20 Kasım 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Cumhurbaşkanı Gül Erdoğanı anlattı
04 Eylül 2013 Çarşamba 09:33

Cumhurbaşkanı Gül Erdoğan'ı anlattı

Başbakan Erdoğan yaşamından kesitlerin anlatıldığı "Usta'nın Hikayesi" adlı belgeselde Cumhurbaşkanı Gül, Erdoğan ile aralarındaki "kardeşlik hukuku"nu anlattı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gençlik yıllarından Başbakanlığa giden yolda yaşadıklarının anlatıldığı "Usta'nın Hikayesi" belgeseli, Beyaz TV'de yayınlandı. Erdoğan, sunuculuğunu Ferda Yıldırım ve Ertem Şener'in yaptığı programda, kendisine yöneltilen soruları da yanıtladı.

Erdoğan, "Siz cezaevindeyken dışarıda da bir grup diyor ki 'Artık siyasi hayatı bitti, muhtar bile olamaz', dışarıda bunlar konuşuluyor. Umudunuzu kestiğiniz oldu mu?" sorusu üzerine, umudunu kesmediğini, inandığını söyledi.

"Biz birşeye inanmıştık, o da Allah'ın rahmetinden ümidimizi kesmeyiz" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bununla yürüdük ve bununla yürüdüğümüz içindir ki zaten yaptığımız kamuoyu araştırmasında 42 bin denek üzerinde biz kamuoyu araştırması yaptırdık, böyle birşey yoktur. 81 vilayette, bilimsel. Eksikler neler, kimler olması lazım. Bütün bunları inceledik. Ve şu andaki yol arkadaşlarımın ciddi bir kısmı da o süreçte beraber oldular, beraber yürüdük, çalıştık ve dikkat edin, bu demokrasi hayatında Türkiye'de yaşanmamıştır, ilk girdiğimiz seçimde bu kadar darbe üzerine darbe, tokat üzerine tokat, böyle gelen bir yapıda 34,4 ile biz parlamentonun, barajı aşamayan partiler sebebiyle de CHP ile yüzde 63'ünü aldık milletvekillerinin. İki parti parlamentoda grup kurdu, yüzde 63'ünü aldık. O günden bugüne de sürekli yükselen bir trendimiz var. Tabii o yol haritamızın bize getirdiği zenginlikler var. Ve çalışan bir ekip. Bu çalışan ekip de hazırlamış olduğu bu planıyla beraber geleceği gayet güzel bir şekilde öre öre gerek yerelde gerek genelde yolumuza devam ediyoruz."

"İşte bu başlıkları siz atmıştınız"

"Mektuplarda da gördük, o dönemde cezaevindeyken 'Muhtar bile olamaz' diyorlardı ama Diyarbakır'dan bir vatandaşımız 'Geleceğin başbakanı' diyor"şeklindeki hatırlatma üzerine Erdoğan, "Muhtar bile diyemez diyenler şu anda da var, o başlığı atanlar da var. Onlar hala yazılı ve görsel medyada şu anda yazıyorlar, çiziyorlar. Ama birşeyleri var, utanmıyorlar. Bu başlığı siz attınız ve şu anda o hani medya, amiral filan falan laflarını kendilerine yakıştıranlar var ya işte bu başlıkları siz atmıştınız" diye konuştu.

"Şarkı, türkü de iyiydim"

Erdoğan, cezaevinde saz çalıp çalmadığının sorulması üzerine, enstrüman çalma noktasında böyle bir çalışması olmadığını ifade etti. Erdoğan, "Ama kulağım iyidir, kulağımın iyi olması hasebiyle de dinlerim ve söylerim. Bu noktada şarkı, türküde iyiydim" dedi.

Cezaevinde sürekli söylediği türkü olup olmadığının sorulması üzerine de Başbakan Erdoğan, "Ne yapacaksın, tabii söyleyeceksin. Şarkı söyleyeceksin, türkü söyleyeceksin. Yani birçok orada yanımdaki arkadaşımla beraber günlerimizi böyle zenginleştirdik" ifadesini kullandı.

Erdoğan, soru üzerine, "Zaman olur tabii efkar da olur da ama geneli itibarıyla duygu dolu sanatçılarımızın, gerek Türk sanat musikisinde olsun, özellikle Anadolu, türkülerde olsun, tabii dini musikide olsun tabi bütün bunların hepsini orada şöyle birlikte bir meşk ederek devam ettiriyorduk ama sadece enstrümanlarımız yoktu" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, cezaevinde en çok söylediği türkülerin sorulması üzerine de "Özellikle Yemen Türküsü falan çok gündemdeydi. O günlerde özellikle Ada bizim için gündemdeydi. 'Yine bu yıl ada sensiz içime hiç sinmedi' falan, bunlar söylediğimiz şarkılardı. Yemen Türküsü hakeza öyle. Bunları orada terennüm ederdik, söylerdik" dedi.

"Cezaevinde gelen mektuplar arasında kendisini çok etkileyen bir cümlenin ve cüzdanında sakladığı bir mektubun olup olmadığına" yönelik soruyu Başbakan Erdoğan, "Belli bir müddet bunları saklarsınız, sakladıktan sonra da arşive kaldırırsınız tabii. Şu anda onlar yok ama az önce o Diyarbakırlının söylediği o zaten işaret fişeğiydi"şeklinde cevapladı.

Başbakan Erdoğan, "AK Parti kapatılsaydı, bir B planınınız var mıydı? sorusunu yanıtlarken, şunları kaydetti:

"B planı ne olur? Yenisini kurmak olur. Çünkü bizim ülkemizde nice partiler kapatıldı, nice partiler açıldı. Parti kapatmak çözüm değildir. Bunu başından beri biz hep söyledik. Eğer birey suç işliyorsa bireyi cezalandırın. Gerçek kişi. Ama tüzel kişi suç işlemez, tüzel kişiye ceza vermenin de bir anlamı olmaz. Biz hep bunu savuna savuna geldik, bugün de aynı şeyi savunuyoruz. Biz AK Parti olarak tüzel kişiliklerin kapatılmasına karşıyız."

Cumhurbaşkanı Gül, Erdoğan'ı anlattı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de video görüntülerinde şunları kaydetti:

"Önce Beyaz TV'yi tebrik ediyorum, böyle bir programı yaptıkları ve gerçekleştirdikleri için. Tabii hepiniz, herkes biliyor ki Tayyip Bey ile bizim arkadaşlığımız, kardeşliğimiz çok eski yıllara gider. Eski yıllar dediğim de gençliğimizin ilk yıllarıdır. Yani benim üniversiteye ilk gidişimdir, Tayyip Bey de o zaman İmam Hatip Lisesinin tam son sınıftaydı, bitirmek üzereydi. Bu 1970'lerin başıdır. O günden bugüne baktığımızda 40 yılı geçen bir arkadaşlığımız ve kardeşliğimiz var tabii ki. Bu süre içerisinde çok tabii olaylar oldu. Bu 40 yıla yakın arkadaşlık bir mahalle arkadaşlığı değil. Bu arkadaşlık vatan ve millet sevgisi uğrunda bir dava arkadaşlığı. Onun için tabii ki çok anlamlı ve çok manalı bir arkadaşlık. Ve Allah tabii nasip etti, memlekitimize, milletimize gerçekten hizmet yolunda da bizlere çok onurlu hep görevler düştü.

Öğrencilik yıllarımızdaki mücadelelerimiz, faaliyetlerimiz artık çok tabii onlar unutuldu. Ama şu bir gerçek ki gerek Refah Partisi'nin gerek Fazilet Partisi'nin benim milletvekili olarak, Tayyip Bey'in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak hep yaptıkları hep çok dikkat çekti ama esas AK Parti'yi kurmamız ve AK Parti'yi iktidara taşımamız hiç unutulmayacak tabii ki olaydır. Ve Türkiye'nin belki de son 15 yılındaki siyasi tarih, bu siyasi tarihi, Türkiye'nin tarihini beraber yaptık ve Türkiye'nin tarihini adeta beraber yazdık. Onun için sadece bir olayı anlatın deseniz, doğrusu işin içinden çıkamam açıkçası. O kadar çok heyecanlar yaşadık, o kadar çok önemli kararlar verdik, o kadar çok cesur gerçekten hep adımlar attık ki bunların hangisi aklınızda deseniz, doğrusu burada çok zorlanırım, hepsi birbirinden gerçekten çok değerli, çok kıymetli. Ama tabii ki bu büyük başarıların altında AK Parti'yi kurmamız, onun hazırlıklarını en iyi şekilde yapmamız, sonra milletin huzuruna çıkmamız oldu."

"Bu işler uzarsa iyi olmaz dedim"

İlk büyük heyecanları hep beraber yaşadıklarını ve ilk gittikleri yerin Kayseri olduğunu dile getiren Gül, şöyle devam etti:

"Kayseri'de çok büyük bir mitingle, büyük bir coşkuyla başladık ve o adım adım bütün Türkiye'ye yayıldı. Bütün illere gidildi, aldığımız büyük cesaretle ve sonunda 2002 seçimlerinde iktidar tabii nasip oldu. Tabii o da sancılı bir süreçti. Tayyip Bey'in adaylığının engellenmesi, daha sonraki geçiş süreçlerimiz, bunları hepberaber yaşadık doğrusu. Şimdi bunlar hep hatıra oldu ama hepsi çok önemliydi. Tabii ilk hükümeti o zaman kurduğumuzda, Türkiye çok zor şartlar altındaydı. Bir taraftan Irak savaşı, bir taraftan ekonominin içinde buluduğu durum, Kıbrıs ile ilgili çok önemli kararlar, bunların hepsi doğrusu hepberaber çok istişare ettiğimiz büyük olaylardır. Daha sonra 'Başbakan ol' dediğimde o 'Niye acele ediyoruz' dedi, bunu hemen söylemek isterim. Ben de yok 'Bu işler uzarsa iyi olmaz' dedim ve o şekilde bir geçiş yaptık."

Daha sonra çok köklü reformlara imza attıklarını, Türkiye'de çok yapısal değişiklikler gerçekleştiğini vurgulayan Gül, "Çok büyük başarılar oldu. Türkiye'nin ışığı sadece kendisini değil bütün çevreyi aydınlatmaya başladı ve herkes artık Türkiye'nin itibarını konuşmaya başladı. Bunların hepsi çok köklü reformlar, çok köklü yapısal değişiklikler çok köklü çalışmalarla oldu. Gerek demokratik hayatımızda, hukuk hayatımızda gerekse ekonomik hayatımızda bunlar doğrusu dediğim gibi Türk tarihinin bir kesiti olarak ileride muhakkak hep anılacaktır, çok daha iyi değerlendirilecektir" dedi.

Bütün bu süreç içerisinde ortak, müşterek, istişareleri ve kararlarının hepsinin birbirinden önemli olduğuna işaret eden Gül, şöyle devam etti:

"Daha sonra benim Cumhurbaşkanı oluşum ve bu süre içerisinde Tayyip Bey'in Başbakan, benim Cumhurbaşkanı olarak, yine devletin önemli meselelerini Türk milletinin bize verdiği büyük sorumluluğu yerine getirmek için olağanüstü çalışmalarımız, bunların hepsi birbirinden tabii çok değerli hatıralardır.

Ailelerimiz de tabii ki hep birbirinin dostudur. Benim çocuklarım onun çocukları gibi, onun çocukları benim çocuklarım gibidir doğrusu. Hepimiz birbirimizi çok severiz. İnşallah daha çok bu millete hizmet etme imkanı olacaktır. Şüphesiz ki önce Allahım sağlık, sıhhat, afiyet versin hepimize. Doğrusu kendisi çok kararlı ve cesur bir kişiliğe sahip. İnsanlarla çok sıcak ilişkiler kurar. Onun için zaten insanlar etrafında toplanabilmiştir. Ama aynı zamanda yeri geldiğinde çok yufka yüreklidir. Onu da söylemek isterim. Allah herkese ayrı bir fıtrat vermiştir. Tayyip Bey'e de tekrar sağlık, sıhhat, afiyet, hepimize doğrusu bunu diliyorum. Muhakkak ki daha milletimize hizmetleri çok olacaktır."

"En önemli şey tabii ki AK Parti'nin kuruluş olayı"

Başbakan Erdoğan da Cumhurbaşkanı Gül ile unutamadıkları anılarının sorulması üzerine şunları kaydetti:

"Aslında Cumhurbaşkanımız hepsini en güzel şekliyle özetledi. Unutamadığımız diyebileceğimiz en önemli şey tabii ki AK Parti'nin kuruluşu olayı. Bu kuruluş süreci içerisinde biz hiçbir zaman tereddüte düşmedik, şüpheye düşmedik. Ama o kuruluş hareketini yapan arkadaşlar olarak birbirimize hakikaten inandık, güvendik. Ve geçmişten devraldığımız o birlikteliğimizi bir kardeşlik hukuku içerisinde aynen geleceğe taşıdık ve bu süreç içerisinde makam, mevki filan, bunların hiçbirisi bizim bu kardeşliğimizi gölgelemedi, aramıza böyle bir sıkıntı sokamadı. Hatırlayın, yine yazılı, görsel medyalar neler yazdılar. Bizimle ilgili yazdılar, eşlerimizle ilgili yazdılar. Halbuki Abdullah Bey'in de ifade ettiği gibi, bizim eşlerimiz birbirleriyle hukukları çok çok farklıdır, çocuklarımız yine aynı şekilde. Böyle bir sıkıntı hamdolsun hiçbir zaman aramızda yaşanmadı, olmadı. Zaten bunu yakalayamadıkları için de kahroluyorlar tabii. Ama biz aynı şekilde, inandığımız bu doğru yolda, kardeşlik hukuku içerisinde milletimize hizmet yolunda bir dava aşkı, inancıyla bu yola devam ediyoruz. Ben de Sayın Cumhurbaşkanımıza milletimin huzurunda şükranlarımı özellikle ifade etmek istiyorum."

Başbakan Erdoğan'ın "yol arkadaşlarının" da (bakanlar, milletvekilleri) görüntülerinin bulunduğu "Uzun İnce Bir Yoldayım" türküsünün yer aldığı videonun gösterilmesinin ardından Erdoğan, videoda yer alan arkadaşları için "Rollerini gayet iyi oynamışlar" görüşünü dile getirdi.

Erdoğan, "Yola çıkarken de hep 'uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece, gideceğiz gündüz gece' dedik. 'Durmak yok, yola devam' dedik ve hiç ara vermeden yola aynen, bizler de böyle devam ettik, devam ediyoruz, inşallah devam edeceğiz" diye konuştu.

Sunucu Ertem Şener, Erdoğan'dan bir şiir okumasını rica etti. Erdoğan da bunun üzerine "Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda, şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey milletimi hatırlatıyor" dizelerini okudu.

Programın sonunda Beyaz TV'ye teşekkür eden Erdoğan, "Bizi geçmişle buluşturdular ve hakikaten Usta'nın Hikayesi gerçek bir hikayeye dönüştü, şükranlarımı özellikle ifade ediyorum" dedi.

Kaynak:
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI KİM OLSUN?
RÖPORTAJ