13 Kasım 2018 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Gençlerimizin tamamı üniversiteli olacak.
24 Ekim 2008 Cuma 15:42

Gençlerimizin tamamı üniversiteli olacak.

Muğla Milletvekili Prof Dr. YÜKSEL ÖZDEN Kamuoyunda öğrenci affı olarak bilinen ve Yüksek Öğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubu adına konuştu.. Günümüz dünyasında üniversite eğitiminin zorunluluğu üzerine dur

Gençlerimizin tamamı üniversiteli olacak.


Muğla Milletvekili Prof Dr. YÜKSEL ÖZDEN Kamuoyunda öğrenci affı olarak bilinen ve Yüksek Öğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubu adına konuştu.. Günümüz dünyasında üniversite eğitiminin zorunluluğu üzerine duran özden Getirilen kanunun gerekçelerini ortaya koydu. “Gençlerimizin tamamının üniversiteli olması için çalışıyoruz” diyen Prof Özden'in konuşması milletvekillerince ilgiyle dinlendi.


Muğla Milletvekili Prof Dr. YÜKSEL ÖZDEN Üniversite eğitiminin , bugünün gençleri için bir tercih olmanın ötesinde zorunluluk hâlini geldiğini, İş gücü ihtiyacı açısından baktığımızda, bu ülkedeki herkesin neredeyse üniversite mezunu olması hedefi ve çabasıyla hareket etmemiz gerekliliği ortada oldüğunu belirterek “Üniversiteler bir ülkede ne yapar? Üniversite en temelde insan gücü ihtiyacımızı karşılar, eğitim verir, araştırma yapar. Bir üniversite diplomasının bir kişi için, bir genç için değeri, onun daha önceki yıllarda orta sınıfa geçiş pasaportu olarak ifade edilen bir değer taşımaktaydı. Bu açıdan baktığımızda üniversite eğitimi, belki de en çok daha alt gelir gruplarındaki gençler için, insanlar için daha önemli. Onların önündeki engellerin kaldırılması, üniversiteye giden yolun hızla açılması gerekiyor. Ayrıca kadınlarımız, genç kızlarımız açısından baktığımızda da ilkokul mezunlarına göre üniversite mezunu kadınların iş hayatına atılma olasılıklarının çok çok daha yüksek olduğunu görüyoruz.” dedi.

“Elit eğitim anlayışını terk etmeliyiz”
Özden konuşmasının devamında, Üniversite eğitiminin bugün yüzde 10 ve 15 ile sınırlı bir kesime hitap ettiğine dikkat çekerek “bu böyle sürgit gidecekse burada elit bir eğitim anlayışı söz konusudur. Eğer tüm çabalarımızı, tüm gayretlerimizi bu ülkenin kalburüstü niteleyebileceğimiz yüzde 10'una, 15'ine yönelik olarak sürdürüyorsak buradaki eğitim elit bir eğitim olarak nitelendirilebilir. Yüzde 15 ile 50 arasındaki bir grubu hedefliyorsak artık burada üniversite eğitiminin kitleselleşmesinden söz edebiliriz. Belli, çok az sayıda insanla, yapabilen, becerebilen, kotarabilen, parasını, gücünü, aklını, zekâsını en üst düzeyde kullanarak üniversite eğitimi elde edebilecek grupla sınırlı kalmayıp bunu kitlesel eğitim hâline getirmek zorundayız” dedi.
Tüm dünyada, 1980 sonrasında, üniversite eğitiminin kitlesel olması gerekliliği konusunda hem talepler artmış hem de bu konudaki gayretlerin tüm dünya ülkelerinde hız kazandığını da vurgulayan Özden “. İşte, uzun zamandır Türkiye'de yeni üniversite açarak, üniversite konusunu sık sık gündeme getirerek burada bunu tartışmamızın arkasında böylesine küresel bir zorunluluk ve ülke gerçekliği yatmaktadır. Yaptığımız her şey, üniversiteyle ilgili konuştuğumuz her şey eğitimli insan için, açık toplum için ve mutlu bir gelecek için bir zorunluluktur” dedi.
.
Bugün Edirne'den Kars'a üniversitelerin bir bir yükseldiğini bunda da gençlere gelecek kazandırmayı hedeflediklerinin altını çizen Prof . Özden konuşmasını şöyle sürdürdü:


Bu ülkede liseyi bitiren ve bizim çocuklarımız arasında yaptığımız sınavlar içerisinde yüzde 20'lere, 30'lara, 40'lara girdiği hâlde, bu ülkede eğitim imkânı veremediğimiz 50 bini aşkın gencimiz Amerika Birleşik Devletleri'nde, İngiltere'de, Almanya'da, Orta Asya'daki ülkelerde ve Balkan ülkelerinde kendilerine bir üniversite diploması elde etmek için uğraşıyorlar. Bu 50 bin gencimizi biz kendi ülkemizde yetiştirmek…

Dışarı gitmek isteyen, başka ülkelerde daha iyi eğitim almak isteyen, başka amaçlarla oralarda bulunmak isteyen, değişik ülkeleri, kültürleri tanımak isteyen gençlerimiz elbette olacaktır ve oralarda okumalarında da hiçbir sakınca, sıkıntı görmüyoruz. Nitekim, kendi ülkemizde de diğer ülkelerden gelmiş 16 bini aşkın öğrenci bulunmaktadır. Ama, biz, bu ülkede eğitim almak isteyip ve imkânları da başka ülkede eğitim almaya izin vermeyen gençlerimizin komşu ülkeler için bir pazar olmasından da sıkıntı duymaktayız. Nitekim, bu ülkeler, her geçen gün lise öğrencilerimize yönelik fuarlar açmakta, onları çekmenin, onlara kendi ülkelerinde eğitim vermenin çabasını göstermektedirler”


Üniversite kontenjanı arttı dershanelere ilgi azaldı
Bu yıl açık öğretimde ve örgün eğitimde toplam 600 bini aşkın gencimize üniversiteli olma hakkını tanımış, onlara bu fırsatı vermiş bulunmaktayız. ÖSS sonuçları belki de hiçbir zaman bu kadar coşkulu olmamıştı. Yüz binlerce gencimiz üniversiteli olma hakkını elde etmiştir, bunun kıvancını, gururunu yaşamaktadır, ailelerimiz de rahatlamıştır.


Nitekim, bu yıl üniversiteye hazırlık için dershanelerde çalışan öğrencilerin sayısında önemli derecede azalma olmuştur. Hatta, bazen hafta içi grupların neredeyse boşaldığı söylenmektedir. Çünkü bu ülkede liseden bir yıl içerisinde mezun ettiğimiz yeni mezunların toplam sayısı zaten 700 bin civarındadır. Eğer biz 600 bini aşkın öğrenciye artan kontenjanlarla, gelişen imkânlarla üniversiteli olma şansını tanırsak, zaten bu kapı önündeki yığılmalar da her gün daha da azalacaktır. Bunun için yeni üniversite açmaya, vakıf üniversitelerini teşvik etmeye, hatta "özel üniversite" kavramını ele almaya, tartışmaya, değerlendirmeye hazır olmalıyız. Çünkü, küresel oyuncu olmaları, bu ülkede yetişen gençlerin kendi ellerindeki, kendi evlerindeki işlere talip olmaları için bile küresel dünyaya hazır olmaları, iyi bir üniversite eğitimi almış olmaları bir zorunluluktur” Konuşmasında Öğrenci affına ilişkin düşüncelerini de açıklayan Özden şöyle dedi:


“Millî Eğitim Bakanlığımız öğrenci affı konusunu tüm açıklığıyla ele almıştır. Kendilerine ulaşan 5 bini aşkın talebin her biri titizlikle ele alınmış, değerlendirilmiştir. Burada bireyin ve toplumun talebini karşılamanın, bireylere kaçırdıkları, zamanında değerlendiremedikleri eğitim hakkını tanımanın, yaşam boyu eğitim sunma düşüncesinin ve diğer tarafta da genellik ve eşitlik ilkesinin ötesinde başka hiçbir amaç güdülmemiştir.


Diğer tarafta komisyona da bine yakın talep ulaşmıştır. Komisyonda da bu konu aynı saydığımız ilkeler bağlamında ele alınmış, kapsamı, içeriği aynı şekilde değerlendirilmiş ve komisyon olarak bize ulaşan binlerce talebin, komisyona ve Bakanlığımıza ulaşan taleplerin -bazıları çok aşırıya kaçan neredeyse hiçbir sınır tanımayan, hiçbir koşul tanımayan bir şekildeki af isteyenleri dışında tuttuğumuzda- yüzde 90'dan fazlasının, yüzde 90-95 oranında karşılanmış olduğunu görmüş olmanın da mutluluğunu taşıyoruz.
Konuşmamın başında bahsettim, üniversite eğitimi bir zamanlar elit bir eğitim olarak ele alınıyordu; yapabilenin, her türlü zorluğu aşabilenin, becerebilenin, aklıyla, zekâsıyla, parasıyla, çalışkanlığıyla, gayretiyle, tüm sorunları aşma çabasıyla, elit bir kesimin eğitim alması çok daha yeterli görülüyordu. Oysa, bilgi toplumuna geçtiğimizde, ülkedeki gençlerin tamamının üniversite eğitiminden geçmesi gerekiyor. Bundan dolayı, af konusuna yaklaşımımızda da bir paradigma, bir bakış açısı geliştirmemiz, bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor çünkü bu ülkede, şu an, okullarımızda, liselerimizde olan gençlerimizi bugün çok iyi yetiştirirsek geleceğimize o kadar daha güvenle bakabiliriz. Bu bakış açısı değişikliğinin yanında, buna paralel olarak, af konusunun belki de …

Yani kamuoyunda öyle anıldığı için, daha tanımlayıcı bir ifade olduğu için af, öğrenci affı olarak ifade ediyoruz ama burada yapılan şey, daha önce kendilerine verilen imkânı yeterince değerlendirememiş, çeşitli nedenlerle, maddi yetersizlikten dolayı, sağlık nedeniyle okula gelememiş, bunun dışında her ne sebeple olursa olsun bu imkânı değerlendirememiş öğrencilere biz yeni bir hak tanıyoruz. Bu işin belki de bundan sonrasında, YÖK'ün ve Üniversitelerarası Kurulun kendi uhdesinde değerlendirebileceği, bu tür çalışmalara, bu tür raporlara bakıp o doğrultuda çözüm üretebileceği bir yapıya da gitmek durumundayız.”


“Okula dönen öğrenciye rehber olun”
Buradan, üniversitelerimize, hocalarımıza, öğretim üyelerimize de bir duygumuzu açık yüreklilikle ifade etmek istiyorum. Üniversitelerimizin bu kapsamda gelecek olan öğrencilerle zorlanacağı ortadadır, fiziksel olarak, mekân olarak ve öğretim üyesi ihtiyacı olarak biz öğretim üyelerimizin zorlanacağının farkındayız, komisyonda da bunu ele aldık, baktık, ama diğer tarafta uzun zamandır onların da izlediği gibi -kamuoyunda yükselen bir beklenti- bireysel ve toplumsal ihtiyaçlara da karşılık vermek durumunda kaldığımızı da biliyoruz. İkisini değerlendirdiğimizde, biz üniversitedeki hocalarımızdan gelen gençlere bu konuda daha önce kullanamadıkları imkânı, fırsatı bu kez daha iyi değerlendirmeleri konusunda rehberlik etmelerini istiyoruz. Onlardan bir fedakârlık istediğimizin, şartlarını zorladığımızın farkındayız ama kapsam alanında on binlerce, yüz binlerce öğrenci olduğunu tahmin ediyoruz ve buradan da çok yüksek sayıda öğrencimizin bu af kapsamında başvuracağını ve daha öncekilerden bile yüksek oranda gencimizin buradan başarıyla ayrılacağını düşünüyor, tahmin ediyoruz; ondan dolayı bir tarafta üniversite eğitiminin niteliğini, kalitesini koruma hassasiyetini aynen paylaşıyoruz. Yapmak istediğimiz şey, vaktizamanında baktığınızda üniversite eğitiminin belki değerini çok iyi anlamamış, değerlendirememiş öğrencilerimize bir fırsat vererek, o insanlara bir kez daha bu hakkı tanıyarak, af kapsamında dönecek olan öğrencilere en iyi şekilde rehberlik ederek üniversiteli olması konusunda onların da gayretlerinin en yüksek düzeyde olacağına inanıyoruz.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Marmaris Belediye Başkan Adayı Kim Olsun?
RÖPORTAJ