22 Ağustos 2014 Cuma

Sinan ARSLANER / yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

APO’NUN SORGUSU

05 Ocak 2012 Perşembe 12:43

Bugünkü yazıda sizlere asla güncelliğini yitirmeyecek bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Kitap bir solukta okunulacak tarzda yazılmış ve Türkiye’nin dününü ve bugününü yakından ilgilendiriyor. Kitabın yazarı Sn. Atilla Uğur, değerli bir emekli askerimiz.

Kendisi, 1981 yılından itibaren başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde olmak üzere birçok yerde Jandarma Birlik Komutanlığı yapmış ve birçok terör ve organize suç örgütleri ile mücadelede önemli başarılara imza atmıştır. 1999 yılında yakalanan Abdullah Öcalan’ın İmralı’da sorgulamasını da ekibiyle beraber gerçekleştirdi.. 2007 yılında Kıdemli Albay rütbesinde iken kendi isteği ile emekli oldu. Bir süredir, diğer asker ve aydınlar ile Silivri Esirevi’nde tutulmaktadır.

X             X             X

Kitabın adı “Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım: İşte Gerçekler”. Kaynak yayınlarından bulabilirsiniz. Eminim bu kitabı okuduktan sonra Abdullah Öcalan’ın yakalanışı ve sonrasında gelişen sürece farklı açılardan bakacaksınız. İşte kitaptan benim aklımda kalan kısımlar ve yorumlarım:

 

  • Teröristbaşı Apo, bunca senedir tüm Türk halkına acı ve ızdırap yaşatmasına rağmen sorgu ve yargılanma süresince herhangi bir işkence veya kötü muameleye maruz kalmamıştır. Yaşanılan gelişmeler -Apo’nun infaz edilme endişelerinin aksine- standartların üzerinde bir hukuk sürecinin işletildiğine işaret ediyor. (Bugün yüzlerce asker ve aydınımız düzmece ve hukuk dışı gerekçelerle cezaevlerinde tutuluyorlar. Adalet mekanizması teröristlere gösterilen özeni asker ve aydınlara gösteremeyecek kadar bağımsızlığını ve insafını yitirmiş durumdadır)
  •  
  • Teröristbaşı Apo’nun yakalanma, sorgu ve yargılanma süresi boyunca tüm devlet kurumları ahenk içinde çalışmıştır. Gerek Asker, gerek MİT, gerek siyasiler işbirliğini elden bırakmamıştır. Herkes üzerine düşen görevi bir bütünün parçası olarak, başarıyla yapmıştır. (PKK terör örgütü o zaman müzakere masasına oturulup dilekleri yerine getirilen bir örgüt olmak yerine lideri yakalanmış, bitirilmek üzere olan bir örgüttü. En azından, devlet kurumları birbirinin kuyusunu kazmak yerine uyum içerisinde çalışıyorlardı)
  •  
  • Teröristbaşı Apo yakalandıktan sonraki uyumlu tavırları ile herkesi şaşırtmıştır. Her fırsatta barışın sağlanması için, PKK’nın silah bırakması için, terörün tamamen bitmesi için arabuluculuk yapmak istediğini belirtmiş ve devlete hizmet etmek istediğini açıkça beyan etmiştir. (O zaman değişik “açılımlar” ile devlet mahkemeleri “pişmanım” bile diyemeyen teröristlerin ayağına gönderilmemiş, teröristler dağdan inip ovada halay çekmemişlerdi. Bunu da geçtim “Ne isterlerse vereceğiz!” tarzında aciz açıklamalardan eser yoktu)
  •  
  • Teröristbaşı Apo, Sn. Uğur ile yaptığı sorguda terör örgütünün hangi devletler tarafından desteklendiğini açık şekilde anlatmıştır. Terör örgütünün mühimmatı, siyasi ve ekonomik desteği edindiği ülkeler ABD, İngiltere (Talabani), Fransa, Yunanistan, Suriye, Lübnan, Sırbistan, Romanya, Rusya, İtalya… (Abdullah Öcalan’ın açıklamalarından PKK’ya açık destek vermeyen, veya daha doğru bir deyişle çekimser yaklaşan iki ülkenin Almanya ve Kaddafi’nin Libya’sı olduğunu okuyoruz. Dostumuzu düşmanımızı bilelim! Türkiye’ye sayısız iyiliği dokunan Kaddafi’yi nasıl sırtından vurduğumuzu düşündükçe inanın içim acıyor. Türk halkının alnına bu kara lekeyi sürenler elbet bir gün hesabını vereceklerdir. Bu arada, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinin ne kadar anlamsız olduğunu, arkasında hangi dolapların döndüğüne dikkatinizi çekiyorum. Bu bilgiler bizler için yeni bir sürpriz olmasa da, bunları teröristbaşı Apo’dan duymak daha bir enteresan…)
  •  
  • Teröristbaşı Apo, kendi kadrosundaki elemanları ve hepsinin zayıf yanlarını tek tek deşifre etmiştir. Apo örgüt içinde emrini kendi verdiği infazları da itiraf etmiştir. (Aynı Apo bugünkü BDP kadrosu ve bu kadroyu oluşturanların vasıfsızlığı hakkında da net açıklamalarda bulunmuştur)
  •  
  • Teröristbaşı Apo, koruculuk sisteminin ve korucuların, PKK’nın tüm planlarını altüst ettiğini belirtmiştir. (Bugün, korucuların, zamanında devletin yanında olan aşiretlerin çoğu BDP, dolayısıyla PKK saflarına geçmektedir)
  •  
  • Teröristbaşı Apo, kendisini sorgulayanların önünde kutsal Türk bayrağını öpmüş ve kendisini liderleri olarak görenlere özgürlüğün ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çizgisinde olduğunu izah edemediğini anlatmıştır.
  •  
  • Kitapta Apo’nun en ilgimi çeken sözü şu oldu “ Asker beni düşman olarak görmekten vazgeçerse ben sizin politikacı, gazeteci ve kamuoyunuzu ikna ederim” demiştir. Bu aslında Türk milleti adına oldukça talihsiz bir açıklamadır. Bu, şu demektir; Çeşitli psikolojik harekatlarla devlet işlerinden adeta uzaklaştırılmak istenen ordu bir yanda, Apo’nun emri ve insiyatifindeki politikacı, gazeteci ve kamuoyu bir yanda…

Kitabı herkesin okumasını şiddetle tavsiye ediyorum. PKK ile mücadelede binlerce şehit ve gazimiz ve de onların ızdırap dolu aileleri var. Hepimiz onlara çok şey borçluyuz. Bu vatan halen bölünmediyse ve TC toprakları üzerinde halen Türk bayrağı dalgalanıyorsa bu kahramanca mücadele eden asker ve güvenlik mensuplarımız sayesindedir. Sn. Atilla Uğur’a yaşadığı bu çok özel ve önemli sorgulama anlarını kamuoyu ile paylaşma cesaretini gösterdiği için ayrıca teşekkür ediyorum.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kime oy vereceksiniz
RÖPORTAJ