17 Mayıs 2012 Perşembe

Ahmet AKGÖNÜLLÜ / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MERHABA

03 Şubat 2012 Cuma 16:07

   Bugün sizleri maziye yolculuk yaptırmak istiyorum. 1978 ler... Delikanlılık çağımız, herşeye gücümüzün yettğine inandığımız yıllar...

Hep anlatılır ya darbe ortamı yaratma çabalarından. 80 öncesi yıllar.. Bilmem yüzkaçıncı turlara rağmen cumhurbaşkanı seçilemeyen yıllar.
1978 baş Ecevit hükümetinin Güneş Motel de kurduğu hükümetli yıllar. Buca Eğitim ilk yıllar.... Ecevit ile okullar tatil edilip 17 Nisan a kadar uzun 
bir tatil yapmıştık. Tatil de bize yaramadı diyemem, çünkü harçlık çıkarmak için göndelik çalışmaya giderdik... Yöremizde bağcılık meşhurdur, bizde birkaç arkadaş bağ bellemeye gidip harçlık biriktirmiştik. Okul harçlığımızı çıkarıyorduk
                 Okullarımız açıldığında Ecevit'in sayesinde bölümlerimizdeki mevcut iki katına çıkmıştı. Açılışla birlikte kargaşa da başlamıştı, Her sabah sol grup bir bölümü basarak anarşi çıkarıyor, bizi atma, okulu ele geçirmeye teşebbüs ediyordu. Tabii bizde direniyorduk.. Tam bir kaos
içindeydi ülke..
                Mevlüt, Kadir, Salih, Ali ve ben.... Çocukluk arkadaşları yine İzmir de buluşmuş ve aynı evi paylaşıyorduk.. Okula gitmek için adeta askeri techizat gerekliydi. Adeta tank gibi bir savaş aracı gerekliydi.( Tank konusu aramızda bir alay konusu olmuştu, onu bir başka zaman sizlerle paylaşırım inşallah)..1978 haziran ayıydı.. Okul yine karışmıştı.. O gün sıra Resim bölümündeydi.. Benim bulunduğum Sosyal Bilimler bölümünün arkasına düştüğü için pencereden bakınca görünüyordu. Sesle yükselmeye başladığında pencereden bakmak için uzanınca Ali yi 
götürüyordu.. O na soramadım Mevlüt'ü görünce.. Ali yi götürüyorlar, dedi. Nedenini sorunca dinamit dedi..
Ali iki gün gelmedi, üçüncü günü akşam üzeri bitkin halde eve döndü.. Gidip polis karakoluna soramıyorduk, çünkü kim giderse geri dönemiyordu. Bu sebepten beklemekten başka çaremiz yoktu... O sırada Aydınlık başta olmak üzere öyle başlık atmışlardı ki! FAŞİSTLER EĞİTİMİ HAVAYA UÇURACAKLARDI.... Boy boy Ali nin resimleri.... Birde gazeteciler  resim çekerken polis öyle bir laf söylüyor ki tam ibretlik..
MASUM POZ VERME LAN!!!!....
               Suç belli de suçlu aranıyormuş gibi... İki gün sonra Ali yi bıraktılar.. Ama herkes Ali yi bombacı olarak tanıdı.. Biz aramızda prof. derdik. Hitabeti güçlü olduğu için bu adı takmıştık ama şimdi daha etkili bir isim bulunmuştu...Gel bombacı, git bombacı..... Biz işin şakasındaydık ama Ali sıkıntısını yıllarca çekti ve yargılandı.. Ali intihar edecekmiş gibi koydu denilen dinamitin iki metre karşısında otururken yakalanmış. Suçu ağır cezalık Ali yıllarca mahkemeye çıkarıldı. Son mahkemede öyle bir olay yaşanıyorki, hayretlik. ifadesi alındıktan sonra bir şahit var diyorlar.. Yüzü maskeli biri giriyor salona kimlik sorulduğunda birkaç harf ve rakam söylüyor... Ve başlıyor konuşmaya... Ali şaşkınlık içinde dinliyor.. İfadeler suşsuzluğunu ispatlıyor. Ali mahkeme salonundan çıkıp merdivenlerden inerkenardından gelen bir kişi omuzuna dokunarak geçiyor.. Ardından koşup yakaladığında şaşkınlığı daha da artıyor.. Beni görmedin, tanımıyorsun... diyerek ayrılıyor.. O kişi hersabah
okulda kendine ilk saldıran sol grubun içinden biriymiş. 
                  Ali bu işten böyle kurtulmuştu.. Ama 12 eylül ile herbirimiz Anadolu nun çeşitli yerlerine dağılmamıza rağmen iki yıl sonra çoğumuz görevden alındık, bazılarımız da içeri alındı ve sorgulandık. Evlerimiz basıldı, arandı, kitaplarımız suç aleti olarak götürüldü...  Yani boşyere yıllarımız çalınıyor görevden alınıyoruz, hakkımızda davalar açılıyor, yaz tatillerinde memleketlerimize gelince de keyfe karakollara alınıp akla hayale gelmeyecek sorular sorulup, itham ediliyorduk...
               Ben 30 yıl sonra memleketime döndüm.. 
               Ali mi? Sizin yakınızda... zor da olsa emekli oldu.. Yıllarca görevden alınıp sorgulandı, sürüldü, horlandı...Şimdi hayata küsmüş halde zamanını geçiriyor... Ara sıra haberleşiyoruz.. O şimdi Muğla sınırları içinde.... Prof dediğimiz Ali nin ağzından söz almak zorlaşmış. Adı bombacı ya... Etrafındakiler zamanla uzaklaşmış... yalnız yaşıyor... İçindeki fırtınalarla, 
             Sevgili okurlar,  size 12 eylül çarkının ezdiği, öğüttüğü bir insandan bahsettim...
              Sizlere zamanın gerisine doğru yolculuk yaparak bir insandan bahsettim... O mağdur değil. Mağrur..... 
              Güzel, gençlik yıllarımızdan bir insan, çocukluk arkadaşım.. Hüzün doluyum inanın... 
              Bugünde ülkemizde kitap yüzünden yatanlar, mahvolan hayatlar var... Biter mi? Bitmesi gerek, bitmeli... İLERİ DEMOKRASİ
olan yerde bunlara yer olmamalı... Demek bu çok ileri demokrasi.... Biz DEMOKRASİ ARARKEN İlerisi geldi... Daha ilerisi nasıl olur acaba?
              TÜRKİYE DE HER AZINLIK İÇİN DEMOKRASİ VAR AMA TÜRK İÇİN NE ZAMAN GELECEK????
Bu yazı toplam 1115 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Spor Toto Süper Lig'in bu sezonki şampiyonu hangi takım olur?
RÖPORTAJ