21 Ağustos 2018 Salı

Savaş Ünlü / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ANTİK KLAZOMENAİ’DE KONSER

10 Ağustos 2018 Cuma 10:49

Her insan bulunduğu makamı, yeri dolduramaz. Bu kolay bir şey değildir. Bazıları da vardır ki makam dar gelir. Yaptıkları hayal edilemeyecek işlerdir. Bu da ancak işini sevmekle mümkündür. Sevgi de bilgiden doğar, bu söz yüzlerce yıl önce söylenmiş. Binlerce yıl önce de, binlerce yıl sonra da söylenebilirdi. Zaman sözün doğruluğunu eksilmeyecekti.

İnsan böyle kişilerle tanışınca daha bir mutlu oluyor. Daha bir yaşama sarılıyor. O insanları model olarak gösterebiliyor. İnsanların böyle olmasını içinden geçiriyor. Çarşamba Buluşmalarımızın kazandırdığı ender dostlardan biridir Kenan Gökkaya. Senfoniye gittiğimde de görürdüm, bir sanatçı olarak. Ağırbaşlı, sevecen, yüzü ışıl ışıl olan biriydi benim için. Yıllar sonra tanışma, onun da ötesinde dost olma şansını yakaladım. Çarşamba günleri orkestrada çalışması yoksa kesinlikle gelirdi. Sevecenliği, güler yüzü, şakaları, insani değerini daha da açığa çıkartıyordu. İzmir Devlet Senfoni Orkestrasının da Müdürüydü. Bulunduğu makamı işgal etmiyor, güzelleştiriyordu.

Kenan Gökkaya zamanında ne güzelliklere imza attı senfoni orkestrası. Köylerde konserlerden tutun da traktör römorkunda konsere kadar neler yapmadım neler. Sanatta ilklere imza attı. Senfoniyi baleyle zenginleştirdi. Halk müziğimizi çok sesli olarak uyarladı. Evrenselliğe uzanan yolun öncülüğünü yaptı. Keloğlan’dan Nasrettin Hoca’ya senfoniye uyarlandı. Baktım ki ilkleri uygulamada epey başarılı sevgili Kenan dostum. Çalıştığım kolejde eğitim öğretim yılına senfoniyle başladık. İlk açılışı, ilk dersi sevgili Kenan Gökkaya verdi. Dostluğunu  o zaman daha da göstermiş oldu. Çoğu sanatçı da izinde olmasına karşın, yarım saatlik gösteri için izinlerini bölüp okulumuza geldiler. Eğitim tarihinde de yeni eğitim, öğretim yılına senfoniyle baleyle giren başka okul yoktur sanırım.

İşte sevgili Kenan Gökkaya, ilklerin kişisidir. Yeniyi, yenilikleri sever, sevmekle kalmaz uygular da. İZGEP’in bir projesini yaşama geçirmek için elinden geleni yapmıştı. Mayıs 2011’de büyük bir kalabalığa sahnelenmişti. Yazı bölümünde benim de katkım olmuştu. Kültür bakanımız Ertuğrul Günay da oyuna gelip çok beğendiğini dillendirmişti. Oyunun gerçek mimarı Kenan Gökkaya’dan başkası değildi. Ben oyunu izlerken Urla’da sevgili Kenan Dostumun çabasıyla gerçekleşen bir konseri de düşünüyordum.

Urla’da Klazomenai’de tam anlamıyla bir müzik ziyafeti çekilmişti. Senfoni orkestrası halk müziğinin ünlü sesi, yorumcusu Belkıs Akkale’ye çalmıştı. Bir şenlik yaşamıştı tarihi ören yeri. Bağlama sanatçısı Cem Çelebi, tüm hünerini döktürmüştü. 160 kişilik koroyu Murat Kodallı yönetmişti. Gece Aşık Veysel’e adanmıştı. Gökyüzünde yıldızlar tanıktır ne geceydi o gece. Öyle ki iklim koşulları uygun olmamasına karşın binlerce kişi konseri sonuna dek konseri izlemekten mutluluk duymuştu. Sanatçı Belkıs Akkale, türkülerle bir Anadolu turuna çıkartmıştı izleyicileri. Dakikalarca sahneden inememişti. İlgi görülmeye değerdi. Klazomenai bilinen on iki İyon kentinden biriydi. Tarihte de ilk zeytinyağı işlikleri orada yapılmıştı. Komili orada yıllardır çalışmalar yapıyor, antik kenti su yüzüne çıkartmak için Güven Bakır hocayı da işin başına getirmiş. İşlikleri gezerken tarihin büyüsü sarıveriyor insanı.

Kimin aklına gelir, Aşık Veysel’i ören yerinde anmak, Kenan Gökkaya varsa işin içinde onun aklına gelir. Yazımın başında sevgi bilgiden doğar demiştim. Daha doğrusu Leonarda da Vinci’nin bir sözünü yazmıştım. Kenan Gökkaya, işin seviyor çünkü engin bir bilgi birikimine sahip. İşinde özgün işlere imzalar atıyor. Kimselerin düşünmediğini düşünüyor. Sevgiyi yaşamına katık ediyor. En önemlisi de bence bu. Sevgisiz yola çıkmıyor. Sevginin eksik olduğu yerde hiçbir şeyin olmayacağını da çok iyi biliyor.

Bir İzmir Rüyası gecesinde bunları düşündüm. Bir ara antik kente dek uzandım. Aşık Veysel’in deyişleri, Dario Moreno’nun Deniz ve Mehtap şarkısıyla karşılaştı. Kenan Gökkaya’nın yüzü ışıldadı. Yıldızlar yağıyordu senfoninin üzerine. Kemanlar, viyolalar, trombonlar, trompetler, kornolar, fagotlar ses verdikçe yayılan yıldızlar tüm salonu kaplıyordu. Yıldızlar geceye egemen olmuştu. Teşekkürler Kenan Gökkaya ve onun ekibi…

Aşık Veysel için ne yapıldıysa Bir İzmir Rüyası için de aynı şey yapılmıştı. Salon çiçeklerle bezenmişti. Bir zeybek oynuyordu kendinden geçmişcesine…

               

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
CHP Muğla'da kimi vekil olarak görmek istiyorsunuz?
RÖPORTAJ