18 Ağustos 2017 Cuma

Umur ÖZLÜER / yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fırsatlar Ülkesi ABD

13 Temmuz 2017 Perşembe 13:14

Burada kaldığım üç ay süre boyunca her çekilişte bir dolar karşılığında, bir tek kolon süper loto oynadım. İlk çekilişte bir dolara karşılık on dolar kazandım.
O akşam avukat olan yeğenime Fırsatlar Ülkesi ABD de milyoner olmanın işten bile olmadığını, eğer bu çekilişte bir milyon dolarlık bir kupon alsaydım, şimdi on milyon doların sahibi olabileceğimi söyledim. Yeğenim bana gülümseyerek “Doğru ama Dayıcım sen gene bir dolarlık oynamaya devam et, şansın varsa 20 milyon dolar bile kazanabilirsin” oldu. Haklıymış, üç ayın sonunda, zar zor ancak tapi olarak çıktım süper loto işinden. Ama buradaki girişimciliğimden son ana kadar vazgeçmedim. En son olarak 06 Temmuz Türkiye dönüşümde LAX Tom Bradley hava alanı terminalinde armağanlarla dolu bavullarımı taşımak için bir bagaj arabası aldım. Türkiye’de Atatürk havaalanında 1TL karşılığı aldığım bagaj arabasına burada 5 dolar ödeyince kan beynime sıçradı. Neyse valizlerimi teslim ettikten sonra, arkadaşımın da bagaj arabasını alıp, arabaları aldığım otomatın yolunu tuttum. Biraz bekledikten sonra bagaj arabası almaya gelen ilk kişiye makineden alırsan 5 dolar benden alırsan 4 dolar diyerek iki bagaj arabasını 8 dolara, 3 dolar karla devrettim. Mutlu mesut dönerken yanıma gelen havaalanı görevlisi bu konudaki davranışımdan dolayı beni şikayet edeceğini ve polis çağıracağını söyleyince de burasının özgür bir ülke olarak girişimciliği desteklediğini dilim döndüğünce anlatarak, yarın için bu konuda bir iş kurarsam kendinin de yanımda çalışabileceğimi anlattım. 
Sanırım o hala benim neler söylediğimi çözmeye çalışıyordur. İşte Amerika’daki ilk somut kazancım olan 3 doları LAX’ a karşı rekabet ederek böylece bileğimin ve dilimin hakkı ile kazandım. Sıra şimdi bu üç doları nereye, hangi işe yatıracağım konusuna geldi. İleride bu konuyu da sizlerle paylaşacağım.
Ama bu arada size buraya gelip, iş kuran, mesleğinde başarılı olarak gerçek anlamda milyoner olan Türklerden ve işletmelerinden bahsetmek isterim. 
Anadolu’nun zengin ve lezzetli kültüründen gelen, bu şansı iyi değerlendiren birçok Türk kurdukları firmaları ile ABD nin başarılı işletmeleri arasına girmiş.
Amphora International bunlardan biri; Zeytinyağı, İncir, Kayısı başta olmak üzere bu markayı ABD de bir çok seçkin zincir marketin raflarına sokmayı başarmış bir grup. Burada tattığım seçilmiş lezzetli ürünlerini Türkiye’de bulmak bile zor. 
Bir diğeri ise oradaki dergilere kapak olacak kadar meşhur olan bir Türkiyeli.
Üniversitelerde rol model olarak çağrılı yaptığı konuşmalarda “Benim hikayemde Anadolu’yu bulursunuz diye başlayan Chobani Yoğurtları fabrikası sahibi Hamdi Ulukaya ne yazık ki bu zenginliği borçlu olduğu Anadolu’yu ürünleri üzerine taşıyamamış. Chobani markalı yoğurtların üzerinde Greek Yogurt ibaresi var. Görünce üzüldüm. Erzincan İliç doğumlu bu arkadaşın Anadolu medeniyeti ve lezzeti üzerine daha çok, ama çok çalışması gerek. ABD de pazarlama kolaylığı açısında da olsa insan önce benliğini korumalı ve yansıtmalı., En azından “Anatolian Yogurt” Anadolu’dan doğan bu lezzeti ürünlerinin üzerine yazacak ve tanıtacak kadar vefası ve cesareti olmalı.
Beş kişi ve küçük işletme artı banka kredisi ile yoğurt işine giren Anadolu’nun bu saf, sempatik girişimcisi, bu gün için, içinde göçmenlerin bulunduğu 3000 kişi çalıştıran ve yıllık cirosu birkaç milyar doların üstünde olan bir Yoğurt Kralı. Amerika ‘da yılın en başarılı girişimcisi ödülünü kazanan,, Amerikan Milli Olimpiyat takımı sponsorlarından biri olan, insan ve hayvan hakları savunması konusunda duyarlılık gösteren, kurduğu vakıflar aracılığı ile gelirinin %10unu sosyal projelere aktaran alçak gönüllü bu Anadolu insanının son derece yalın bir şekilde anlattığı, başarı öyküsünü ek linkten dikkatle izlemenizi, izletmenizi öneririm.https://www.youtube.com/watch?v=-pz_Fb1zSfE 
İrvine City deki Kore festivalinde gördüğüm Maraş Dondurmacısını, Gümüşhane’den çıkıp Amerika’da Anadolu yemeklerini ve lezzetini kültürümüzle tanıtan İstanbul Restaurant’ı gelecekte bu denli başarılı görmek de, bu öyküden sonra benim için sürpriz olmayacak sanırım.
Bu arada, girişimcilik adına benim ABD de ciddi olarak neler yaptığıma gelince. 
Alabildiğine gözlemcilik. Özellikle başarılı olunması en zor olan sanat konusunda, yaratıcılığı sınır tanımayan Türk sanatçılarına yeni ufuklar açabilmek, eserlerinin hakkı olan değere kavuşmasını sağlamak adına buradaki ilişkileri zorlamak. Gücünün farkında olma konusunda kararsız olan Türk kolonisini yüreklendirerek, onları bu girişimin destekçisi olmaya davet etme çabalarımı aralıksız sürdürdüm. Bu konuda ABD Los Angeles Kalimerhaba temsilcimiz ve sanat danışmanımız olarak, buradaki her sanat olayının içinde olan ve eserleri büyük beğeni toplayan Mimar Ressam Eren Alptekin ile etkinliklerimizin sanat danışmanlığı konusunda prensip olarak anlaştık. Kadın ve Sanat Festivalimizi Los Angeles’e taşımak üzere gereken diplomatik desteği almak için, Başkonsolosumuz Raife Gülru Gezer’e yazılı öneride bulundum, TWI (Turkish Women’s Inititative) yöneticisi Sema Başol ile karşılıklı görüştüm. Umarım bu ilk adım sonrası Türkiye, sanatçılarının yapıtlarının oluşturduğu çağdaş yüzü ile de tanınır Amerika’da.
Hoşça kalın, dostça kalın.
 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Muğla Büyükşehir Belediyesinin Çalışmalarını Nasıl Buluyorsunuz?
RÖPORTAJ