GÜNEŞ DOĞU’DAN DOĞAR
Hayat, insanları çoğu zaman zorluklarla, sıkıntılarla ve dertler ile sınar. Fakat insan öyle bir mucizedir ki, kendisine en fazla acı veren durumların bile üstesinden gelmeyi başarır. Bu gibi durumlarda insana en fazla gerekli olan manevi ve felsefi destektir. Kitaplı dinlerin birçoğu bu konuda kendi yaklaşımlarını farklı şekillerde ortaya koymuşlardır. Bu yazımda sizlere bir din kavramı ötesinde, bir felsefi anlayıştan, Budizm’den bahsetmek istiyorum. Dünyada, özellikle Uzak Doğu’da bu Felsefeyi din olarak kabul eden bakış açıları da mevcuttur.
Budizm, hayattaki acı, ızdırap ve tatminsizliğin kaynaklarını açıklayan ve bunların giderilmesinin yollarını gösteren bir öğretiler topluluğudur. Budizmin kurucusu Siddartha Gautama olarak kabul edilir. Budizm, Sanskritçe’deki eski Budist metinlerde “uyanmış kişi- farkında olan” anlamına gelen Buddha kelimesinden gelir.
Sosyolojik ve tarihsel planda Budizm, Hindistan’ı işgal eden Aryan toplulukların beraberinde getirdiği Brahmanizmin haz ve acıya köktenci yaklaşımına karşı ılımlılığı ve ruhsal uzlaşıyı vurgulamıştır. Budizm’de öğretilerin ana çatısını meditasyon, reenkarnasyon (doğum-ölüm döngüsü tekrarı) ve karma (neden-sonuç zinciri) gibi kavramlar oluşturmaktadır.
X X X
Budizm felsefesi Uzak Doğu’da ve Batı Avrupa’da geniş kitleleri etkilemiştir. Buddha, “Dört Yüce Gerçek” belirlemiştir:
Dört Yüce Gerçek:
1. Gerçek, Dukkha: acı hayatın ve varoluşun bir parçasıdır
2. Gerçek, Samudaya: acıların kaynağı arzu ve isteklerdir
3. Gerçek, Nirodha: istek ve arzular bırakılırsa acılar sonra erdirilebilir
4. Gerçek: Magga: acıların sona erdirilmesinin yolu Sekiz Aşamalı Asil Yol’dan geçer
Sekiz Aşamalı Asil Yol şunlardır; Gerçek Bilgi, Doğru Zihniyet, Doğru Söz, Doğru Davranış, Doğru Yaşam Biçimi, Gerçek Çaba, Gerçek Dikkat, Gerçek Uyanıklık.
Bu Sekiz Aşamalı Asil Yol, Nirvana’ya giden (acıları sona erdiren) yol olarak kabul edilir. Budizmin bu aydınlatıcı felsefesi, tarih boyunca insanlığı savaşlara, yıkımlara ve cehalete sürükleyen diğer bütün dinler ile karşılaştırıldığında Budizmi farklı bir kategoriye koymamıza neden oluyor.
X X X
Kimileri Budizmin kötümser bir görüş olduğu izlenimi yarattığı gerekçesiyle ızdırap kelimesi yerine farklı kelimeler kullanır. Gerçekte Budizm ne kötümser, ne de iyimserdir, yalnızca gerçekçidir. Yani mesele “acıların insanı” durumu olmaktan daha öte, hayatı bir bütünüyle kavrayış ve irdeleyiş durumudur.
Budizm ile öğrencilik yıllarımda tanışmıştım (Sanırım 1996 yılıydı). Çocukluğumdan beri dinleye dinleye şarkılarını ezbere söylediğim The Beatles, bazı şarkılarında uzak doğu ezgileri ve mistisizm kullanıyordu. Merak ediyordum, ilgimi çekiyordu. Özellikle “Across the Universe” ve “Love you to” isimli şarkılarda bu etki apaçık görülüyordu. Sanırım gitarist George Harrison bu konuda gruba öncülük ediyordu. Netice olarak, kendimi bir anda Budizmin uçsuz bucaksız dünyasında buldum. Kitaplar okudum, araştırdım. Budist görüşlere müthiş sempati duydum, meditasyon kurslarına gittim, fakat ne yazık ki başarılı bir Budist olamadım.
Başarılı bir Budist olabilmek için dünyanın birçok güzel nimetlerinden kendimi soyutlaman (Cinsellik, Alkol, Müzik) gerekiyordu. Bu yüzden, Budizme olan alakam sadece uzaktan felsefesini takip ederek, hayatımda uygulayabileceğim kadarını uygulamakla geçti. Öğrencilik yıllarımdan sonra çok uzun bir süre Budizm’den uzak kalsam da felsefesi aklımın hep bir kenarında kaldı.
Yaşadığım ve gördüğüm kadarıyla hayat her geçen gün Budist felsefeyi daha haklı çıkartıyor. Nedensiz hırslarımız bizlere bitmek tükenmek bilmeyen ızdıraplar veriyor. Şayet hayatımızda karşılaşacağımız üzüntülerden ve acılardan sakınmak istiyorsak, hırslarımızdan elimizden geldiğince arınmalı ve mütevazi yaşamlar sürmeyi tercih etmeliyiz.
X X X
Budizmi eleştirebileceğim tek konu insanı biraz anlamsızca pasifizme sürüklediğidir. Hayatta her şey soyutlanma ile çözülmüyor. Ruh, beden ile doğa arasındaki dengemizi bulabilmemiz için özellikle insanlık doğasına ters düşen “sistem” ile mücadele, hatta amansız bir savaş vermek zorundayız. Bu savaşı verirken karşılaştığımız zorluklar karşısında en sağlam dayanaklarınızdan biri yüzyılların bilgelik sürecinden damıtılıp gelen Budist felsefenin kendisi olacaktır.
Bu yazı toplam 1037 defa okunmuştur.