olduğunu söylerdi.    “ Mizah hep beyazdır, olumludur. Mizahta gülme ana öğe değildir. İsteyen ağlar, isteyen güler. Ben yergi yapıyorum, komedi bile düşünmüyorum.” Liseli yıllarımızda, Rıfat Ilgaz’ın bu sözlerinden de habersizdik. Hababam Sınıfı filmlerinde hem ağlıyor, hem de gülüyorduk…

            Rıfat Ilgaz’ın 1944 yılında yayımlanan ”Sınıf” adlı şiir kitabı, Rıfat Ilgaz’ın “ sınıf”taki yolculuğunu başlatmıştır. Adının “Sınıf”, kapağının kırmızı renkli olması, Devrim Kitabevin’de basılması, bilirkişiye göre “ kitabın yazarının hasta ruhlu olması ve kitabın da edebi açıdan hiçbir değer taşımaması” Rıfat Ilgaz’ın altı aylık bir cezaya çarptırılmasına neden olur.

            1956 yılında İlhan Selçuk yönetimindeki Dolmuş adlı mizah dergisinin yazarları arasına girip Stepne adını kullanan Ilgaz, birkaç hafta sonra Hababam Sınıfı adlı yazı dizisine başlar. 25 Temmuz 1956’da  Dolmuş mizah dergisinde yayımlanan ilk öyküden, 25 Temmuz 2006’ya dek geçen elli yıl. Sınıf şiirinden, Sınıf Efsanesi’ne dönüşme. Geride kalan yarım yüzyıl. Ünü ülkemizin sınırları dışına taşan öykü, roman, oyun, film olarak Hababam Sınıfı.

            1965 yılına dek yaklaşık on yıllık süreçte Hababam Sınıfı romanı büyük beğeni kazanır. Büyük Usta’dan romanın oyunlaştırılması istenir. Aynı yıl çalışmalara başlar. Karamürsel’de üçüncü sınıf bir otelde romanı oyunlaştırır. Parasızlıktan daktilo alamadığı için elle yazar. Bir köy katibi tarafından daktiloya geçirilir. Dilekçe yazım ücreti üzerinden anlaşmışlardır. Rıfat Ilgaz okur, katip yazar.

            “ Toplum olarak bazı sanat yapıtlarının hangi şartlarda üretildiğini düşünmemiz gerektiğidir babamın yaşadıkları. Bugün eğer Hababam Sınıfı denildiğinde, herkesin yüzünde tatlı bir gülümseme oluşuyorsa, bunu babamın o günlerde çektiği sıkıntılara borçluyuz.” diyor oğlu Aydın Ilgaz.

            1965 yılında oyunlaştırılan Hababam Sınıfı Ulvi Uraz’a verilir. Aynı ilgi oyunda da görülür. Oyun üç ay kapalı gişe oynar.

            Hababam Sınıfı’nın 25 Temmuz 1956 tarihli Dolmuş dergisinin 30. sayısında ilk öyküsü yayımlanır. Öyküleri Turhan Selçuk resimler. Üçüncü öyküden sonra Rıfat Ilgaz, yazıya gösterilen ilgiyi merak eder. Ona göre sürdürecek ya da kesecektir yazmayı. İlhan Selçuk, ilginin çok büyük olduğunu söyler ve diziyi sürdürmesini ister. Herkes Stepne’yi konuşuyor, merak ediyordur. Bu merak, 6 Haziran 1957 tarihli Dolmuş dergisinde  sona erer. Stepne’nin Rıfat Ilgaz olduğu okuyuculara açıklanır.

            11 Temmuz 1957’de çıkan Dolmuş dergisinde ise Hababam Sınıfı dizisinin bittiği duyurusu yapılır. Bu eserin birinci kısmı kitap haline getirilmiştir. İkinci kitabın Dolmuş Mizah Yayınları serisinden çıkacağı müjdelenir.

            Hababam Sınıfı niçin bu denli sevilmiş ve başarılı olmuştur. Kitapta geçenlerin çoğu gerçek yaşamda vardır. Kişiler çevremizde yaşayanlardır. Öğretmen Okul Müdür Yardımcısı Nihat Dicle Kel Mahmut’tur. Safranbolulu Öküz Ahmet İnek Şaban, 120 kiloluk Tulum Fehmi Tulum Hayri, Hademe Şerife Hanım Hafize Ana tipinde canlandırılmıştır. Eserde üç öğe öne çıkıyor: Kötü öğrenci yok, kötü eğitim sistemi var. Kopya ve ezberciliğe karşı çıkma, uydurma saygının yanlışlığı. Toplumumuzda, Rıfat Ilgaz’ın eserinde yerdiği bu öğelere çoğu kişi de karşıdır.

            İlhan Selçuk 24 Mayıs 1965 tarihli Cumhuriyet gazetesinde kitap hakkında neler yazmış: “ Hababam Sınıfı, çeşitli engelleri yıkarak gelmiş ve kitaplığımızdaki yerine zorla oturmuştur. Nedir Hababam Sınıfı? Anlatması çok kolay… Hepimizin sınıfıdır o… Öğretmeniyle ve öğrencisiyle… Kara tahtası, tebeşir kokusu, haytaların gürültüsü, kağıt hışırtısı, sıra gıcırtısı, yazılısı, sözlüsü, kopyası, karnesi, yoklaması ve bütünlemesiyle okul hayatının acı ve tatlı anıları… Türkiye’nin gerçeği içinde orta eğitim hayatını mizah edebiyatında klasikleştiren bir eserdir Hababam Sınıfı. Köy gerçeği, Anadolu gerçeği, İstanbul gerçeği diye yürüyen edebiyatımız, görüyor ki bir de “ Hababam Sınıfı “ gerçeği var. Ve Türk toplum hayatının çok önemli kesimidir o…”

            Hababam Sınıfı Efsanesini gençlere anlatmak eli kalem tutan herkesin görevi olmalıdır. Sanatçı, aydın, yazın üstadlarına bu konuda büyük iş düşüyor…

            İlk günkü sıcaklığıyla nice nice elli yıllara HABABAM SINIFI!

 

                                                   

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Muğla Büyükşehir Belediyesinin çalışmalarını Nasıl Buluyorsunuz.
RÖPORTAJ