13 Ağustos 2020 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Cumhuriyet Döneminde Eğitim Hakkında Değerlendirme
14 Haziran 2020 Pazar 11:51

Cumhuriyet Döneminde Eğitim Hakkında Değerlendirme

Hande Uyar yazdı...

Cumhuriyet Döneminde Eğitim Hakkında Değerlendirme

Hande Uyar

kişi, bina, adam, dik içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Toplumu kendi özüne döndürecek olan eğitim, kulanıldığında faydalı ve doğru yapılması konusunda kesin çizgileri vardır. Yapılan yanlışlar uzun yıllarca düzeltilemeyebilir. Atatürk umudunu toplumun kurtuluşu olarak gördüğü Türk gençlerine bağlamıştır. Milli eğitimle ilgili düzenlemeler Kurtuluş Savaşı yaşanırken ortaya çıkmıştır. 16  Temmuz 1921 tarihinde Mustafa Kemal başkanlığında Ankara’da kongre toplanmıştır Maarif Kongresi’yle birlikte eğitimle ilgili ilk reformlara başlanmış eğitimde örgütlenme, eğitim kurumlarında ve programlarında reform yapılması gündemleri oluşturmuştur. Atatürk’ün başkanlığında Maarif Kongresi’ndeki alınan kararlar, milli ve kültürleme yoluyla eğitim yapmak, kültüre de eğitim kadar önem vermek olarak özetlenebilir. Toplumda üretimi arttırmak için yeni derslerin açılacak olması da kararlaştırılmıştır. Bu demek oluyor ki Türkiye Cumhuriyet’in tarım toplumu olması müfredatından üretimi arttırmak için derslerin konması, milli eğitimin yanı sıra millete fayda sağlayacak bir eğitimin de göstergesidir. Toplumlar kendini tanırlarsa kendi faydaları üzerine bir eğitim sistemi inşa edebilir. Mustafa Kemal bu düşüncesini Bu hedefini de 1 Mart 1922 günü Meclis’i açış nutkunda açıkça dile getirmiştir. Milli Eğitim Programını tanımlarken, “Bu program, milletimizin bugünkü haline, sosyal hayatı ihtiyacına, çevrenin koşullarına ve çağın gereklerine tamamen uygun olsun” ifadeleriyle açıklık getirmeye çalışmıştır.

Ülkeye fayda sağlayacak bir eğitim yapılması kararı verilmiştir. 1923-24 yıllarında Türkiye nüfusu yaklaşık 12 milyondur. 12 milyon nüfus’unda yaklaşık olarak %10’u okuma yazma bilmektedir. %10’luk kısımın sadece %3’ü kadınlardan oluşur. Kurtuluş Savaşı yıllarındaki ölümler ve tahribat eğitimin niteliğini bozmuş öğretmenler azalmış ve niteliksizleşmişlerdir. Osmanlı devletinin eğitimi kutsal kitaplar ağarlık kazanıyordu. II. Mahmud döneminde laik eğitime başlanmasına karşın eğitim gereksinimlere göre değil geleneksel yöntemlere göre yapılıyordu. Tanzimat döneminde din derslerinin olmaması farklı düşüncelere sahip birçok kutbu meydana getirmiştir. Eğitimin niteliksizliğinden yalnızca tüketen insan ortaya çıkarmıştır.  Bu sebepten milli çıkarlar eğitimde öncelik verilmiş milli kimlik oluşturulmak istenmiştir.

Eğitim alanındaki bir diğer önemli gelişme 3 Mart 1923 tarihinde Tevhid-i Tedrisat kanununun ilan edilmesiyle gerçekleşmiştir. Amaçlarını özetlersek, Atatürk ilkelerine sadık vatandaşlar yetiştirme, okuma yazma oranının artması, ilköğretimin yaygınlaştırılması, yeni kuşakların pratik ve ekonomik hayatta başarılı olmaları, ahlaklı disiplinli bir toplum ortaya çıkarmak ve Türk milletini uygar milletler seviyesine çıkaracak yeni nesil yetiştirme amaçlanmıştır. Bu kanınla medrese-mektep ikiliğine son verilmiş “eğitimde birlik” sağlanmıştır. Tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmış eğitim programları bakanlık tarafından yapılmaya başlanmıştır.

Azınlık okulları da Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmış tekke, zaviyeler ve medreseler kapatılmıştır. Mustafa Kemal, eğitim sistemine yeni temeller atarken aynı zamanda eğitimde laikleşmeye gitmiştir. Ders kitabı dini etkilerden uzak pozitif bilimlere yatkın olması sağlanmıştır. Eğitimin değişmesiyle yeni toplumsal yapı meydana gelmiştir. Millet, dünyaevi gereksinimleri karşılayacak şekilde oluşturulmaya başlanmıştır. Millet Mektepleri, Halkevleri, Köy Eğitmenleri Kursları ve Köy Enstitüleri’de Atatürk’ün oluşturduğu yeni eğitim düzeninin birer ürünleridir.

Yeni eğitim sistemi Fransız ve İngiliz Eğitim sisteminden etkilenmiştir. Tanzimat döneminde Fransız eğitim sistemi örnek alınsada 1920 ve 1930’lu yıllarda Emin Erişilgil ve Avni Başman’ın ilköğretim ve ortaöğretim için hazırladığı programlarda İngiliz sistemi yerleştirilmeye çalışılmıştır. Yani bilgi, ampirizim ve deneycilik yoluyla elde edilmesidir. Ancak bu sistem yerleşememiş 1940’larda Fransız sistemine geri dönülmüştür. 1933’te üniversiteye alınan Alman hocaların tehsiriyle Alman eğitimi etkisi de görülmüştür. Cumhuriyet döneminde eğitim sistemi Durkheimci, Ziya Gökalp’in desteklediği sosyoloji biçiminde olmuştur. Eğitimde toplumun öncelik alındığını söyleyebiliriz.

Üçüncü önemi gelişme Arap harflerinin atılarak yerine Latin harflleri kabul edilmesi olmuştur. CHF’sı 31 Ekim 1928’de toplandığında 1 Kasım’da yeni Türk harflerinin görüşülmesini kabul etti. 1 Kasım 1928’de Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün konuşmasından sonra TBMM’si 1353 sayılı kanun tasarısını kabul ederek yeni Türk harfleri kabul edilmiş oldu. 3 Kasım 1928’de Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp kanun resmi gazetede yayınlandıktan sonra yürürlüğe girmiştir.

Eğitim alanında yapılan diğer inkilaplar Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’nun kurulmasıdır. Atatürk’e göre Türklerin kendi benliklerini koruması üstün bir tarih bilgisiyle olabilirdi. Tarih batılılaşmaya açılan kapıydı. Türk Tarih Kurumu Türk Tarih Heyeti’nin çalışmaları sonrasında ortaya çımıştır. Mustafa Kemal’in isteğiyle Türk tarih tezini içeren okullarda fasikül halinde basılan tarih notlarından faydalınarak  “ Türk Tarihinin Ana Hatları” kitabını oluşturmuşlardır. Kitap Türk tarihini en eski çağlardan Cumhuriyet’e kadar kısaca anlatır. Ancak Mustafa Kemal, kitabın birçok yerini beğenmemiştir. Bunun üzerine sürekli ve metotlu çalışma yapacak 1931’de Türk Tarihi Tetkik Encümeni oluşturulmuş 12 Nisan 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyet’i olarak ortaya çıkmıştır. Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1935’te “Türk Tarih Kurumu” adını almıştır.

1928-1932 yılları arasında Türk diliyle ilgili çalışmaları Dil Heyeti adını taşayan komisyon idare ediyordu. Dil konusunda belirlenen hedeflerin gerçekleşebilmesi için bir kuruluşun kurulması şarttı. Türkçe’nin ulusal bir dil olabilmesi, yabancı dillerin etkisinden kurtularak özüne dönmesi amacı için 1932’de “Türk Dil Kurum”u kurulmuştur.

 

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Hükümet Korona Virüs salgınında başarılı mı ?
RÖPORTAJ