18 Ekim 2019 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Geç kalmış bir haberin öyküsü
01 Nisan 2014 Salı 11:45

Geç kalmış bir haberin öyküsü

Bu geç kalmış bir sanat haberidir.

Geçtiğimiz günlerde Marmaris belediyesi Kültür Evi’nde mütevazı bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yaptı. Bundan bir hafta önce ressam Alime Şimşek’in  ‘Babaannemle Resim Sergisi’nden bahsediyorum.

babaanne-001.jpg

Evet, haberini yapmadım bu serginin. Zira bana göre bir habere sığmayacak kadar detayları çok olan bir olaydı.  Yani iki fotoğraf bir kısa metinle geçiştirerek yapacağım bir haber bu özel sergiye haksızlık olurdu diye düşündüm Biliyorum ki bu yazı okunduğunda “Babaannemle Resim Sergisi”’ etkinliği sona ermiş olacak.

Yani  “Babaannemle resim sergisi” haber değeri artık kalmadı.  Bundandır ki serginin öyküsünü anlatayım dedim. Keza öykülerin haberde olduğu gibi son kullanma tarihleri yoktur. Gelelim öykümüze;

“Babaanemle Resim Sergisi”

Ressam Alime Şimşek tam bir doğa ve sanat aşığıdır.  Doğanın hovardaca tüketildiği ve sanat toprağının çölleştiği bu bahtsız zamanlar içinde sanatçı olmak. Bu da yetmezmiş gibi doğa aşığı olmak, bağımsız bağlantısız çevreci olmak. Bu bir delilik değil mi allahaşkına?  Evet  işte ressam Alime Şimsek böylesi bir  delilikten muzdariptir.

alime.jpg

Doğayı hovardaca tüketenler ve kenti sanat çölüne dönüştürenlere inat “ diren sanat, diren doğa” şiarıyla doğa sevgisi ve sanatla beslediği yaşamını, Marmaris Hisarönü Köyü’nde sürdürüyor.

Ona bu delilik kimden mirastır diye sormayın?  Sizin yerinize ben sordum ve sözü ona bıraktım:

“Ortahisar (Nevşehir)de doğdum. İlkokulu Ortahisar'da Anneanne ve dedemin yanında okudum. İlk sanat derslerini de dedemden aldım Avanosta çömlekçiden aldığı kil çamuru ile ile bana insan ve hayvan figürleri yaptığında 7-8 yaşlarındaydım. Kağıt katlama, patates baskısı vb. gibi yaratıcı çalışmalar yapardık. Çiftçi olan dedemden gelen doğa aşkı da o yıllarda başladı”

Alime’nin anlattığından aklıma eski bir şarkı sözü geldi:

“Ah dede vah dede sen neymişsin sen /diller düştüm senin yüzünden”

Ama küçük Alime büyüdü dedesinden kalan bu delilik mirasını  bir mirasyedi edasıyla hovardaca tüketmedi.  Kendisi büyürken dedesinden aldığı “delilik” mirasını da büyütmek için eğitim gördü. Önce Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümünü bitirdi ama bu ona yetmedi. Eski adıyla Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünü bitirdi. Velhasıl dedesinden kalan doğa sevgisi ve sanat aşkıyla yoğrulan deliliğini akademik eğitimle besleyerek taçlandırdı.

 

Ve artık Alime’nin işi gücü, çocukları güldürmek, eğitmek;  iş gücü doğayı sevmek, korumak;  İşi gücü sanat çölünde sanata can vermek, resim yapmaktır.

“Yaşadığı köy evinin de oluşturduğu o küçük atölyenin duvarları dile gelse de konuşsa” derim. Ki bilirim o duvarlar O Alime’nin öyküsünü benden daha iyi anlatır.

Ona deliliğini miras bırakan sevimli dedesinden söz ettikte 80 yaşında sanat aşkıyla yanıp tutuşan ressam olmaya karar veren Babaanesi Cemile kadını es geçmek olur mu?. Tabiî ki geçemezdim zira bu öykünün asıl kahramanı Alime’nin babaannesi Cemile kadındır.

Yaşına başına aldırmayıp fırça ve tualle yatıp kalkan ve birbirinden anlamlı resimler doğuran  Cemile kadını tabi ki  en iyi torunu Alime anlatabilirdi Dinleyelim

“1901 doğumlu Babaannem Cemile Şimşek Nevşehir Mustafa Paşa( Sinasos) lıdır. Annesi doğumunda ölmüş, okul yüzü görmemiş. Çocukluk yıllarında babası tahta kaşıkların üzerine çiçekler ve mevlevi figürleri çizerek hayatını kazanırmış sanırım babaannemin resimle ilk alakası böyle başlamış olmalı.

 13 yaşında evlendirilmiş ve 5 çocuğu olmuş. Birinci ve ikinci dünya savaşının kıtlık günlerinden geçmiş”

Cemile kadın ölmeden önce O günler dair bir anısını anlatmış Alime Şimşek’e. Demiş ki;

“Birgün evimin önünde yırtılmış bir elbisem yama yapıyordum. Oradan geçen bir yabancı oradan geçerken yanıma geldi Öylece devam et bir resmini çizeyim dedi. Bende kabul ettim kurşun kalemle çizdi sonrada o resmi bana hediye edip gitti. Ama yanımdaki arkadaşlar beni kınadılar bir ecnebiye poz vermemin günah olduğunu söyleyerek bana baskı yaptılar. Onlara kızdım bana hediye edilen resmide yırtıp attım”

 

Ressam Alime şimşek,  babaannesinin bu olaydan çok etkilendiğini ve bunun yıllarca içinde ukde olarak kaldığını ancak bir daha resim ile hiçbir teması olmadığına kendisinin tanıklık ettiğini anlattı bize.

80 yaşındayken eşini kaybetmiş Cemile kadın.  Etkilenmiş ama hayata küsmemiş, kendisine yeni uğraşlar bulmuş.  Renkli yünlerle örtüler örmüş Cemile kadın.

Alime Şimşek istanbul’da bir Üniversitede resim bölümü öğrencisiyken babaannesi onu ziyaret etmek için İstanbul'a gitmiş.

Bundan sonrasını Alime şimşek şöyle anlatıyor.

“Bana geldi. Ben okuldayken bulduğu bir kağıda benim portremi çizmişti.Geldiğimde bana gösterdi, gözlerime inanamadım ve çok mutlu oldum. Onun yaptığı resmi beğenmem onu çok mutlu etti ve o günden sonra büyük bir tutkuyla resim yapmaya başladı.  Ben ersim eğitimimi tamamladıktan sonra yaptığı resimlerin tamamını gazete kağıdı kullanarak kendinsin yaptığı bir dosya içinde bana gönderdi.  Tam 80 resim….İnanılmaz mutlu oldum.Yıllardır hep sergilemek istedim,ancak şimdi sergileme imkanı buldum”.

Gençliğinde içinde bir ukte olarak kalmış resim tutkusunu 80 yaşında gözleri az görmesine karşın yeniden diriltmeyi başarmış.  

Cemile Kadın’ın resimlerini kendi resimlerinin arasına katarak  bu sanat çölünde sergileme cesareti gösteren Alime Şimşek bir sanatsever olarak ne diyebilirim diye çok düşündüm  şu iki sözcük döküldü dudaklarımda: Aşk olsun….

Alime Şimşek’in sonsuzluğa yıllar önce uğradığı ve 80 yaşında adeta sanat doğuran Cemile Şimşek’e  dair bir şey söylemek için çok düşündüm. Şu üç sözcük çıktı dudaklarımda:

 “Aşk, olsun aşk olsun, aşk olsun sana Cemile nine.  Eli öpülesi kadınmışsın  acıyı bal eyleyen bütün Anadolu kadınları gibi… Işıklar içinde uyu… (Hasan Ceylan)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Marmaris Belediye Başkanı Mehmet Oktay'ın Çalışmalarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?
RÖPORTAJ