21 Kasım 2017 Salı

Umur ÖZLÜER / yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bir Başka Dünya

31 Ekim 2017 Salı 10:34
Bir Başka Dünya

Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt, hepimizin sevgili öğretmeni, annem Nuran Özlüer’in rahatsızlığı dolayısı ile bir yıl içerisinde üçüncü kez Amerika Birleşik devletlerinde bulunuyorum.
Kız kardeşimin acil çağrısı üzerine küçük bir çantaya ne elime ne geçerse tıkıştırarak, ayni gün içerisinde hiç uyumadan, Marmaris – İstanbul – Los Angeles seferini tamamladım. Havaalanında beni karşılayan eniştemle annemin operasyon için yattığı hastaneye büyük bir heyecan içerisinde ulaştım. Ne zaman onun elini tuttum, kalp atışlarımız senkronize oldu, işte o zaman birazcık rahatladım.
AHCM (Anaheim Regional Medical Center) çok büyük ve donanımlı bir hastane.  Annemin kalp kapakçığı sorunundan kaynaklanan vücutta toplanan suyun alınması operasyonu burada gerçekleşti. Kendi konusunda uzman birkaç doktorun görüşü alınarak yapılan operasyon neticesinde, bir süre yoğun bakımda kalan annem,  bu sorunu şimdilik atlatarak geçici olarak rahatladı. Bu hastanede ameliyat sonrası bakımın çok önemli bir kurumsal sorumluluk bilinci, işbaşı eğitimi, denetimi ve rapor silsilesi ile sağlandığını özellikle belirtmek isterim. 
Tabii bu ülkede yasalarla teminat altına alınan hasta haklarını da unutmamak gerek.
Burada tanıştığım kız kardeşimin arkadaşlarının çoğu mesleklerinde kariyer sahibi ve önemli başarılara imza atmış insanlar. Operatör Doktor Erkan Ereren de onlardan birisi. Annemin operasyonu sırasında yanımızda olan, hatta operasyonda annemin elini tutan bu candan dost için annem,  ameliyat sonrası ayılıp kendine geldiğinde “Erkan evladım sağ olasın, beni uyuttuklarında, elin elimde, damarlarımın içinde seninle beraber gezdik” dedi. Bu nasıl bir güven, nasıl bir moral, anlatılası gibi değil, yaşanılası bir durum.
Bu arada yoğun bakımın ardından kaldığımız odanın bulunduğu katın hemşirelerinden birinin de Melis Gökoğlu olması, annemin başucundaki Türk Bayraklı nazarlık ve iki yanında asılı torun çocukları Bulut ve Oliver meleklerinin fotoğrafları, burada kaldığımız müddetçe bize kendimizi evimizde hissettirdi.
Buradaki tedavimiz tamamlanıp, fizik tedavi seanslarımız için, Walnut Village Rehabilitation And Care Center için transfer olacağımız gün, geçtiğimiz koridor boyunca asılı duran, siyah mermer üzerine işlenmiş, bugüne kadar bu hastaneye Başhekimlik yapanların onur panolarındaki fotoğraflardan birini tanıdığım bir simaya benzettim. Yakından dikkatlice bakınca Opr. Dr. Erkan Ereren ismini gördüm. Üstelik birkaç pano sonra yeniden, bu kez farklı bir fotoğrafla yine Opr. Dr.Erkan Ereren’in panosu vardı.  Tarihinde bu hastaneye iki kez Başhekimlik yapan tek kişinin bir Türk, üstelik yakın dostumuz Erkan Ereren olması göğsümü kabarttı, gurur duydum. Bu izlenimimi Erkan’a aktardığımda,  alçak gönüllü dostum, bu başarı sanki hiç önemli bir şey değil gibi sorularıma karşı açıklamalarda bulundu bana.
1997 – 1999 ve 2003 – 2005 arası meslektaşlarının seçimi ile iki kez AHCM (Anaheim Regional Medical Center) Başhekimliği yapan Opr. Dr. Erkan Ereren, tıp dünyasında 1980 li yılların sonundan itibaren başlayan Laparoskopik  ameliyatların (kapalı yöntem) gelişmesine ve eğitimine k atkıda bulunan  bir isim olarak tanınıyor. Cerrahpaşa mezunu olan bu başarılı doktorumuzun, babası da doktor. Samsun’da Askeri Hekim olarak Dâhiliye dalında görev yapan Tbp. Alb. Selahattin Ereren bizim zamanımızın doktor amcalarından, hastaları tarafından da doktor baba olarak ünlenen bir kişi. 
Halk tarafından sevgi ile kucaklanan Dr. Selahattin Ereren Samsun halkına hizmetlerini 1980 – 1984 yılları arasında, Belediye Başkanı olarak devam ettirmiş.  Arkasında “doğru dürüst insandı” mirasını bırakan doktor babanın, doktor oğlunun ismini tıp dünyası, kendi konusundaki buluşları ile gelecekte daha çok duyacak sanırım. 
Biz gelelim kaldığımız yer olan, Walnut Village Rehabilitation And Care Center için transfer olacağımız güne; özel bir ambulansla kuş gibi konduk bu tesise. Aynı özen ve ilgi burada da egemen. Doktorun, terapistin, psikologun, biri gidip biri geliyor. Hemşireler ve hastabakıcılar işinin ehli ve güler yüzlü, yemekler harika, her gün saat 11.den 16.00 ya kadar çeşitli aralıklarla bingo, dans, müzik, resim, çamur, elişi ve birçok farklı animasyonla sağlık ve bakım hizmeti alanların hayatı renkleniyor. 
Özel bir araçla çevre gezileri yapılıyor. Haftada bir gün özel olarak eğitilmiş köpeklerin ziyareti ile terapi yapılıyor.
Ama her şeye rağmen burası çok farklı “Bir Başka Dünya” 
Sahip olduğunuz gerçek servetin sağlığınız olduğunu anlamanız için bu tür tesisleri muhakkak ziyaret etmeniz gerek.
Servet değerinde lüks arabalarla gelerek burada tedavi olanları gördükçe, ne kadar zengin olduğumu bir kez daha anladım ve her şey için inandığıma gönülden şükrettim.
Burada şifa arayanların yanı sıra, umarsızca gün dolduran hastaları görünce kendinize dert ettiğiniz her şeyi unutabiliyorsunuz. Hatta sizin dertlerinizin, başkaları için umut olduğunu fark ediyorsunuz. 
Hiçbir zaman, ağlamayacak, bezi değişmeyecek, yürümeyecek, büyümeyecek, yemek yemeyecek, uyumayacak bir oyuncak bebeği yıllardır pışpışlayanlar, gününü ve gecesini motorlu bir tekerlekli iskemle üzerinde geçirenler, bakışları sizi, duvarları, ağaçları delip geçerek, sizin göremediklerinizi görenler, sadece gözleri ile konuşarak tebessüm edenler, üç adım atmanın yorgunluğu ile mutlu olanlar ve daha niceleri. Hani büyüklerimizin dediği gibi “Allah elden ayaktan düşürmesin, akıldan yoksun bırakmasın” sözünde olduğu gibi. Ne kadar önemli ne kadar güzel bir temenniymiş o.
Annem tüm bu insanları görünce birdenbire kendine geldi. -Allah’a çok şükür, elim ayağım tutuyor ve aklım başımda dedi. Kendi hastalığını aştı çevresi ile ilgilenmeye, bana verdiği talimatları ile başkalarına yardımcı olmaya başladı. Bu ara 65 yıllık beraberliğimizin en yoğun ve en özel günlerini büyük bir aşkla yaşıyoruz. Birlikte olduğumuz her saniyenin ikimiz için de büyük bir şans olduğunun farkındayız. 
Yakında annemin kalp kapakçığının ameliyatı konusunda dört uzman doktor karar verecek. 
Nunu’ya kalsa “bugün bu işi bitirelim” kahramanlığında ve moralinde kendisi.
İşte bu ortamda, hepimizin doğum günü olan, annemle yaşıt Türkiye Cumhuriyeti’nin 94. Yılını bayrağımızla ve Atatürk’ümüzle birlikte Amerika Birleşik Devletlerinde kutladık. Nice 29 Ekim’lere. Hoşça kalın dostça kalın, “Bir Başka Dünyanın” an meselesi olduğunu, size de bir adım, hatta bir pıhtıcık kadar yakın olduğunu unutmadan, sağlığınızın kıymetini bilerek yaşayın.

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI KİM OLSUN?
RÖPORTAJ