20 Kasım 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ABD "sınırlı operasyona" doğru ilerliyor
31 Ağustos 2013 Cumartesi 11:18

ABD "sınırlı operasyona" doğru ilerliyor

ABD, Suriye’ye “uygun yanıt”ın verilmesi noktasında, “sınırlı bir operasyona” kaçınılmaz şekilde ilerliyor.

ABD, sadece Suriye değil, İran ve Kuzey Kore gibi nükleer faaliyetleri olan ülkelere de mesaj gönderme ve dünyaya güvenirliği ile liderliğini kanıtlama açısından kimyasal silah kullanan Suriye rejimine yönelik “sınırlı bir operasyona” doğru kaçınılmaz şekilde ilerliyor. 

Her ne kadar tüm uluslararası kamuoyu ABD'nin Suriye'ye olası yanıtının askeri olacağını öngörse de Obama yönetimi ilk kez dün bu konuda net konuştu. Obama, “Sınırlı ve kısıtlı bir eylem ihtimaline bakıyoruz" diyerek, Suriye’ye sınırlı askeri eylem yapılacağı mesajını verdi.

Ancak önceki başkan George W. Bush yönetiminin Irak ve Afganistan kararlarını eleştiren ve yönetime geldiği günden bu yana bu tür konularda uluslararası toplumun ortak hareketini arayan Obama, Suriye’de, umduğunun aksine giderek yalnızlaştı. BM Güvenlik Konseyi, Rusya nedeniyle uzun zamandır kilitlenmiş iken, en yakın müttefik İngiltere de bu süreçte ABD’yi yalnız bıraktı. Suriye’ye olası askeri yanıtta Avrupa’dan ABD’ye destek veren tek ülke ise Fransa. Bölgede de özellikle Türkiye, İsrail ve Ürdün gibi ülkelerle Arap Birliği ABD’nin yanında duruyor. Yine de Obama, Suriye konusunda, belki de Irak müdahalesi için eleştirdiği Bush’tan bile daha az uluslararası desteğe sahip.

Obama Suriye’ye yanıtta kararlı

Ancak bu durum Obama’yı Suriye’ye “uygun yanıt” noktasında yolundan döndürecek gibi görünmüyor.

Obama’nın, Suriye rejiminin kimyasal silah kullanmasının “kırmızı çizgi”lerin aşılması anlamına geldiğini söylemesine rağmen bu konuda bugüne kadar hiç adım atmaması, zaten kredibilitesine zarar veriyordu. Şimdi de Suriye rejiminin halkına karşı geniş çaplı kimyasal silah kullandığı ve bunun kabul edilemez olduğunu ısrarlı biçimde belirttikten sonra ABD’nin hiç bir adım atmaması, hem Obama yönetimi için önemli imaj kaybı hem de ABD açısından dünyadaki gücü, liderliği ve söz geçirebilirliği açısından önemli zayıflık algısı yaratması riski taşıyor. 

Bu noktada Obama’nın "Sizi temin ederim ki, kimse benden daha fazla savaş bıkkını değildir. Ama kendi halkına karşı uluslararası normlarca yasaklanan bir silahı kullanmaya istekli bir rejim olduğu zaman, bunlardan sorumlu tutulacağından emin olunmasının, dünyada lider olarak bizim yükümlülüklerimizin parçası olduğuna inanıyorum" sözleri, ABD'nin, bu noktada dünya liderliğini göstermeyi istediğine işaret ediyor. 

Sadece Suriye değil, İran ve Kuzey Kore’ye de mesaj

Obama yönetimi, Suriye’de kimyasal silah kullanılmasının “ABD’nin ulusal çıkarlarına aykırı” olmasını ısrarla belirtmesine rağmen, ülkedeki en önemli sorulardan ve tartışmalardan biri, okyanusun ötesindeki bir ülke olan Suriye’nin neden ABD’in ulusal çıkarlarına tehdit olduğu. Buradaki cevap ise ABD'nin uluslararası normların çiğnenmesi noktasındaki mesajının sadece Suriye'ye yönelik olmamasında yatıyor. 

Obama, dünkü açıklamasında, İran gibi ülkeleri ima ederek, kitle imha silahlarına yönelik normların bazı ülkeler tarafından ihlal edildiğini anımsatarak, "Eğer bu kuralların uygulanmasında kimsenin zorlamaya istekli olmadığına yönelik algı verilirse, kimse bu normları dikkate almaz" ifadesini kullandı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de “ Eğer Beşşar Esed gibi katillerin, ABD ve müttefiklerinin hayır demesine rağmen hiçbir şey yapmadığı, kendi halkından binlercesini ceza almadan zehirleyebildiği bir dünyada yaşamayı seçersek, her istediklerini yapabileceklerine inanan diğerlerinden gelecek tehlikenin ve niyetlerimizi test etmenin bir sonu gelmeyecek" dedi.

Dolayısıyla, Obama yönetimi , Suriye’ye cevabın sadece Suriye'ye değil, aslında nükleer silah faaliyetleri yürüterek yine uluslararası başka bir normu ihlal eden İran ve Kuzey Kore’ye göz dağı anlamına geleceğini ve ABD'nin gerektiğinde onlar için de harekete geçebileceği mesajını vereceğini hesap ediyor. Aynı zamanda Amerikan halkının İran ve Kuzey Kore’nin nükleer faaliyetlerinden daha çok kaygı duyduğu da dikkate alındığında Obama yönetimi için bu söylem, kendi iç kamuoyunu da konunun gerçekten “ABD’nin ulusal güvenlik sorunu” olduğuna ikna edebilmesi açısından önemli koz görevi görüyor. 

Bu nedenle de şimdi ABD açısından eylemsizlik, İran ve Kuzey Kore gibi ülkeleri nükleer silah yarışında daha çok cesaretlendirecek ve ABD’nin tehditlerini önemsememeye yöneltecek olduğundan, eylemde bulunmaktan daha da tehlikeli-

Tüm bu nedenlerle Obama yönetimi, yalnız başına veya az sayıdaki müttefikle bile olsa Suriye’ye karşı askeri eylemde bulunma noktasında neredeyse geri dönülemez bir sürece girmiş görünüyor.

Irak Savaşı’ndan ayırt etme çabaları

Ancak Obama yönetimi her açıdan Irak ve Afganistan hatasına düşmek istemiyor.

Öncelikle olası askeri eylemin amacının Irak ve Afganistan’da olduğu gibi “kesinlikle rejim değişikliği olmadığına” vurgu yapan Obama yönetimi, ikinci olarak, Bush yönetiminin Irak’ın kimyasal silaha sahip olduğunu söylemesinin ardından kanıtlayamamasından ders çıkararak, herhangi bir adımdan önce istihbarat birimlerinin kimyasal silah kullanımına dair raporunu halka açtı, raporun, gizli bölümlerini ise Kongre üyeleriyle paylaşıyor.

Obama yönetiminin, Irak ve  Afganistan’dan edindiği üçünce ders ise sonu açık bir maceraya girmemek.  Bu noktada Obama,  “Hiçbir şekilde, uzun vadeli bir mücadeleye dahiliyet yaratacak ve ABD askerinin karaya ayak basmasını gerektirecek bir askeri eylemi değerlendirmiyoruz” diyerek, Amerikan halkına ve dünyaya Irak’taki gibi maceraya girmeyeceğinin garantisini vermeye çalışıyor.

ABD’nin saldırısı ne zaman?

En önemli soru ise bu "sınırlı eylemin" ne zaman olacağı ama Obama yönetimi, beklenenin aksine Suriye’ye olası yanıtının ne zaman olacağına dair işaret vermekten kaçınıyor. Ancak ortadaki bazı gerçekler, saldırının zamanlamasına yönelik bazı öngörüler sunabiliyor.

Öncelikle, Kongre üyelerinin çağrılarına rağmen Obama yönetimi, Suriye’ye olası yanıtı Kongre’nin onayına sunma konusunda hevesli görünmüyor. Şu anda tatilde olan ve 9 Eylül’de açılacak Kongre de yönetimi eleştirmesine rağmen olağanüstü toplantı için de sinyal vermiyor. Eğer Obama, İngiltere Başbakanı David Cameron gibi konuyu Kongre’ye götürmeyi seçerse, en az 10 gün daha beklemesi gerekiyor Ama Obama’nın talebinin, Cameron’un yaşadığı gibi Kongre’den dönme ihtimali de var. O nedenle şu aşamada sınırlı askeri seçeneğe kararlı görünen Obama için bu çok uygun bir seçenek gibi görünmüyor. Ancak eğer Obama önümüzdeki günlerde kararı vermez ve bu sırada Kongre çalışmasına başlarsa, kararın Kongre’ye gitmesi yönündeki baskılar da çok daha güçlü olacak. Bu nedenle Obama’nın kararı için süresi daralıyor.

İkinci olarak, Obama önümüzdeki hafta denizaşırı seyahate çıkacak. Salı akşamı İsveç’e gitmek üzere Washington’dan ayrılacak olan Obama, ardından St. Petersburg’daki G-20 Zirvesi’ne katılacak ve gelecek cuma akşamı ABD’ye dönecek. Obama’nın, dönüşünü takip eden pazartesi de Kongre açılacak. Obama’nın, tam da kamuoyunu hazırlamaya çalıştığı bir ortamda, karara varmadan önce İsveç ve ardından G-20’ye gitmesi gündemi dağıtacağından ve mevcut eleştirileri de artıracağından, Suriye'ye olası askeri eylemin olasılığının giderek düşmesine neden olacak. 

Üçüncü olarak, BM Genel Sekreteti Ban Ki-mun, herhangi bir yanıta karar verilmeden önce BM araştırmasının sonucunun beklenmesi çağrısı yapsa da Obama yönetimi, BM sonuçlarının kimyasal silahları kimin kullanacağını ortaya koymayacağı ve kendilerinin de kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığı veya kimin kullandığı yönünde bir şüphesinin bulunmadığını belirterek, BM araştırma sonuçlarını beklemeyi çok anlamlı bulmadığının sinyallerini veriyor.

Dördüncü olarak, Suriye’ye olası sınırlı müdahalenin de 2-3 gün sürebileceği yorumları ağırlıklı. 

Dolayısıyla, BM araştırma ekibinin bugün Suriye’den ayrılması, Obama’nın da İsveç ve G-20 ziyaretleri nedeniyle Washington’da bulunmaması ve ardından Kongre’nin açılacak olması nedeniyle, mevcut tablo, ABD’nin kararını saatler veya birkaç gün içinde verip uygulaması ihtimalini güçlendiriyor.

Kaynak:
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI KİM OLSUN?
RÖPORTAJ