Geçtiğimiz günlerde, trafiğin potansiyel katillerinden canımı zor kurtarıp bin bir güçlükle kendimi ofise atınca o sinirle açtım Büyükşehir Belediye Başkanlığının web sitesini, Başkandan ve yardımcısına, Fen İşleri Daire Başkanından Alt Yapı Koordinasyon Müdürüne, Ulaşım Daire Başkanlığına, yetmedi Halkla İlişkiler Müdürlüğüne kadar, tabiri caizse verdim veriştirdim.
Büyükdere caddesinin Sarıyer’den Beşiktaş’a gidiş yönünde, Maslak Nurol Plaza’nın önünden başlayıp Levent Kanyon AVM’ ye kadar olan güzergâhın yol çizgilerinin silindiğini, bundan yüz bulan magandaların seyir halindeyken nasıl çirkefleşebildiğini yazdım önce. Sonra bu çizgilerin olmadığını nasıl görmediklerini, neden görmediklerini, ne hakla görmeyebileceklerini bir ton sitemle eleştirip en son da sırf sinir bozmak olsun diye sordum: O bölge Şişli ilçe sınırlarında olduğu ve yani AKP değil Sarıgül yönetiminde olduğu için mi ihmal edilmişti?
Çok değil, 2-2,5 saat geçmişti ki bir baktım mail kutumda Büyükşehir Belediyesinden bir e-posta. “Yuh” dedim, “adamlar hemmen savunmada!… “
Bir sürü mail alt alta, o ona sormuş, öteki başkasına yönlendirmiş, birinden cevap gelmiş, ona bir cümle ilave edilmiş… İlgili birimler arası küçük çaplı bu bir mail krizi yaşanmış belli… Kafam iyice karışınca en alttan itibaren başladım okumaya. İlk etapta Başkan yardımcısı ilgili birime yönlendirirken mailimi, sorumun cevabını kendisinin de çok merak ettiğini ünlemle belirtmiş..
Dediğim gibi birkaç yönlendirmenin ardından, cevap vermek Yol Bakım Onarım Müdürlüğüne kalmış ve onlar da nezaket ve imlâ kurallarına (ki bu benim için çizgilerden bile önemliydi) sonsuz bağlı bir biçimde cevap vermişler.
Önce ne kadar dikkatli olduğumdan bahisle tebrik ve teşekkürlerini iletmişler ki bunu duyunca devamının da bu tarz sırt sıvazlamalarıyla geleceğini düşünüp surat astım ama yanılmışım. İlgili bölümün müdürü, 2011 yılı içinde kaç yüz bin km. yolun bakım onarım ve asfaltlama çalışmalarının yapıldığını, kaç bin km. yeni yol yapıldığını, ne kadar bin ton asfalt kullanıldığını, bu yatırımların ne kadara mâl olduğunu, bu çalışmaların kaçının hangi ilçe sınırlarında olduğunu, (özellikle belirttiğim için, Şişli ilçesini de kırmızıya boyayarak) ayrıntılarıyla yazmış. Sonra da ana konuya dönmüş.
Bilmiyordum, öğrendim: Bir yolun çizgileri boyanacağı vakit, önce mevcut olan aşınmış çizgi tümüyle silinir, sonra yolda meydana gelmiş deformasyonlar giderilir ve yeni çizgiler yeni ölçümlerden ve işaretlemelerden sonra boyanırmış. Çünkü bu tür yama ve yenileme çalışmaları yolun eğimini değiştirirmiş ve eski çizgi üzerinden gidilirse kaza kaçınılmaz olurmuş.
Onlar daha ilk aşamadaymış yani çizgilerin silinmesi aşamasında. Çizgiler zannettiğim gibi aşınmaktan değil, ilgili birimce birkaç gün evvel onarım çalışması kapsamında silinmiş. Ben çok dikkatliymişim, ilk fark eden benmişim, ayrıca tebrik etmişler. Varken var oluşunun umurunda olmadığı bir şeyin, yokluğuyla eksikliğini hemen hissettirebilmesi ne tuhaf…
“Sildinizse boyayın kardeşim!” dedim içimden, duymuş gibi yine yanıt vermişler: “Merak etmeyin, önümüzdeki 5 gece içinde tüm çizgilerimiz yepyeni olacak.”
Devrimci, solcu, tek laik, ülkenin tek sahibigillerden sevgili Genel Müdürümüz geldi tam da o an yanıma, ekrana eğilip “hayırdır?” dedi. “Bizim oranın yol çizgileri silinmişti de, onu sordum Büyükşehir’e “ dedim, bıyığını sıvazlar gibi güldü, dalga geçervari de ekledi: “Eeee… Büyükşehir çalışıyor…”
AKP’ye koşulsuz şartsız gıcık bir kesim var ya hani, dediğim gibi kendini ülkenin tek sahibi sanalar; hani ömürlerine ömür katsa AKP bunların, yok kardeşim yaranamaz! Bir kere de “yahu ayıptır, günahtır, bir takdir edeyim” demezler. Metroyu kapatsa mesela AK Parti; değil İstanbul, Türkiye ayağa kalkar, yıkarlar ortalığı… Metro senin için bu kadar önemliyse kardeşim, yapıldığında da yapanı takdir edeceksin! Çöplerin her sabah alınsın, sokağın tertemiz, yollar cillop gibi, koca yaz su kesilmemiş, otobüsler vapurlar vızır vızır… Hepsini çatır çutur kullanırlar, ama laf sokmaya gelince binlerce! Ha, çekemiyor olabilirsin, takdir etmeyiver ama o zaman da çeneni tutup şişip oturacaksın, kural bu.
İşte tam da onlardandır bizim müdür… Şişen ama susmayanlardan… Sinir bozmak değil mi, “vallahi aynen…” dedim. Sonra da yerimden kalkıp koltuğuma müdürümü buyur ettim… “Vay vay vaayyy… Peeeh, peh pehhhh! Yuuuh yuh yuhhhh!....” Gözlükleri burnuna indirip ekrana yapıştı, kaç kere okudu bilmiyorum… Sonra da hışımla kalktı: “Bu nasıl bir hizmet aşkıdır yahu! N’oluyor ki hemen cevap vermeler, bu Excel tabloları, bu açıklama şekli, bu raporlamalar bu, bu!... Bu şımarıklık!
“Eeee” dedim… “Büyükşehir çalışıyor…”
Bir Şile’ye yol açıyorlar, bir Kağıthane’ye… Bir tünel, bir metro, bir üst geçit, bir alt geçit, bir tuzlama, bir asfaltlama, bir çiçeklendirme, bir ağaçlandırma, temizleme, bir aşılama… Korkunç bir çalışma aşkı almış başını gidiyor! Öğrencilere hediyeler veriliyor, her yere fidanlar dikiliyor, barajın suları biriktiriliyor, AKOM yeni makineleriyle geceye ve kara meydan okuyor, köprüler bakıma giriyor, yeni otobüsler alınıyor, trafik lambaları konuşuyor, tabelalar gülümsüyor, Zabıtalar Bakanlıkça 2011 yılının En Başarılı Kuruluşu seçiliyor… Her yerde bir inşaat, bir şantiye, bir eğitim, bir konser, bir seminer! Ne oluyor yahu! Karınca mısınız siz?
Özellikle arabayla işe gittiğimde, hani Metrobüs gaza basıp ben yerimde sayıyorken çok sinir oluyorum Büyükşehir’e… Ama biliyorum bunların neden bu kadar çok çalıştığını “Yakında evimizi de temizlemeye gelir bunlar” diye korkalım istiyorlar… : “Acaba dünyada bu kadar çok çalışan başka bir belediye var mıdır?” diye düşünelim istiyorlar…
Hakikaten şımarıklık!
Bu yazı toplam 1360 defa okunmuştur.